Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye

Miletli Düşünürler, Thales'ten İlk Haritaya

Felsefe tarihi kitaplarının çoğu aynı yerden başlar: Ege kıyısında, bugün Aydın'ın Didim ilçesine bağlı Balat'ın yanı başındaki Milet'ten. MÖ 6.

Radar TürkiyeRadar Türkiye25 Ekim 2026
Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Miletli Düşünürler, Thales'ten İlk Haritaya

Felsefe tarihi kitaplarının çoğu aynı yerden başlar: Ege kıyısında, bugün Aydın'ın Didim ilçesine bağlı Balat'ın yanı başındaki Milet'ten. MÖ 6. yüzyılda bu liman kentinde yaşayan üç düşünür, Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes, dünyanın neyden yapıldığını ve nasıl işlediğini doğanın kendisine bakarak açıklamaya çalıştı. Onları aynı kentten iki ad daha izledi: dünyayı yazıya ve haritaya döken Hekataios ile kentleri dik açılı sokaklarla planlayan Hippodamos. Bu yazı bu beş Miletliyi, söyledikleri ve onlara atfedilen şeylerle tanıtıyor; sonunda da Milet'i ziyaret edenlerin bu hikayeyi ören yerinde nasıl okuyabileceğini anlatıyor.

Neden Milet

Milet, İyon kentlerinin en zenginlerinden ve en güçlülerinden biriydi. Kültür Portalı, kentin Arkaik Çağ'da önemli bir liman kenti olduğunu ve İyon Konfederasyonu'nun başkenti konumunda bulunduğunu yazar. İngilizce Vikipedi'ye göre Milet MÖ 6. yüzyılda özellikle Karadeniz kıyılarına yayılmış onlarca koloniye sahipti; Sinop ve Olbia bunların en tanınmışlarıdır. Uzak limanlara giden gemiler, başka halklarla ticaret ve farklı anlatılarla karşılaşma, bilgiyi biriktiren ve sorgulatan bir ortam yaratıyordu. Güney Ege Kalkınma Ajansı'nın Aydın tanıtım kitabı da Milet'i Antik Çağ'ın filozoflar kenti olarak anar ve akılcı düşüncenin temellerinin burada atılmasının tesadüf olmadığını söyler.

Bu düşünürlerin hiçbirinin kendi yazdığı kitap günümüze ulaşmamıştır. Onları büyük ölçüde Aristoteles'in ve öğrencisi Theophrastos'un aktarımlarından, daha sonraki yazarların derlemelerinden tanıyoruz. Bu yüzden aşağıda anlatılan her görüşü kendi sözleri değil, onlara atfedilen düşünceler olarak okumak gerekir.

Thales ve suyun sorusu

Thales MÖ 7. yüzyılın son çeyreğinde doğmuş ve 6. yüzyılın ortalarına kadar yaşamıştır. Antik Yunan'ın Yedi Bilgesi'nden biri sayılır. Ona en çok ün kazandıran düşünce her şeyin sudan meydana geldiği görüşüdür. Pamukkale Üniversitesi'nden Alper Bilgehan Yardımcı ile Fatma Güdücü'nün DergiPark'ta yayımlanan makalesi, Aristoteles'in Metafizik'inde bu görüşün Thales'e nasıl bağlandığını ayrıntıyla aktarır. Makaleye göre Aristoteles, Thales'i bu fikre götüren şeyin her canlının besininin nemli olması ve tohumların nemli bir doğaya sahip olması gibi basit gözlemler olabileceğini düşünür.

Makalenin vurguladığı nokta, Thales'in verdiği cevabın doğru olup olmamasından çok sorduğu sorunun önemidir. Her şeyin aslının ne olduğu sorusunu ortaya atmak, tartışılabilecek, sınanabilecek ve çürütülebilecek yeni bir araştırma yolu açmıştır. Yazarlar bunun mitolojik açıklamalar yerine akla dayalı açıklamalara zemin hazırladığını belirtir. Felsefe tarihçileri Milet Okulu adını işte bu ortak tavra verir.

Thales'e matematik ve gökbilimle ilgili başka başarılar da atfedilir. İngilizce Vikipedi'nin aktardığı antik anlatılara göre Mısır'da piramitlerin yüksekliğini, kendi gölgesinin boyuyla eşit olduğu anda piramidin gölgesini ölçerek bulmuştur. Denizdeki gemilerin kıyıya uzaklığını hesaplayabildiği, Küçükayı takımyıldızını denizcilere yön bulmada önerdiği de anlatılır. Bugün geometri derslerinde okutulan Thales teoremi de onun adını taşır.

Tutulmayı önceden bildiren adam

Thales'in adıyla en çok anılan olay bir güneş tutulmasıdır. Tarihçi Herodotos, Lidyalılar ile Medler arasındaki savaşın altıncı yılında bir çarpışma sırasında gündüzün birden geceye döndüğünü, iki ordunun savaşı bırakıp barış yaptığını ve Miletli Thales'in bunu önceden, gerçekleşeceği yılı belirterek bildirdiğini yazar. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Milet sayfası da Thales'in güneş tutulmalarını hesaplamayı öğrendiğini aktarır.

Bugünkü hesaplar Herodotos'un anlattığı koşullara uyan tutulmayı MÖ 28 Mayıs 585 olarak belirler. Yine de bilim tarihçileri bu hikayeye temkinle yaklaşır. İngilizce Vikipedi'nin özetlediği tartışmaya göre o dönemde tutulmaların Ay'ın Dünya ile Güneş arasına girmesinden kaynaklandığı henüz bilinmiyordu ve belirli bir yer için tutulmayı güvenilir biçimde öngörecek bir döngü tanımlanmamıştı. Hikaye doğru olsa bile Thales'in bunu nasıl yaptığı belirsizliğini koruyor. Ama bu belirsizlik, iki bin altı yüz yıl sonra hala tartışılıyor olmasının kendisi kadar ilginçtir.

Anaksimandros ve havada duran Dünya

Thales'in kentdaşı ve kaynaklara göre öğrencisi olan Anaksimandros, MÖ 610 civarında doğmuştur. Yardımcı ve Güdücü'nün makalesi onun hocasıyla nerede ayrıldığını açıkça gösterir. Anaksimandros her şeyin bir ilk maddeden çıktığını kabul eder, ama bunun su ya da başka belirli bir öğe olamayacağını düşünür. Onun ilk ilkesi apeirondur; yani sınırsız, belirsiz ve sonsuz bir şeydir. Makaleye göre Anaksimandros, bu ilkeden sıcak ve soğuğun ayrıldığını, bunlardan nemin, ardından toprak ve havanın ortaya çıktığını anlatarak Thales'in bıraktığı soruyu, yani tek bir maddeden bu kadar farklı şeyin nasıl doğduğunu açıklamaya çalışmıştır.

Anaksimandros'un gökbilime katkısı da cesurdur. İngilizce Vikipedi'ye göre o, Dünya'yı hiçbir şeye dayanmadan evrenin ortasında asılı duran, yüksekliği çapının üçte biri kadar olan bir silindir olarak düşünmüştür. Aristoteles bu fikri dahiyane bulmuştur. Dünya'nın düşmeden boşlukta durabileceği düşüncesi, filozof Karl Popper gibi pek çok yazar tarafından düşünce tarihinin en cüretkar adımlarından biri sayılır. Antik kaynaklar ona doğa üzerine düzyazıyla yazılmış ilk eseri yazan kişi olarak da yer verir.

İlk dünya haritası

Milet'i haritacılık tarihinde de ayrı bir yere koyan Anaksimandros'tur. İngilizce Vikipedi'nin aktardığına göre coğrafyacılar Strabon ve Agathemeros, Eratosthenes'e dayanarak, bilinen dünyanın haritasını ilk yayımlayanın Anaksimandros olduğunu yazar. Daha önce Mısır'da ve Babil'de haritalar yapılmıştı; Anaksimandros'un yeniliği, Yunanların bildiği bütün yerleşik dünyayı tek bir çizimde göstermesiydi. Bu haritanın Milet'in uzak kolonileriyle denizcilik ve ticarete yarayacağı da düşünülür.

Aynı kaynak, Suda adlı Bizans dönemi sözlüğüne dayanarak Anaksimandros'un Yunanistan'a gnomonu, yani gölgesiyle zamanı ve mevsimleri gösteren dikey çubuğu getirdiğini ve Sparta'da gündönümleri ile ekinoksları gösteren güneş saatlerinin kurulmasında rol aldığını aktarır. Gnomonun kendisini Babillilerin kullandığını, Anaksimandros'un onu Yunan dünyasına taşıdığını da ekler.

Anaksimenes ve havanın yoğunlaşması

Okulun üçüncü adı Anaksimenes, MÖ 586 ile 585 civarında doğmuş ve Anaksimandros'un öğrencisi olarak kabul edilir. Yardımcı ve Güdücü onun iki hocası arasında bir orta yol aradığını anlatır. Anaksimenes'e göre ilk ilke havadır; yani Thales gibi belirli bir maddeyi seçer, ama Anaksimandros gibi onu sınırsız sayar. Makalenin sonucuna göre Anaksimenes'in töz anlayışı bu yüzden öteki iki düşünürünkinden daha kapsayıcıdır.

Anaksimenes'in asıl katkısı değişimi bir süreçle açıklamasıdır. İngilizce Vikipedi'ye göre ona göre hava yoğunlaştıkça rüzgara, buluta, suya, toprağa ve sonunda taşa dönüşür; seyreldikçe ateş olur. Bu, bir maddenin bir halden ötekine geçişini fiziksel bir süreçle açıklamaya yönelik ilk girişim sayılır. Ağzınızı açıp nefes verdiğinizde havanın sıcak, dudaklarınızı büzüp üflediğinizde soğuk çıktığını gözlemlediği aktarılır; bugün bilinen ilişkinin tam tersi olsa da gündelik bir deneyimden genel bir kurala gitmeye çalışan bu yol dikkat çekicidir. Gökkuşağına bilimsel bir açıklama getirmeyi deneyen ilk filozof olduğu da anlatılır.

Hekataios ve Hippodamos

Milet'in düşünce geleneği bu üç adla bitmedi. MÖ 550 civarında doğan Hekataios, İngilizce Vikipedi'ye göre Anaksimandros'un haritasını geliştirmiş ve Akdeniz ile Karadeniz kıyıları boyunca bir yolculuğu anlatan Periodos Ges, yani Dünyanın Çevresi adlı eseri yazmıştır. Bu eserden üç yüzü aşkın parça günümüze ulaşmıştır. Bakanlığın Milet sayfası da Hekataios'u dünya haritasını ilk çizen kişilerden biri olarak anar.

Hippodamos ise MÖ 5. yüzyılda yaşamış bir mimar ve kent planlamacısıdır. Adı, birbirini dik açılarla kesen geniş ve düz sokaklardan oluşan ızgara plana verilmiştir. İngilizce Vikipedi, dik açılı planların ondan önce de kullanıldığını hatırlatır, ama onu bu düzeni bir kent tasarımı ilkesine dönüştüren kişi olarak anar. Aristoteles'e göre Atina'nın limanı Pire'yi o planlamıştır. Pers saldırısıyla MÖ 494'te yıkılan Milet'in yeniden kurulmasıyla da ilişkilendirilir. Kültür Portalı, Priene'nin MÖ 4. yüzyılın ortalarında Hippodamos'un adıyla bilinen bu plana göre yeniden inşa edildiğini belirtir.

Milet'te bu izleri okumak

Ören yerinde ne Thales'in evi ne de Anaksimandros'un haritası vardır; ama düşüncenin doğduğu ortam hala okunabilir. Önce tiyatronun basamaklarına çıkın ve batıya bakın. Bir zamanlar gemilerin yanaştığı körfez bugün düz bir ovadır; Milet'in zenginliğini ve dış dünyayla bağını sağlayan deniz buradaydı. Ardından aşağı inip kent merkezinin sokaklarında yürüyün. Dik açılarla kesişen ızgara düzeni, Hippodamos'un adıyla anılan planın kendi kentindeki uygulamasıdır.

Ziyaretinizi aynı biletle gezilebilen Milet Müzesi ile tamamlayın. Bakanlığın sayfasına göre ören yeri için alınan biletle müze de gezilebilir. Yakındaki Priene'ye de uğrarsanız, ızgara planın bir yamaç üzerine nasıl uygulandığını tek bakışta görebilirsiniz.

Pratik öneriler

  • Milet, Didim ilçesinin Balat mahallesindedir; Söke ve Didim yönünden özel araçla kolayca ulaşılır.
  • Ören yerinin açılış saatlerini, giriş koşullarını ve müzenin ziyaret günlerini gitmeden resmi sitesinden kontrol edin.
  • Ova yazın çok sıcak olur ve ören yerinde gölge azdır; sabah erken ya da öğleden sonra geç saatte gelin, şapka ve su yanınızda olsun.
  • Yanınıza bu yazıdaki adları içeren kısa bir not alın; tiyatronun tepesinde ve sokak düzeninde durup okumak, yerin anlamını çok daha somut kılar.

Kaynaklar

Yorumlar

0/1000

İlk yorumu sen yaz