Şirket-i Hayriye'den Şehir Hatları'na İstanbul Vapurunun Hikayesi
2026, İstanbul vapurunun tarihinde yuvarlak bir yıl: Boğaziçi'nde vapur işletmek için kurulan Şirket-i Hayriye'nin kuruluşunun 175. yılı. Şehir Hatları bu yıl dönümünü yıl boyu süren etkinliklerle kutluyor.
Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

2026, İstanbul vapurunun tarihinde yuvarlak bir yıl: Boğaziçi'nde vapur işletmek için kurulan Şirket-i Hayriye'nin kuruluşunun 175. yılı. Şehir Hatları bu yıl dönümünü yıl boyu süren etkinliklerle kutluyor. Bu yazıda o 175 yılın hikayesini, kayıkla yapılan yolculuklardan bugünkü beyaz vapurlara kadar izliyoruz ve her dönemden bugüne kalan izleri nerede görebileceğinizi anlatıyoruz.
Vapurun İstanbul için anlamı bir ulaşım aracından fazlası oldu. Şehir Hatları'nın değerlendirmesine göre düzenli seferler, yazlık ev bölgesi olan Boğaziçi'nin sürekli oturulan bir yerleşime dönüşmesini hızlandırdı; bugün tanıdığımız Boğaz siluetinin oluşmasında vapurun payı büyüktür. İskele binaları, vapur adları, kaptanlar üzerine anlatılan hikayeler de bu yüzden şehrin hafızasının bir parçası haline geldi.
Kayıktan Buharlı Gemiye
19. yüzyılın ortasına kadar İstanbul'da denizde yolculuğun başlıca aracı kayıktı. Şehir Hatları'nın tarihçesine göre İstanbul ile Mudanya, İstanbul ile Üsküdar, Eminönü ile Karaköy arasında, Haliç'te ve Boğaziçi'nde yolcu ve yük; kayık, pereme ve mavnalarla taşınıyordu. TDV İslam Ansiklopedisi Boğaziçi'nde altı kürekle çekilen peremeleri ve geliri bir hayır işine vakfedilen pazar kayıklarını anlatır. Devlet büyükleri ise yalılarına çifte kürekli kayıklarla gidip gelirdi ve rütbeye göre kayığın büyüklüğü ile kürek sayısı bile bir nizamnameyle belirlenmişti.
Buharlı gemi bu düzene 1830'larda girdi. Şehir Hatları'nın aktardığına göre 1837'de İngiliz ve Rus bandıralı buharlı gemiler İstanbul'da taşımacılığa başladı. Osmanlı Devleti bir süre sonra yabancıların bu işini yasakladı ve 1838'de Tersane-i Amire'de yapılan ilk Osmanlı bandıralı vapurlardan Eser-i Hayır'ı İstanbul'da, Mesir-i Bahri'yi Marmara'da çalıştırmaya başladı.
Marmara hattının kurumsal kökü 1844'e, Bahriye Nezareti'ne bağlı Hazine-i Hassa Vapurları İdaresi'ne uzanır. Bu idare Sirkeci'den Adalar'a, Pendik'e ve Yeşilköy'e vapur işletiyordu. Şehir Hatları'nın iskele tarihçesi Kadıköy'e ilk vapur seferinin 1846'da yapıldığını kaydeder. Boğaziçi ise bir süre daha kayığa kaldı. TDV'ye göre Tanzimat'tan sonra rağbeti artan Boğaziçi'nde oturan devlet memurları için tersaneden bir vapur ayrıldı, ama sabah ve akşam yapılan bu seferler ihtiyacı karşılamaktan uzaktı.
Şirket-i Hayriye Kuruluyor
Çözüm fikri Keçecizade Fuad Paşa ile Ahmed Cevdet Paşa'dan geldi. TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre şirketin amacı iki yönlüydü: Avrupa'da büyük servet yaratan anonim şirket modeline bir örnek göstermek ve Boğaziçi'nde oturanların şehre gidip gelmesini kolaylaştırmak. Sultan Abdülmecid'in onayladığı layihadan sonra çıkarılan fermanla, İstanbul ile Boğaziçi'nin iki yakasında kurulacak iskeleler arasında vapur işletme imtiyazı ve tekeli yirmi beş yıllığına şirkete verildi. Haliç bu imtiyazın dışında bırakıldı. Şirket, Osmanlı'da kurulan ilk anonim şirket olarak anılır; Şehir Hatları kuruluş tarihini 17 Ocak 1851 olarak verir.
Sermaye başta 45.000 lira olarak belirlendi ve her biri 30 lira değerinde 1.500 hisseye bölündü; yetmeyeceği anlaşılınca 500 hisse daha çıkarıldı. Hisse alanlar arasında Sultan Abdülmecid ve annesi Bezmialem Valide Sultan da vardı. Ansiklopedi, Sadrazam Mustafa Reşid Paşa'nın memurları ve sermaye sahiplerini hisse almaya teşvik ettiğini, pek çok memurun bunun için sarraflara borçlandığını da yazar. Anonim şirket tarzına alışkın olmayan bir toplumda ilk yıllar kolay geçmedi. İşletme bir süre iltizama verildi, 1854'te ise şirketin ilk idare meclisi kuruldu.
İlk vapurlar İngiltere'den geldi. Şehir Hatları'na göre 1 numaralı Rumeli, 2 numaralı Tarabya, 3 numaralı Göksu, 4 numaralı Beylerbeyi, 5 numaralı Tophane ve 6 numaralı Beşiktaş, 1852'de Wight Adası'ndaki East Cowes'ta inşa edilen ahşap ve yandan çarklı vapurlardı. Seferlerin başlangıcı için kaynaklar farklı tarih verir. TDV İngiltere'den getirilen dört vapurun 1852 baharından itibaren sefere başladığını yazar; Şehir Hatları ise bu ilk altı vapurun 1854'te hizmete girdiğini belirtir.
Baca Numaraları ve Vapur Adları
Şirket-i Hayriye vapurları adları kadar numaralarıyla da tanınırdı. Her vapur bacasında bir numara taşırdı ve şirketin kayıtları bu baca numaralarına göre tutulurdu. Şehir Hatları'nın aktardığına göre şirketin yetmiş yedi araba ve yolcu vapurunun altmış altısı İngiltere'de, altısı Fransa'da, ikisi Almanya'da, biri Hollanda'da yapıldı; ikisi ise şirketin Hasköy'deki tersanesinde inşa edildi. Vapurların çoğu ikişer ikişer, birbirinin eşi olarak ısmarlanırdı.
İlk vapurlara Boğaz köylerinin adları verildi. Sonra, çoğu Arapça ve Farsça kökenli, vapurun güzelliğini, hızını ya da rahatlığını anlatan adlar tercih edildi: Asayiş, Terakki, Sürat, Rahat, Selamet, Şükran, İhsan gibi. 1903'te hizmete giren iki küçük vapura verilen adlar dönemin zevkini iyi özetler. Tarz-ı Nevin "yeni tarz", Dilnişin ise "hoşa giden" demekti. Daha sonra vapurlara Boğaz semtlerinin adlarını vermek de sürdü.
Bazı vapurlar İstanbulluların hafızasında kendi kişiliğini kazandı. 18 numaralı Asayiş ile eşi 17 numaralı Bahariye 1865'te İngiltere'de yapıldı. Şehir Hatları'nın anlattığına göre şirket tasarımı Hasköy fabrikasının başmimarı Mehmet Efendi'ye yaptırmış, onu inşaatı yerinde denetlemesi için İngiltere'ye bile göndermişti. 1908'de iki Fransız, Asayiş'i Boğaziçi'nde, Adalar'da ve Bakırköy'de film gösterecek yüzen bir sinemaya çevirmek istedi ama padişah izin vermedi. Boğaz yolcularının en çok sevdiği vapurun ise 1890'da İngiltere'de yapılan 38 numaralı Şükran olduğu anlatılır.
Çarktan Pervaneye
Şirketin ilk vapurlarının hepsi yandan çarklıydı. Şehir Hatları'nın dökümüne göre yetmiş yedi vapurun kırk sekizi yandan çarklı, on beşi tek uskurlu, on dördü çift uskurluydu. Çarklı vapurlar zarifti ama her yıl biraz daha eskiyordu; TDV'ye göre 1900'den itibaren uskurlu vapurlara geçilmesine karar verildi.
İlk pervaneli vapurlar 1903'te hizmete girdi. 47 numaralı Tarz-ı Nevin ile 48 numaralı Dilnişin İskoçya'nın Glasgow kentinde yapılmıştı. Bu iki küçük vapurun salonu kaloriferle ısıtılıyor, içi elektrikle aydınlatılıyordu; o güne kadar kol gücüyle döndürülen dümen dolabı da ilk kez buharla çalışıyordu. İkisi de 1967'ye kadar hizmet verdi.
Şirketin Haliç'teki Hasköy tersanesi 1861'de kuruldu ve vapurların bakım ve onarımını üstlendi. Parçalar halinde İngiltere'den getirilen bazı vapurlar da burada birleştirildi: 1872'de Meymenet, Nüzhet, Refet ve Amed, 1881'de İşgüzar ve Mirgün. Şehir Hatları'na göre 1937'de Hasköy'de yapılan Kocataş, Cumhuriyet döneminde Türkiye tersanelerinde inşa edilen ilk yolcu vapuru oldu.
Suhulet ve Araba Vapuru
Şirketin en parlak dönemi, 1866'dan 1895'e kadar müdürlük yapan Hüseyin Haki Efendi'nin zamanıdır. TDV'ye göre bu dönemde vapur sayısı on altıdan kırk altıya çıktı ve Hüseyin Haki'nin çizimlerini İngiliz mühendislere yaptırdığı Suhulet hizmete girdi. "Kolaylık" anlamına gelen Suhulet, şirketin ilk araba vapuruydu. Kabataş ile Üsküdar arasındaki ilk seferinde taşıdığı yük top arabalarıydı.
Suhulet'in hizmete giriş tarihi kaynaklarda farklı geçer. TDV 1870'i verir; Şehir Hatları 1869'da İngiltere'de yapılan vapurun 1872'de hizmete girdiğini yazar. Teknesi sactan, yandan çarklı bir vapurdu ve eşi Sahilbent'le birlikte uzun yıllar çalıştı. Suhulet 1961'de, Sahilbent 1967'de hizmetten çekildi. Vikipedi'deki bilgiye göre Suhulet 45,7 metre boyundaydı ve saatte yedi mil hız yapabiliyordu.
Araba vapurunun İstanbul için anlamı büyüktü. Şehir Hatları, Boğaz'da köprü yokken Kabataş İskelesi'nin Harem, Kadıköy ve Boğaz'a yolcu ve araç taşımacılığının merkezi olduğunu hatırlatır. Kabataş'ta iskele alanında bugün de araba vapuru rampaları bulunuyor.
İskeleler, Salonlar ve Köprü
Vapur geldi ama iskele yoktu. Şehir Hatları'nın anlattığına göre ilk dönemde vapurlar kıyıya yanaşamıyor, yolcular karadan vapura sandallarla taşınıyordu; bu hem yorucu hem tehlikeliydi. Şirket bunun üzerine vapurların yanaşabileceği iskeleler ve yolcular için kapalı yapılar yapmaya karar verdi. Boğaz'da şirketin yaptığı ilk iskele Üsküdar İskelesi'dir. Ardından Rumeli kıyısında Beşiktaş'tan Sarıyer'e, Anadolu kıyısında Anadolu Hisarı, Kanlıca ve Beykoz'a iskeleler kuruldu.
TDV'ye göre ilk iskelelerde kapalı yolcu salonları yoktu; bekleme salonları sonradan yapıldı ve 1912'de Galata Köprüsü'ndeki salonlar elektrikle aydınlatıldı. Şehir Hatları'na göre 1914'e gelindiğinde neredeyse her iskelede kapalı bir bekleme yeri vardı. İskelelerin küçük ayrıntıları dönemin hayatını anlatır. Bebek İskelesi'nde 1890'da kadınlar ve erkekler için ayrı bekleme salonları yapıldı, 1894'te iskeleye bir duvar saati eklendi ve yolcu salonu sobayla ısıtıldı. Ortaköy İskelesi'ne 1910'da saat kondu. Biletlerde ise 1881'den itibaren gişe sistemine geçildi.
Şehrin vapur hayatının merkezi uzun süre Galata Köprüsü'ydü. Köprünün iki yanına bağlanan duba iskeleler neredeyse bütün hatların ana kalkış noktasıydı; Eminönü tarafındakiler genellikle Boğaz hatlarına, Karaköy tarafındakiler Anadolu yakası, Adalar ve Yalova hatlarına ayrılmıştı. Tarifelerde "Köprü'den kalkış" ya da "Köprü–Kadıköy" gibi ifadeler bu yüzden kullanılırdı. Vikipedi'deki bilgiye göre Galata tarafındaki ilk iskele 1919'da köprünün üzerinde açıldı. Bu iskele 1959'da bir fırtınada yıkılınca köprünün doğusunda bugünkü Karaköy İskelesi'nin öncülü yapıldı.
Kaptanlar, Mehtaplar ve Dilenci Vapuru
Şirket-i Hayriye'nin kaptanları Boğaziçi'nde herkesin tanıdığı kişilerdi. Şehir Hatları'nın derlediği hikayelere göre şirketin ilk kaptanı Louis Goujan adında bir Fransız'dı; ilk Müslüman kaptan ise işe lostromo olarak başlayan Beykozlu Rıza Ömer Kaptan oldu. Hikayelerin bir kısmı açıkça abartılıdır ve kaynağı da bunu söyler. Yalıların önünden geçerken uzatılan kahve tepsisini alan, ipe bağlı yumurtayı kırmadan iskeleye yanaşan kaptanlar anlatılır. Kesin olan, halkın bu kaptanlara duyduğu güvendir.
Sık iskelelere uğrayan vapurlara halk arasında "dilenci vapuru" denirdi; iskelelerdeki bitmeyen in-bin seferleri uzatıyordu. Şeref Kaptan'ın kıyıdaki okulların öğrencilerinden gelen tezahüratlara vapurun düdüğüyle karşılık vermesi ise Şehir Hatları'na göre öğrenciler arasında 1980'lerin ortasına kadar süren bir geleneğe dönüştü.
Vapur 1930'larda bir eğlence aracına da dönüştü. Şirket, azalan yolcuyu geri kazanmak için mehtap gezileri düzenledi ve ilki 4 Ağustos 1936'da yapıldı. Çiçeklerle süslenip ışıklandırılmış bir salın üzerinde saz heyeti çaldı; beklenenden çok ilgi gelince şirket on dört vapur kaldırdı ve konvoy Bebek'ten Kanlıca'ya, oradan Yeniköy'e, Beykoz'a ve Büyükdere'ye uzandı. Şehir Hatları mehtap gezilerini bugün de düzenliyor.
Şirketin en kalabalık yıllarından birinde, 1913'te, taşınan yolcu sayısı TDV'ye göre 18.613.453'e ulaşmıştı. Aynı yıl vapurlarda, iskelelerde, atölyelerde ve idare merkezinde 887 kişi çalışıyordu.
Savaş Yılları ve Devletleştirme
Vapurlar savaşlarda da görev aldı. TDV'ye göre 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda, 1911'deki Trablusgarp Savaşı'nda ve Balkan savaşlarında asker ve mühimmat taşıdılar. I. Dünya Savaşı'nda bir kısmı Hilaliahmer Cemiyeti için yaralı taşıdı ve on vapur düşman saldırısı ya da mayın yüzünden battı. Şehir Hatları'nın kaptan hikayeleri arasında, 26 Ekim 1915'te binden fazla yolcuyla Beykoz'dan yola çıkan 66 numaralı Boğaziçi vapurunu akıntıyla sürüklenen bir mayından ustaca kurtaran Eyüp Kaptan da vardır.
Cumhuriyet'in ilk yıllarında şirketin gelirleri düştü. TDV başkentin Ankara'ya taşınmasını, tramvay ve otobüs gibi yeni ulaşım araçlarını ve şehrin nüfusunun azalmasını buna sebep olarak sayar. II. Dünya Savaşı'nın sıkıntıları da eklenince şirket 1943'te devletin kendisini satın alması için başvurdu. 1944'te 2.550.000 lira karşılığında satın alınmasına karar verildi ve bu karar 24 Ocak 1945 tarihli 4697 sayılı kanunla onaylandı. Doksan beş yıla yaklaşan bir ömürden sonra Şirket-i Hayriye bütün varlığıyla Devlet Denizyolları ve Limanları Umum Müdürlüğü'ne devredildi.
Böylece İstanbul'da vapur işletmeciliği tek çatı altında toplandı. Şehir Hatları'nın tarihçesine göre Marmara hattındaki kurum 1844'ten başlayarak Fevaid-i Osmaniye, İdare-i Aziziye, İdare-i Mahsusa, Osmanlı Seyr-i Sefain İdaresi ve Akay İdaresi adlarından geçmiş, 1937'de Şehir Hatları İşletmesi'ne dönüşmüştü. 1858'den beri Haliç hattını işleten Haliç Vapurları Şirketi 1941'de, Şirket-i Hayriye ise 1945'te bu işletmeye katıldı.
Bahçe Tipi Vapurlardan İDO'ya
Savaştan sonraki yıllarda filonun yüzünü yeni vapurlar değiştirdi. Fenerbahçe ile Dolmabahçe, İskoçya'da Dumbarton'daki William Denny and Brothers tezgahlarında yapıldı ve 1953'te İstanbul'da hizmete girdi. İkisi de "bahçe tipi" denen yolcu vapurlarındandı. Paşabahçe ise İtalya'da yapıldı ve 22 Haziran 1952'de Taranto'dan, römorkörle çekilmeden kendi makineleriyle İstanbul'a doğru yola çıktı. Bu vapurlar uzun yıllar özellikle Adalar, Kadıköy ve Yalova hatlarında çalıştı.
Şehir Hatları İşletmesi bu dönemde 1952'de kurulan Denizcilik Bankası'na, ardından Türkiye Denizcilik İşletmeleri'ne bağlı olarak çalıştı. 1987'de ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi, şehrin trafik sorununa denizden çözüm aramak için İDO'yu, yani İstanbul Deniz Otobüsleri'ni kurdu; 1987 ve 1988'de Norveç'ten alınan on deniz otobüsü hizmete girdi. 2005'te Şehir Hatları İşletmesi, Özelleştirme Yüksek Kurulu kararıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne devredildi ve devralma işlemlerini İDO yürüttü. 2010'da İBB, İstanbul Şehir Hatları Turizm Sanayi ve Ticaret AŞ'yi kurdu ve vapurlarla iskeleler bu yeni şirkete geçti. İDO ise daha sonra özelleştirildi.
Yeni dönemde Şehir Hatları, tasarımı İstanbulluların oylamasıyla seçilen yeni yolcu vapurları yaptırdı, eski vapurları ve tarihi iskeleleri restore etti. Vapurların bakımı ve yeni gemilerin yapımı bugün Haliç Tersanesi'nde sürüyor.
Tarihi İskele Binalarını Görmek
Vapur tarihinin en kolay görülebilen izleri iskele binalarıdır ve birkaçı bugün yeni bir işlevle ziyaretçi bekliyor.
Kadıköy'de Rıhtım Caddesi üzerindeki eski iskele binası 1926 tarihlidir; deniz cephesindeki mermer panoda "Kadıköy 1926" yazar. İBB'nin İstanbul Turizm Platformu, mimar Vedat Tek'in Kadıköy İskelesi için de bir proje hazırladığını ama bu projenin uygulanmadığını, bu yüzden binanın mimarının bilinmediğini belirtir. Birinci Ulusal Mimarlık döneminin özelliklerini taşıyan yapının deniz cephesindeki kuleler bir zamanlar soğan kubbelerle örtülüydü; 1959 onarımında kubbeler kaldırıldı. Bina 2022-2023'te İBB Miras'ın çalışmasıyla onarıldı ve Kadıköy İskele Kütüphanesi olarak yeniden işlevlendirildi.
Beşiktaş İskelesi'nin hikayesi 1851'de Şirket-i Hayriye'nin yaptığı ahşap bir iskeleyle başlar. Bugünkü iki katlı yapıyı şirket 1913'te mimar Ali Talat Bey'e yaptırdı; giriş cephesindeki çini panolar binanın yapım tarihini verir. Üst katı 1950'lere kadar düğün salonu olarak kullanılan bina da 2022-2023'te İBB Miras tarafından onarılarak Beşiktaş İskele Kütüphanesi'ne dönüştürüldü.
Moda İskelesi, Vedat Tek'in 1916-1919 arasında yaptığı bir yapıdır ve kitabesinde "Moda 1335" yazar. Haydarpaşa İskelesi de Vedat Tek'in eseridir. Haydarpaşa Garı'nın hemen önündeki kesme taş yapının denize bakan cephesindeki çini panoda hicri 1334 tarihi okunur ve çinileri Kütahyalı Mehmet Emin Usta'nın işidir. Haydarpaşa İskelesi'ne vapur seferleri 2014'te durduruldu; binayı Kadıköy tarafından ya da geçen bir vapurdan görebilirsiniz.
Boğaz'daki küçük iskeleler de ayrı hikayeler taşır. Anadolu Hisarı'na ilk ahşap iskele 1851'de yapıldı; 1905'te yeniden inşa edildi ve boyası Hasköy tersanesinin başressamı Hasan Usta'ya yaptırıldı. Beykoz İskelesi 1851'de ahşap olarak kuruldu ve 1903'te Kirkor Usta tarafından yenilendi. Kanlıca, Çengelköy ve Kandilli iskelelerinin yapım tarihleri ise kesin olarak bilinmiyor; üçü de tescilli kültür varlığı olarak aslına uygun restore edildi.
Tarihi Vapurlar Bugün Nerede
Emekli vapurlardan birini yakından görmek isterseniz Haliç kıyısındaki Rahmi M. Koç Müzesi'ne gidin. Fenerbahçe vapuru 23 Aralık 2008'de hizmetten alındı ve o tarihten beri müzede sergileniyor; 2021'de Haliç Tersaneleri'nde restore edilip müzeye geri verildi. 76,8 metre boyundaki vapuru yakından görmek, bahçe tipi vapurların ölçeğini anlamanın iyi bir yolu. Müzenin açık olduğu gün ve saatleri resmi sitesinden kontrol edin.
Paşabahçe ise yeniden denizde. 2010'da hizmet dışına çıkan vapur, 2020'de Haliç Tersanesi'nde başlayan kapsamlı yenilemeden sonra 2022'de yeni makineleriyle tekrar sefere başladı. Vikipedi'deki bilgiye göre adına şarkı yazılmış tek vapur da odur. Şehir Hatları'nın 175. yıl açıklamasına göre Paşabahçe'nin yanı sıra Moda, Kızıltoprak ve İsmail Hakkı Durusu gibi vapurlar da restore edilerek yeniden seferlere kazandırıldı. Bu vapurlara hangi hatta rastlayacağınız zamana göre değişir; özel seferler için Şehir Hatları'nın duyurularını takip edin.
Vapurda Çay, Simit ve Martılar
Güvertede çay, elde simit ve vapurun peşinden gelen martılar, vapurla anılan en tanıdık görüntülerdendir; TRT Haber'in ünlü konukları vapurda ağırlayan söyleşi programının adının "Vapurda Çay Simit Sohbet" olması da bunu gösterir. Şehir Hatları da iskeleleri anlatırken vapurları, lodos dalgalarını ve martıların çığlıklarını İstanbul'da yaşadığımızı hatırlatan ayrıntılar arasında sayar.
Bu kültürü bir gezi planına dönüştürmek isterseniz şu önerilerden yararlanabilirsiniz.
- Kadıköy'deki eski iskele binasından başlayın, iskele kütüphanesine göz atın, sonra vapurla Beşiktaş'a geçip oradaki iskele kütüphanesini görün. Böylece aynı gün iki farklı döneme ait iki iskele binasını görmüş olursunuz.
- Boğaz hattında Anadolu kıyısının küçük iskelelerine dikkat edin. Anadolu Hisarı, Kanlıca, Çengelköy ve Kandilli'nin ahşap iskele yapıları Şirket-i Hayriye döneminin ölçeğini en iyi koruyan örnekler arasındadır.
- Haydarpaşa İskelesi'ni ve Moda İskelesi'ni Kadıköy'de yürüyerek görebilirsiniz; ikisinin de mimarı Vedat Tek'tir.
- Emekli bir vapuru görmek için Rahmi M. Koç Müzesi'ne, restore edilmiş bir vapurla yolculuk için Şehir Hatları'nın duyurularına bakın.
- Mehtap gezileri gibi özel seferler ve güncel sefer saatleri için Şehir Hatları'nın resmi sitesini kontrol edin; saatler ve hatlar mevsime göre değişir.
Bir dahaki vapur yolculuğunuzda iskele binalarının cephelerindeki tarihlere ve kitabelere bakın. 175 yıllık hikayenin büyük kısmı hala orada, gözünüzün önünde duruyor.
Kaynaklar
- TDV İslam Ansiklopedisi, Şirket-i Hayriyye maddesi, https://islamansiklopedisi.org.tr/sirket-i-hayriyye
- TDV İslam Ansiklopedisi, Boğaziçi maddesi, https://islamansiklopedisi.org.tr/bogazici
- Şehir Hatları, Tarihçe, https://sehirhatlari.istanbul/tr/kurumsal/tarihce-58
- Şehir Hatları, Şirket-i Hayriye Genel Bakış, https://sehirhatlari.istanbul/tr/kurumsal/genel-bakis-102
- Şehir Hatları, Şirket-i Hayriye Vapurları, https://sehirhatlari.istanbul/tr/kurumsal/sirketi-hayriye-vapurlari-393
- Şehir Hatları, Şirket-i Hayriye İskeleleri, https://sehirhatlari.istanbul/tr/kurumsal/sirketi-hayriye-iskeleleri-394
- Şehir Hatları, Şirket-i Hayriye Kaptanları, https://sehirhatlari.istanbul/tr/kurumsal/sirketi-hayriye-kaptanlari-395
- Şehir Hatları, Şirket-i Hayriye'nin Toplumsal Etkisi, https://sehirhatlari.istanbul/tr/kurumsal/toplumsal-etkisi-391
- Şehir Hatları, İstanbul'un en keyifli seyrinde 175 yıllık yolculuk, https://sehirhatlari.istanbul/tr/haberler/istanbulun-en-keyifli-seyrinde-175-yillik-yolculuk-3681
- İstanbul Turizm Platformu (İBB), Kadıköy İskelesi, https://turizmplatformu.istanbul/mekan/kadikoy-iskelesi
- İstanbul Turizm Platformu (İBB), Beşiktaş İskelesi, https://turizmplatformu.istanbul/mekan/besiktas-iskelesi
- İstanbul Turizm Platformu (İBB), Moda İskelesi, https://turizmplatformu.istanbul/mekan/moda-iskelesi
- TRT Haber, Vapurda Çay Simit Sohbet, https://www.trthaber.com/program-bolumleri/vapurda-cay-simit-sohbet/
- Vikipedi, Suhulet, https://tr.wikipedia.org/wiki/Suhulet
- Vikipedi, Haydarpaşa İskelesi, https://tr.wikipedia.org/wiki/Haydarpaşa_İskelesi
- Vikipedi, Karaköy İskelesi, https://tr.wikipedia.org/wiki/Karaköy_İskelesi
- Vikipedi, Fenerbahçe (vapur), https://tr.wikipedia.org/wiki/Fenerbahçe_(vapur)
- Vikipedi, Paşabahçe (vapur), https://tr.wikipedia.org/wiki/Paşabahçe_(vapur)
- Vikipedi, İstanbul Deniz Otobüsleri, https://tr.wikipedia.org/wiki/İstanbul_Deniz_Otobüsleri
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz
