Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye

Lale Devri'nin Yazlığı Sadabad

Kağıthane bugün İstanbul'un en kalabalık yaşam ilçelerinden biri; metro istasyonları, iş merkezleri ve yamaçlara tırmanan apartmanlarla dolu.

Radar TürkiyeRadar Türkiye15 Ekim 202631
Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Lale Devri'nin Yazlığı Sadabad

Kağıthane bugün İstanbul'un en kalabalık yaşam ilçelerinden biri; metro istasyonları, iş merkezleri ve yamaçlara tırmanan apartmanlarla dolu. Haliç'e dökülen derenin iki yakası ise üç yüz yıl önce şehrin en ünlü yazlık bahçesiydi. Sarayın, kasırların, mermer kanalların ve çağlayanların kurulduğu bu vadiye Sadabad, yani "uğurlu, bayındır yer" adı verildi. Bu yazı Lale Devri'nin bu yazlığını kültür ve mimari tarihi olarak anlatıyor, sonra da bugün Kağıthane'de onun izini nerede bulabileceğinizi gösteriyor.

Kağıthane çayırından Lale Devri'ne

Vadinin hikayesi saraydan çok önce başlar. TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre Bizans döneminde derenin adı Barbysos idi; Osmanlı dönemindeki adını ise burada bulunduğu söylenen kağıt imalathanelerinden aldığı belirtilir. Kanuni Sultan Süleyman döneminden itibaren Kağıthane çayırları İstanbul halkının sevdiği mesirelerden biri oldu. Evliya Çelebi, kuyumcu ve saraç esnafının burada çadır kurarak hem eğlendiğini hem de mesleklerine dair toplantılar yaptığını yazar. Saraya ait atlar bu çayırlarda otlatılır, bahar aylarında şehir halkı açık havaya buraya çıkardı.

Vadinin erken yapıları da bu dönemden kalır. II. Bayezid'in kurduğu ve Kanuni'nin kargir olarak yeniden yaptırdığı baruthane, 16. yüzyılın sonlarında yapılan İmrahor Çeşmesi ve Kasrı, IV. Murad'ın Emirgune Yusuf Han için yaptırdığı kasır kaynaklarda anılan ilk yapılardır. Ama vadiye adını veren dönüşüm 18. yüzyılın başında, III. Ahmed ile sadrazamı Nevşehirli Damad İbrahim Paşa'nın yıllarında geldi. 1718 Pasarofça Antlaşması'nın ardından başlayan barış yılları İstanbul'da saray, kasır, bahçe ve çeşme yapımının hızlandığı bir dönem oldu. Tarihçi Ahmed Refik 1913'te gazetede tefrika ettiği, iki yıl sonra kitaplaştırdığı çalışmasında bu yıllara "Lale Devri" adını verdi ve ad yerleşti.

1722 yazında bir dere yatağı yeniden çiziliyor

TDV'nin aktardığına göre 1717'de Damad İbrahim Paşa'nın Kağıthane'de verdiği bir kır şöleni padişahın bu vadiyi sevmesine yol açtı. 1722'de padişah için yapılacak sarayın önündeki dere yatağı temizlendi ve iki yanı düzgün rıhtımlı, düz bir kanalın içine alındı. Cedvel-i Sim, yani "gümüş kanal" adı verilen bu yapının mermerleri Çengelköy'deki Kulelibahçe Kasrı'ndan getirildi. Kanala setler ve çağlayanlar eklendi, küçük şelalelerden geçen su mermer havuzlarda toplandı. Kasrın önündeki havuz, Vikipedi'deki anlatıma göre ağızlarından su fışkıran ejder başlı fıskıyelerle süslenmişti.

Saray çok kısa sürede tamamlandı. Kağıthane Kaymakamlığı yapımın üç ayda bittiğini, Vikipedi ise açılışın 31 Temmuz 1722'de yapıldığını yazar; TDV'nin Kağıthane maddesi Kasr-ı Hümayun'un tamamlanma tarihi olarak 10 Ağustos 1722'yi verir. Kesin gün kaynaktan kaynağa değişse de sarayın 1722 yazında, birkaç ay içinde kurulduğunda kaynaklar birleşir. Açılışta şairlerin okuduğu övgülerde saraya Sadabad adı verildiği aktarılır. III. Ahmed'in Eylül 1722 tarihli bir fermanı, Yoros dağlarından 450 çınar, ıhlamur, karaağaç, dişbudak ve kestane ağacının kökleriyle sökülüp gemilerle Kağıthane'ye taşınmasını ister. Bahçenin bir bölümüne de Hüsrevabad adı verilir.

Mimari etkinin nereden geldiği hala tartışılır. Yaygın görüş, 1720'de Paris'e elçi olarak giden Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi'nin anlattığı Versailles, Fontainebleau ve Marly gibi saray ve bahçelerin örnek alındığı yönündedir. Mimar ve akademisyen Sedad Hakkı Eldem ise 1977 tarihli Sadabad çalışmasında yapıların Fransız saray mimarisiyle neredeyse hiç örtüşmediğini savunmuştur. Başka araştırmacılar İsfahan'daki Çihil Sütun sarayıyla bağlantıya dikkat çeker. Okura düşen pay şu: Sadabad tek bir kaynağın kopyası değil, Osmanlı bahçe geleneğinin yeni fikirlerle buluştuğu bir yerdi.

Sadabad seyranı

Saray kısa sürede bir köşk ve bahçe ağının merkezi oldu. Devlet ileri gelenlerine dere boyunda arsalar dağıtıldı, köşk yapmaları teşvik edildi. Kağıthane Kaymakamlığı sekiz yıl içinde saraydan Haliç'e kadar iki yamaçta 173 kasır kurulduğunu yazar; TDV Çelebizade Asım Efendi'ye dayanarak Sadabad ile Baruthane arasında 170 kadar köşk ve kasırdan söz eder. Kaynaklar bu yapılara Kasr-ı Cenan, Kasr-ı Neşat, Çeşme-i Nur, Kovanlı Köprü, Beyaz Köprü gibi adlar verildiğini kaydeder.

Eğlence sarayın duvarlarıyla sınırlı kalmadı. Tatil günlerinde halk da vadiye akın ederdi; karadan yaldızlı arabalarla, Haliç'ten çiçeklerle süslenmiş kayıklarla gelinir, herkes konumuna göre mesirenin farklı bir köşesinde otururdu. Bu gezintiye "Sadabad seyranına çıkmak" denirdi. TDV, Haliç'teki yüzme yarışlarının bu dönemin geleneği olarak doğduğunu belirtir. Gündüzleri cirit, koşu ve güreş, geceleri kandil ve lale sohbetleri, saz fasılları düzenlenir, yabancı elçiler de zaman zaman burada ağırlanırdı. Vikipedi eğlencelerin Hıdrellez'le başladığını ve mehtaplı gecelerde sabaha kadar sürdüğünü yazar.

1730 ve sonrası

Bu parlak dönem 25 Eylül 1730'da başlayan Patrona Halil İsyanı ile kapandı. İsyancılar Kağıthane'deki köşk ve kasırların yıkılmasını istedi. TDV'nin aktardığına göre yeni padişah I. Mahmud sarayın yakılmasına izin vermedi ama yıkımı da önleyemedi; Hüseyin Ayvansarayi, Sadabad ve çevresinde 120 kasrın yıkıldığını yazar. İsyan III. Ahmed'in saltanatını ve Damad İbrahim Paşa'nın hayatını sona erdirdi, vadinin altın yılları da onunla bitti.

Ancak Sadabad unutulmadı. I. Mahmud 1736-37'de İran elçisine verilecek ziyafet için Kurşunlu Köşk'ü onarttı, 1743'te vadiyi yeniden canlandırmaya çalıştı. III. Osman ve I. Abdülhamid dönemlerinde de belgeler kasır, havuz ve su yollarının tamirini kaydeder. III. Selim, babası III. Mustafa ile askerlerin talimlerini izlemeye gittiği Kağıthane'yi çok sevmiş ve tahta çıkınca sarayı tamir ettirmişti. Bu yıllarda Kağıthane çayırı topçuların ve Nizam-ı Cedid askerlerinin talim sahasına dönüştü; yani mesire ile ordu aynı düzlüğü paylaşmaya başladı.

Üç saray, bir belediye binası

Bugün "Sadabad Sarayı" denince aslında aynı yerde art arda kurulmuş üç yapı kastedilir. İlki 1722'deki Lale Devri sarayıdır. II. Mahmud 1809'da iyice eskiyen sarayı yıktırıp yeniden yaptırdı. TDV bu ikinci sarayın mimarı olarak Krikor Amira Balyan'ı anar; Kağıthane Kaymakamlığı'na göre yapım 1816'ya kadar sürdü. TDV'nin Kağıthane maddesine göre 1814 nevruzunda padişah haremiyle birlikte birkaç gün burada kaldı ve sonraki yıllarda da vadide ziyafetler ve törenler düzenlenmeye devam edildi.

Abdülaziz padişah olunca 1862-1863'te II. Mahmud'un sarayını yıktırdı ve yerine Sarkis ve Agop Balyan'a iki katlı, Batı üslubunda Çağlayan Kasrı'nı yaptırdı. Aynı padişah 1863'te Mısır seyahatinden dönünce askerlere ve yabancı devlet adamlarına Kağıthane'de bir ziyafet verdi, 1867'de de saray bahçesini halka açtı. II. Abdülhamid 1893'te Kağıthane çayırına anıtsal bir çeşme yaptırdı; Almanya'dan alınan tüfeklerin denendiği poligon sahasının başına da küçük bir kasır kuruldu.

Yirminci yüzyıl vadiye iyi davranmadı. I. Dünya Savaşı'ndan sonra bakımsız kalan tarihi yapılar birer birer ortadan kalktı. Kaymakamlığın anlatımına göre dere kıyısındaki Çadır Köşkü 1940'ta üzerine devrilen bir çınar yüzünden yıkıldı, üçüncü saray 1943'te yıktırıldı ve yerine 1952'de bir askeri okul yapıldı. Aynı bina 1998'den bu yana Kağıthane Belediyesi'nin hizmet binası olarak kullanılıyor. Poligon Kasrı 1956'da gazhane yapılmak üzere yıktırıldı, yerinde bugün bir otobüs garajı var. 1950'lerden sonra hızlanan göçle dere boyu yoğun bir yerleşime dönüştü ve sanayi kirliliği dereyi uzun yıllar boyunca bir sorun haline getirdi.

Şiirdeki Sadabad

Yapılar yıkıldı ama Sadabad edebiyatta yaşamaya devam etti. TDV'ye göre Kağıthane'den söz eden ilk eser 15. yüzyılın sonunda Tacizade Cafer Çelebi'nin Hevesname'sidir; Nefi vadiyi kalabalığı ve güzelliğiyle cennete benzetir. Sadabad'ı en çok ölümsüzleştiren şair ise Nedim'dir. Onun şarkılarında tekrar eden "Gidelim serv-i revanım yürü Sadabad'a" dizesi (Nedim, TDV'de aktarıldığı biçimiyle) bugün de Lale Devri denince akla gelen ilk dizedir.

Etki yirminci yüzyıla kadar sürdü. Hacettepe Üniversitesi'nden S. Dilek Yalçın Çelik'in Türkoloji Dergisi'ndeki makalesi, Yahya Kemal'in Eski Şiirin Rüzgarıyle kitabında Lale Devri'ni anlatan beş şiiri inceler. Makaleye göre bu şiirlerde Sadabad hem bir saray hem bir semt hem de bütün bir dönemin simgesi olarak kullanılır. TDV ise Servet-i Fünun döneminde Hüseyin Suat Yalçın'ın, Cumhuriyet yıllarında Cevdet Kudret ile İlhan Berk'in Kağıthane'yi özlemle andığını not eder.

Bugün Sadabad'ı nerede aramalı

Ziyarete gelecek okur önce şunu bilmeli: III. Ahmed dönemine ait köşk ve kasırların hiçbiri günümüze ulaşmadı. Vikipedi, sarayın çok az sayıdaki kalıntısının belediye binasının yakınında açık hava müzesi düzeninde görülebildiğini belirtir. Gezinin asıl konusu bu yüzden tek bir yapı değil, vadinin kendisidir. 1990'larda başlayan çalışmalarla temizlenip ıslah edilen derenin kıyısının bir bölümü bugün çimenli bir park ve yürüyüş yolu olarak düzenlenmiştir; Cedvel-i Sim'in açıldığı yatak da bu düzlüktedir.

Yürüyüşü belediye binasının çevresinden başlatıp dere boyunca Haliç yönüne inmek, vadinin eski ölçeğini anlamanın en kolay yoludur. Yamaçlara baktığınızda bir zamanlar iki kıyıyı dolduran kasırların yerini apartmanların aldığını görürsünüz. Kağıthane Kaymakamlığı'na göre aynı adla anılan Sadabad Camii Lale Devri'nden Abdülaziz dönemine kadar gelmiş, sarayla birlikte yıktırılıp yeniden yapıldığı için Aziziye Camii adını da almıştır; bu yapı, 19. yüzyıl Sadabad'ının bugün vadide okunabilen izlerinden biridir. İmrahor Köşkü'nün yerinde ise bugün bir site bulunur.

Pratik notlar

Kağıthane'ye raylı sistemle gelmenin yolu M7 metrosudur; hattın Kağıthane istasyonu ilçenin içindedir. Hattın bazı kesimlerinde zaman zaman mekik işletme uygulandığı için güncel sefer durumunu Metro İstanbul'dan kontrol edin. Vikipedi'ye göre ıslah edilerek Cedvel-i Sim'e dönüştürülen dere kesimi yaklaşık bir kilometre uzunluğundadır ve düz bir yürüyüştür. Sadabad'ın asıl mevsimi kaynakların anlattığı gibi bahardır; eğlencelerin Hıdrellez'le başladığını ve erguvan gölgesinde kurulduğunu bilerek mayıs başında vadiyi yürümek gezinin anlamını artırır. Ziyaretten önce TDV İslam Ansiklopedisi'nin Sadabad ve Kağıthane maddelerini okumak, bugünkü sokaklarda eski yapıların yerini hayal etmeyi kolaylaştırır. Belediye binası çevresindeki açık hava düzeninin ziyaret koşulları için güncel bilgiyi Kağıthane Belediyesi'nden kontrol edin.

Kaynaklar

Yorumlar

0/1000

İlk yorumu sen yaz