Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye

Rize Çayı, Yamaçlardan Bardağa

Rize'ye sahil yolundan girerken gözünüze ilk çarpan şey denizin kendisi değil, denizin hemen arkasından yükselen yamaçlardır. Bu yamaçlar, sık dikilmiş, budanmış ve sıra sıra kıvrılan koyu yeşil çay ocaklarıyla kaplıdır.

Radar TürkiyeRadar Türkiye4 Kasım 2026
Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Rize Çayı, Yamaçlardan Bardağa

Rize'ye sahil yolundan girerken gözünüze ilk çarpan şey denizin kendisi değil, denizin hemen arkasından yükselen yamaçlardır. Bu yamaçlar, sık dikilmiş, budanmış ve sıra sıra kıvrılan koyu yeşil çay ocaklarıyla kaplıdır. Bugün kentin kimliği sayılan bu manzara aslında oldukça yenidir. Bu yazı, çayın Rize'ye nasıl geldiğini, yamaçtan bardağa hangi yoldan ulaştığını ve bir ilin hayatını nasıl değiştirdiğini resmi kayıtların izinden anlatıyor, bugün çay peyzajını nerede görebileceğinizi de gösteriyor.

Yamaçları besleyen iklim

Rize Çayı'nın coğrafi işaret tescilinde ürünün özelliklerinin önce iklimden geldiği yazar. Tescil metnine göre Rize'de denize paralel uzanan dağlar kıyıdan başlayarak 3937 metreye kadar yükselir. Kıyıdan yaklaşık 750 metreye kadar geniş yapraklı ormanlar, onun üstünde karışık ormanlar, daha yukarıda iğne yapraklılar uzanır. İki bin metreden sonra alpin çayırlar, daha da yukarıda buzul gölleri başlar. Doğu Karadeniz Kültür Envanteri de yörenin sürekli yağışlı iklimini, sisli havasını ve akarsularını halk kültürünü biçimlendiren başlıca etkenler arasında sayar. Bol yağış toprağı verimli kılar, ama dik ve engebeli arazi geniş tarlaya izin vermez. Envanterin anlattığına göre bu yüzden yöre insanı yüzyıllarca küçük bahçelerde mısır, fasulye, kabak, karalahana ve kendir gibi kendi ihtiyacını karşılayan ürünler yetiştirdi. Çay, tam da bu dik ve nemli yamaçlara uyan bitki olarak sahneye çıktı.

Çayın Rize'ye gelişi

Doğu Karadeniz Kültür Envanteri, çayı Türkiye'de yetiştirme fikrinin Rize'den önce başladığını hatırlatır. II. Abdülhamid döneminin ilk yıllarında denemeler yapılmış, 1890'da getirilen çay fidanları Bursa'da dikilmiş, ancak sonuç alınamamıştı. Aynı dönemde çay üzerine ilk risaleler de yayımlanmıştı. Envanter, Trabzon Vilayeti salnamesinde 1879'da Hopa ve Arhavi'de "Çin çayı" üretildiğine dair bir kayıt bulunduğunu, ancak sonraki salnamelerde bu bilginin tekrarlanmadığını ve kaydın çaya benzeyen yabani bir bitkiye ait olabileceğini de not eder.

Rize'deki çalışmaların başlangıcı Birinci Dünya Savaşı'nın son yıllarına düşer. TDV İslam Ansiklopedisi bu başlangıcı 1918 yılı ve Ali Rıza Bey'in adıyla verir. Doğu Karadeniz Kültür Envanteri aynı kişiyi Ali Rıza Erten olarak anar ve 1917'de çay tarımının Artvin ve Rize yöresinde yapılabileceğini gösteren raporlar hazırladığını yazar. Envantere göre 1924'te Rize ve Artvin'de çay tarımına ilişkin bir kanun çıkarıldı ve halk çay ekimine teşvik edildi. Başlangıçta temkinli yaklaşan çiftçiyi ikna etmek kolay olmadı. Envanter, bu süreçte Ziraat İşleri Umum Müdürü Zihni Derin'in uzun yıllar öncülük ettiğini kaydeder. TDV İslam Ansiklopedisi de üretimin 1933'te Zihni Derin, daha sonra Asım Zihnioğlu'nun gayretleriyle geliştiğini yazar. İki kaynak bir tarihte buluşur: 1947'de Rize'de ilk çay fabrikası çalışmaya başladı. Doğu Karadeniz Kültür Envanteri bu fabrikanın Fener'de açıldığını belirtir.

Yamaçtan fabrikaya

Çayın yolculuğu yamaçta başlar ama orada bitmez. Envanterin altını çizdiği gibi bahçeden toplanan yaprak olduğu gibi kullanılmaz, işlenmek üzere fabrikaya gönderilir. Rize'de kurulan ilk sanayi tesislerinin çay işleme fabrikaları olması bu yüzden şaşırtıcı değildir. Coğrafi işaret tescili süreci kısa ve net anlatır. Çay bitkisi, yani Camellia sinensis, yaprak ve tomurcukları içecek yapımında kullanılan, nemli iklimlerde yetişen bir tarım bitkisidir. Siyah çay, bu yaprak, tomurcuk ve yumuşak sapların soldurma, kıvırma, oksidasyon ve kurutma aşamalarından geçirilmesiyle elde edilir.

Tescil metni zamanın önemini özellikle vurgular. Yaprak koparıldığı andan itibaren bozulmaya başladığı için toplanan yaş yaprağın hızla işleme tesisine ulaşması gerekir. Bu nedenle bahçe ile fabrikanın aynı coğrafyada olması şarttır. Metne göre işleme tesisinin bulunduğu yerin iklimi bile çayın işlenirken geçirdiği kimyasal süreçleri etkiler. Rize Çayı'nın tadını belirleyen dört etmen tescilde açıkça sayılır: bitkinin çeşidi, ilin iklim ve toprak koşulları, yetiştirmeden hasada uygulanan tarım teknikleri ve siyah çay işleme tekniği. Tescil metnine göre çayın rengi, burukluğu, parlaklığı, kokusu ve aroması bu yüzden yöreyle özdeşleşir; tüketicinin tat tercihi de işleme koşullarını biçimlendiren etkenlerden biridir. Rize Çayı'nın coğrafi işaret başvurusu 15 Ağustos 2017'de yapıldı ve ürün 26 Mart 2021'de menşe adı olarak tescil edildi.

Bir ilin hayatını değiştiren bitki

Çay ziraatı Rize'de 1960'lı yıllardan sonra hızla yaygınlaştı. Doğu Karadeniz Kültür Envanteri, ilin toplam tarım alanının 54.589 hektar olduğunu ve bunun yüzde 91'ini aşan kısmında çay yetiştirildiğini yazar. Köylerde yaşayanların başlıca uğraşı bugün çay tarımıdır. Envanterin deyişiyle çay, Rize şehrinin gelişmesinde lokomotif olmuştur. Daha uzun süreli iş ve daha iyi kazanç sağlaması, gurbete gitmek zorunda kalan bir yöre için büyük bir değişiklikti. Envanter bunun yanında ilginç bir ayrıntı da verir. Rize'nin ekonomisi büyük ölçüde çaya dayandığı halde çay ihracata neredeyse hiç katkı yapmaz, üretim hemen tamamen iç tüketime gider.

Çay yamaçların alt kuşağını doldurunca hayvancılık da yukarı çekildi. Envantere göre işletme ölçeğinde ve pazara yönelik hayvancılık bugün çayın yetişmediği yüksek kesimlerde yoğunlaşır ve hayvanlar yaz aylarında yaylalara çıkarılır. Envanter, 1980'lerden sonra çay tarımıyla birikmiş sermayenin girişimcileri yatırıma yönelttiğini ve aynı dönemde köylerden büyük şehirlere göçün arttığını da kaydeder.

Bu dönüşümün bir bedeli de oldu. Envantere göre önce sebze ve meyve bahçeleri, sonra boş kalan araziler çaya ayrıldı ve ürün çeşitliliği daraldı. Mısırın ve dolayısıyla değirmenciliğin geri çekilmesiyle bazı kültür unsurları da kayboldu. Komşuların birlikte çalıştığı imece geleneği zayıfladı, iş başında söylenen türküler, maniler ve oynanan horonlar seyrekleşti. Giyim de değişti. Envanterin aktardığı bir araştırmaya göre çayla birlikte keten kullanımı yüzde 51'den yüzde 9'a düştü. GoTürkiye'nin el sanatları sayfası aynı hikayeyi başka bir yerden anlatır. Feretiko denen Rize bezinin dokunduğu kendir ipliği, 1960'lardan önce bugün çay yetişen tarlalarda yetiştiriliyordu ve o yıllarda hemen her evde bir dokuma tezgahı vardı. Yine envantere göre evlerin yanındaki ahşap ambarlar, yani serenderler, mısırın yerini çay alınca işlevini yitirmeye başladı.

Sepet, çorap ve gündelik hayat

Çayın gündelik hayata girdiği izler el sanatlarında da görülür. Doğu Karadeniz Kültür Envanteri, Rize'de üretilen sırt sepetlerinin çay, mısır ve fasulye taşımak için kullanıldığını yazar. Sepetin örgüsü için fındık ve kestane çubukları, ayakları için komar ağacı tercih edilir. Ağır yükler için kalın, hafif yükler için ince örgü yapılır. GoTürkiye de engebeli arazide taşımanın yüzyıllarca sırtta, iki ayaklı ve iki askılı sepetlerle yapıldığını not eder. Hemşin ve Çamlıhemşin'e özgü yün çorapların motiflerine bakınca çayın yöreye nasıl yerleştiğini bir kez daha görürsünüz. GoTürkiye'nin saydığı motif adları arasında kiraz çiçeği ve papatyanın yanında çay yolu da vardır.

Bardakta Rize çayı

Envanter, çayın demlenmesi üzerine de kısa bir not düşer. Çaydaki kafein demleme sırasında suya geçer ve çaya uyarıcı etkisini verir. Kullanılan suyun kalitesi ve demliğin malzemesi lezzeti etkiler. Envantere göre porselen kapta demlenen çay, metal kaplarda demlenenden daha iyi sonuç verir. Çay bitkisinin doğal ömrü de yaklaşık yüz yıldır ve yaşlandıkça verimi düşer. Rize'deki bahçeler 1960'lardan itibaren kurulduğu için bitkiler artık genç sayılmaz. Envanter bu nedenle organik tarımın teşvik edildiğini, ömrünü tamamlayan bitkilerin yerine yeni fidanlar dikilmesinin önerildiğini yazar.

Çay peyzajını nerede görmeli

Çay bahçelerini görmek için uzağa gitmeniz gerekmez. Rize'den Çayeli, Pazar ve Ardeşen yönüne giden sahil yolu boyunca yamaçlar baştan sona çay ocaklarıyla kaplıdır. GoTürkiye bu peyzajın en çok bilinen seyir noktası olarak Çayeli'nin yaklaşık altı kilometre ötesindeki Haremtepe'yi, öbür adıyla Çeçeva'yı gösterir. Orada çay bahçeleri tepeler boyunca düzenli teraslar halinde uzanır ve üretim kültürüyle Karadeniz'in yeşilini aynı manzarada birleştirir. Çayın geldiği dünyayı anlamak isterseniz Rize Müzesi'nin etnografik bölümüne de uğrayın. Müze, yerel sivil mimarinin örneği olan Sarı Ev'de kurulmuştur ve mutfak, ocak ve mısır değirmeni gibi çay öncesi gündelik hayatın parçalarını sergiler.

Pratik öneriler

Çay bahçeleri çoğunlukla köylülerin kendi tarlalarıdır. Yamaçlarda yürürken patikadan ayrılmayın, sıraların arasına girmeden önce izin isteyin. Fotoğraf için en iyi ışık, sisin yamaçlardan çekildiği saatlerde yakalanır. Rize yağışlı bir il olduğu için yanınıza yağmurluk ve kaymayan ayakkabı alın. Rize Müzesi'nin ziyaret günleri ve saatleri için muze.gov.tr adresindeki güncel bilgiyi kontrol edin. Rize Çayı'nın coğrafi işaret ayrıntılarını Rize İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün coğrafi işaretli ürünler sayfasında okuyabilirsiniz.

Kaynaklar

Yorumlar

0/1000

İlk yorumu sen yaz