Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye

Karagöz ile Hacivat'ın Perdesi, İstanbul'da Gölge Oyununun İzinde

Işık yanar, beyaz perdeye önce kıpırdamayan renkli bir resim düşer. Kamıştan bir düdüğün sesi yükselir, resim çekilir ve perdeye ince sesli, kıvrık bıyıklı bir adam gelir.

Radar TürkiyeRadar Türkiye24 Eylül 2026
Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Karagöz ile Hacivat'ın Perdesi, İstanbul'da Gölge Oyununun İzinde

Işık yanar, beyaz perdeye önce kıpırdamayan renkli bir resim düşer. Kamıştan bir düdüğün sesi yükselir, resim çekilir ve perdeye ince sesli, kıvrık bıyıklı bir adam gelir. Birazdan kalın sesli, kel kafasına tuhaf bir şapka geçirmiş komşusu da gelecek ve ikisi, yüzyıllardır yaptıkları gibi, birbirlerini hiç anlamadan konuşmaya başlayacaklar. Karagöz ile Hacivat'ın perdesi budur. Deriden kesilmiş birkaç figür, bir kandil ve bir ustanın sesiyle bütün bir şehir kurulur.

Karagöz 2009'da UNESCO'nun İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi'ne girdi. Kökü tartışmalıdır, ama Mısır'dan getirilen sanatçıların İstanbul'a gelişiyle başlayan Osmanlı serüveni belgelerle izlenebilir. Bu yazıda perdenin arkasına geçip gölge oyununun nasıl kurulduğuna, bir oyunun hangi bölümlerden oluştuğuna ve perdeye kimlerin çıktığına bakacağız. Sonra Bursa'daki rivayetten Direklerarası'nın Ramazan gecelerine uzanan hikayeyi izleyip bugün İstanbul'da Karagöz'ü nerede izleyebileceğinizi, tasvirleri nerede görebileceğinizi anlatacağız.

Perdenin Arkasında Neler Var

Karagöz bir gölge oyunudur. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Kültür Portalı onu, deve ya da manda derisinden yapılan insan, hayvan ve eşya biçimlerinin çubuklara takılıp arkadan verilen ışıkla beyaz bir perde üzerinde oynatıldığı bir oyun olarak tanımlar. UNESCO'nun tanımı da aynı şeyi söyler. Tasvir denen figürler deve ya da sığır derisinden yapılır, çubuklarla bir ışık kaynağının önünde tutulur ve gölgeleri pamuklu bir perdeye düşer.

Buradaki gölge kelimesi biraz yanıltıcıdır, çünkü perdede siyah siluetler değil renkli resimler görürsünüz. TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre tasvirlerin derisi çeşitli işlemlerle inceltilip saydamlaştırılır, renklendirme de kök boyalarla yapılır. Işık derinin içinden geçer ve renkler perdeye vitray gibi yansır. Tasvirlerin boyu Türkçe Vikipedi'ye göre genellikle 32 ile 40 santim arasındadır. En büyük figür, Kastamonulu oduncu Himmet Ağa, 50 santime ulaşır.

Figürler, dengede durmalarını sağlayacak biçimde açılmış deliklere takılan bir ya da iki yatay çubukla oynatılır. Ansiklopedi bunların yanında fır döndü denen dikey çubuklardan da söz eder. Figürlerin kol ve bacakları eklem yerlerinden hareket eder. Karagöz'ün kafası geriye düştüğünde ya da Hacivat'ın kolu havaya kalktığında izlediğiniz şey, ustanın parmak uçlarındaki küçük bir oyundur.

Işık için eskiden mum ya da şem'a denen bir tür yağ kandili kullanılırdı, bugün elektrik ampulü kullanılıyor. Beyaz perdeye eski ustalar ayna da derdi. Oyun başlamadan önce perdeye göstermelik denen bir tasvir konur. Göstermelik oyunun başında müzik eşliğinde perdede hareketsiz duran bir resimdir. UNESCO'nun tarifine göre sahneyi kurar, oyunun temasına dair ipucu verir ve keskin bir düdük sesiyle perdeden çekilir.

Hayali ve Ekibi

Karagözü oynatan ustaya hayali ya da hayalbaz denir. Kültür Portalı hayalinin usta ile çırak arasında yetiştiğini, yardımcılarının da çırak, yardak, dayrezen ve sandıkkar olduğunu belirtir. Türkçe Vikipedi'ye göre yardak ustanın yardımcısıdır ve vurmalı çalgıyla eşlik eder, dayrezen tempoyu tutar, sandıkkar ise malzemeyi taşır. Kültür Portalı, çırağın eğitiminin tasvirleri çubuklara takmakla başladığını da ekler.

UNESCO'nun tanımı da aynı düzeni anlatır. Figürleri tek bir baş sanatçı, yani hayali oynatır. Yanında tasvirlerin hazırlanmasına yardım ederek ve oyuna müzikle eşlik ederek zanaati öğrenen bir ya da birkaç çırak bulunabilir. Perdenin arkasındaki kalabalık ne kadar büyük olursa olsun, bütün figürlerin ipi aynı ustanın elindedir.

Oyunun bir müziği de vardır. Açılışta çalınan nareke, Türkçe Vikipedi'nin tarifiyle kamıştan yapılmış, kavala benzer bir düdüktür. TDV İslam Ansiklopedisi, Karagöz oyunlarının zamanla belli kurallara bağlanmış bir musikisi olduğunu ve Etem Ruhi Üngör'ün hayal şarkılarından 215'ini notalarıyla birlikte yayımladığını belirtir. UNESCO da oyunun şarkı, def, şiir, tekerleme ve bilmecelerle örüldüğünü, kelime oyunlarının ve yöre ağızlarının taklidinin oyunun tuzu biberi olduğunu yazar.

Bir Oyunun Dört Bölümü

Her Karagöz oyunu, TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre birbirinden bağımsız dört bölümden oluşur. Bu yapıyı bilmek, perdede olan biteni takip etmeyi çok kolaylaştırır.

  • Mukaddime. Giriş bölümü. Göstermelik kaldırılır, Hacivat perdeye gelir, bir semai ve perde gazeli okur. İngilizce Vikipedi, Hacivat'ın "Yar bana bir eğlence" diye başlayan seslenişini bu bölümün alameti olarak anar. Ardından Karagöz gelir, ikisi arasında kısa bir konuşma geçer ve dövüşürler.
  • Muhavere. Karagöz ile Hacivat arasında belli bir konu üzerine istenildiği kadar uzatılabilen söyleşme. Bilmeceler, kelime oyunları ve yanlış anlamalar bu bölümün malzemesidir.
  • Fasıl. Asıl oyun. Öteki karakterler sahneye girer, olay burada gelişir. Ansiklopedi fasıl konularının nesilden nesile el değiştirerek günümüze ulaştığını, aralarında Ferhad ile Şirin, Leyla ile Mecnun, Tahir ile Zühre gibi klasik aşk hikayelerinin de bulunduğunu yazar.
  • Bitiş. Kısa kapanış. Oyun hep aynı biçimde biter. İngilizce Vikipedi'nin anlattığına göre Hacivat, Karagöz'ün işleri berbat edip perdeyi yıktığından yakınır, Karagöz de kusurlarının bağışlanmasını diler.

Perde gazellerinin neredeyse hepsinde anılan bir isim vardır. Karagözcülerin bu sanatın yaratıcısı saydığı Şeyh Küşteri. Onun kim olduğu sorusu bizi Bursa'ya götürür, ama önce perdenin iki kahramanını tanıyalım.

Karagöz ile Hacivat Kimdir

İki kahramanın adları bile karakterlerini söyler. İngilizce Vikipedi'ye göre Karagöz kara göz anlamına gelir, Hacivat ise Hacı İvaz adından türemiştir. Türkçe Vikipedi, Karagöz'ün saçsız başına ışkırlak denen bir şapka giydiğini hatırlatır. Hacivat ise kıvrık bıyığıyla tanınır.

TDV İslam Ansiklopedisi Karagöz'ü özü sözü doğru bir halk adamı olarak anlatır. Düşündüğünü açıkça söyler, bu yüzden dışlanır, çoğu zaman işsizdir ve başı derde girer. Kalın bir sesle konuşur. Hacivat ise içten pazarlıklı, düzgün konuşan, herkesin huyuna suyuna göre davranan, herkesin derdine aracı olan, yatıştırıcı ve ara bulucu biridir. İnce sesli bir İstanbul çelebisidir. Kültür Portalı aynı karşıtlığı daha kısa söyler. Karagöz eğitim görmemiş, cesur ve gerçekçi bir halk adamı, Hacivat ise okumuş, bilgili ve kurnazdır.

Oyunun bütün mizahı bu iki dilin çarpışmasından doğar. Hacivat Arapça ve Farsça kelimelerle süslü cümleler kurar, Karagöz onları kulağına geldiği gibi anlar ve bambaşka bir şeye çevirir. İngilizce Vikipedi'nin özetlediği gibi Karagöz sokak aklıyla okumuş komşusunu çoğu zaman alt eder, ama kurduğu planlar hep başına patlar. Seyirci iki tarafa da güler. Birine kendini fazla ciddiye aldığı için, ötekine hiç ciddiye almadığı için.

Perdenin Kalabalığı

Fasıl başladığında perde bir İstanbul mahallesine dönüşür. TDV İslam Ansiklopedisi karakterleri geniş bir yelpazede sayar. Düzgün İstanbul ağzıyla konuşanlar arasında mirasyedi ve genç hanımlara meraklı Çelebi, hep uykulu ve uyuşuk Tiryaki ve telaşlı, geveze Beberuhi vardır. Kendi yöresinin ağzıyla konuşanlar arasında Kastamonulu oduncu, Bolulu aşçı, Kayserili, Karamanlı, Eğinli, Laz ya da Karadenizli ve Kürt tipleri sayılır. Acem, Arap, Arnavut, Rumelili ve Tatar tipleri de perdeye çıkar. Rum, Ermeni ve Yahudi karakterler ile Tatlısu Frengi de bu kalabalığın parçasıdır.

Bunlara kabadayı Tuzsuz Deli Bekir, oyunun konusuna göre farklı rollerde görünen kadın karakterler yani zenneler, UNESCO'nun ayrıca andığı kantocu ve hokkabaz da eklenir. Kastamonulu oduncu Himmet Ağa'nın perdenin en büyük figürü olduğunu yukarıda söylemiştik.

Bu kalabalık, Osmanlı İstanbul'unun sokakta birbirine değen insanlarının bir aynasıdır. Her tip kendi şivesiyle, kendi derdiyle ve kendi zaaflarıyla gelir. Mizah ağızlardan ve yanlış anlamalardan doğar. Karagöz'ü ilk kez izleyecekseniz bu çeşitliliği önceden bilmek, perdede konuşulanların neden bu kadar farklı tınladığını anlamanızı sağlar.

Bursa'daki Rivayet

Karagöz'ün en çok anlatılan hikayesi Bursa'da geçer. TDV İslam Ansiklopedisi'nin aktardığı rivayete göre Sultan Orhan zamanında Bursa'da bir cami yapılmaktadır. Hacivat duvarcı, Karagöz demircidir ve ikisi arasında geçen nükteli konuşmalar öteki işçileri işlerinden alıkoyar. İnşaat aksayınca Sultan Orhan ikisinin de başını vurdurur. Kültür Portalı'nın anlattığına göre sultan sonradan pişman olur ve Şeyh Küşteri adında biri ikisinin suretlerini yaparak perdede oynatır. Karagözcüler bu yüzden Küşteri'yi sanatın yaratıcısı sayar. Kültür Portalı'nın Hatay sayfası bu hikayenin bir başka biçimini de kaydeder. Bu anlatıya göre Karagöz, Trakya'daki Samakol köyünden gelmiş bir demircidir.

Bu hikayeleri bir rivayet olarak dinlemek gerekir. TDV İslam Ansiklopedisi açıkça söyler. Hiçbir belge ya da kanıt bulunmadığı için bu rivayetlerin fazla bir anlamı yoktur ve Şeyh Küşteri üzerine kaynakların söyledikleri birbirini tutmadığı gibi onun Karagözle ilgisini gösteren bilgi de yoktur.

Yine de Bursa bu hikayeye sahip çıkar. Ansiklopedi, Çekirge semtindeki bir mezarın Karagöz'e ait olduğunun ileri sürüldüğünü yazar. Kültür Portalı Bursa'da 1950'de Karagöz'e bir anıt mezar yapıldığını ve kentteki Karagöz Müzesi'nin düzenli gösteriler düzenlediğini belirtir. Trakya da payını alır, ansiklopediye göre 1993'te Kırklareli'nin geniş bir meydanına büyük boy bir Karagöz heykeli dikilmiştir. Bursa'ya günübirlik gitmeyi düşünüyorsanız Karagöz Müzesi'ni programınıza eklemek, İstanbul'daki perdeyi tamamlayan bir ziyaret olur.

Mısır'dan İstanbul'a

Tarihin belgelere dayanan tarafı ise başka bir yoldan gelir. TDV İslam Ansiklopedisi Karagöz'ün kökeni üzerine üç görüşü tartışır. Orta Asya'dan geldiği görüşünü, Orta Asya Türkleri'nde gölge oyunu bilinmediği için zayıf bulur. Hindistan'dan Çingene göçleriyle geldiği görüşünü de Türkiye'de 16. yüzyıla kadar gölge oyununa dair hiçbir iz bulunmadığı için tutarsız sayar. Belgelenen yol Memluk Mısır'ıdır.

Ansiklopedinin aktardığına göre Mısırlı tarihçi İbn İyas, 1517'de Yavuz Sultan Selim'in huzurunda bir gölge oyuncusunun Kahire'de bir oyun sergilediğini kaydeder. Oyun beğenilir ve sanatçı İstanbul'a çağrılır. Ansiklopedi Yavuz'la birlikte yaklaşık altı yüz Mısırlı sanatçının İstanbul'a geldiğini de belirtir. İngilizce Vikipedi, 17. yüzyılda Evliya Çelebi'nin bu geleneği daha da eskiye, I. Bayezid dönemine götürdüğünü not eder, ama belgeler 16. yüzyıldan başlar.

İstanbul'a gelen oyun burada değişti. Ansiklopediye göre Memluk gölge oyunlarının tasvirleri tek renkliydi ve ışık geçirmiyordu. Osmanlı sanatçıları 17. yüzyılda dericilikteki ustalıkları sayesinde bu tasvirleri saydamlaştırdı ve eklem yerlerinden hareket edebilir hale getirdi. Karagöz adı da ilk kez bu yüzyılda ortaya çıktı. Yani bugün perdede gördüğünüz renkli, oynak figürler Osmanlı ustalarının eseridir.

Oyun buradan bütün imparatorluğa yayıldı. Ansiklopedi Karagöz'ün Anadolu'nun yanında Cezayir, Tunus, Mısır, Romanya, Yugoslavya, Suriye, Lübnan ve daha geç bir tarihte Yunanistan'a ulaştığını yazar. Yunanistan'da kahraman Karagiozis adıyla tanındı.

Ramazan Geceleri ve Direklerarası

Karagöz'ün en canlı olduğu zaman Ramazan'dı. UNESCO oyunun kahvehanelerde, bahçelerde ve meydanlarda, özellikle Ramazan ayında ve sünnet düğünlerinde oynatıldığını yazar. Kültür Portalı da eskiden evlerde ve açık alanlarda oynatıldığını, bugün çoğunlukla sahnelerde gösterildiğini ama Ramazan gösterilerinin hala canlılığını koruduğunu ekler. İngilizce Vikipedi'nin anlattığı tablo tanıdıktır. Gün boyu oruç tutan kalabalıklar iftardan sonra sokaklara dökülür, Karagöz oynatılan kahvehanelere dolardı.

İstanbul'da bu gecelerin adresi Direklerarası'ydı. TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre Direklerarası, Vezneciler ile Şehzadebaşı arasındaki yol üzerindeydi. Adını iki yandaki dükkanların önünde alçak mermer sütunlar üzerine oturtulmuş revaklardan alıyordu. Bu dükkanları Damat İbrahim Paşa, Şehzade Camii'nin yakınındaki külliyesine gelir sağlamak için yaptırmıştı. Türkçe Vikipedi yapım tarihini 1728-1729 olarak verir ve çarşının 82 dükkandan oluştuğunu yazar.

1826'dan sonra Direklerarası İstanbul'un en hareketli çarşısı, gezinti ve eğlence yeri oldu. Ansiklopediye göre burada orta oyunu, meddah ve karagöz gibi geleneksel seyirlik sanatlar icra edilirdi. İlk tiyatro sahnelerinin bazıları da burada kuruldu. Vikipedi, 19. yüzyılda özellikle Ramazan aylarında Karagöz gösterilerinin, pehlivan güreşlerinin ve hokkabaz gösterilerinin burada yapıldığını ekler. Beyoğlu'nun yeni eğlence merkezi olarak yükselmesiyle Direklerarası yavaş yavaş unutuldu. Vikipedi'ye göre çarşı 1958'deki şehircilik çalışmaları sırasında büyük ölçüde yıkıldı ve günümüze çok küçük bir bölümü ulaştı.

Bugün Şehzadebaşı Caddesi'nde yürürken o revakların yerini hayal etmek zorundasınız. Yine de yürüyüş anlamlıdır. Şehzade Camii'nin önünden Vezneciler'e doğru ilerlerken, bir zamanlar Ramazan gecelerinde kahvehane kapılarında perdenin açılmasını bekleyen kalabalıkların tam bu hattı doldurduğunu bilirsiniz. Vezneciler metro istasyonu yürüyüşe başlamak için rahat bir noktadır.

İstanbullu Bir Hayali

Karagöz'ü yirminci yüzyıla taşıyan önemli ustalardan biri İstanbulludur. Anadolu Ajansı'nın 2020'deki haberine göre Hayali Küçük Ali adıyla bilinen Mehmet Muhiddin Sevilen 1886'da İstanbul'da doğdu. Hayali Saraç Hüseyin'in yanında yetişti ve ilk oyununu 1900'de, henüz 14 yaşındayken Fatih'in Draman semtinde "Hımhımlı Mandıra" adıyla oynattı. 1909'dan itibaren İstanbul Postanesi'nde memurluk yaparken Karagöz oynatmayı bırakmadı. 1934'te Ankara'ya taşındı ve yirmi yıl boyunca radyoda Karagöz oyunlarını seslendirerek bu sanatı bütün ülkeye duyurdu. 7 Aralık 1974'te Ankara'da vefat etti. Habere göre tasvirleri ve ses kayıtları bugün kamu arşivlerinde korunuyor.

Onun hikayesi Karagöz'ün nasıl yaşadığını da gösterir. Bir usta, bir çırak, mahalle aralarında ve kahvehanelerde verilen gösteriler, sonra radyo gibi yeni bir mecra. UNESCO'nun tanımı bugün de aynı sürekliliği vurgular. Oyun artık büyük şehirlerde gösteri salonlarında, okullarda ve alışveriş merkezlerinde de sergileniyor, ama aktarım hala ustadan çırağa geçiyor.

UNESCO Listesinde Karagöz

Karagöz, UNESCO'nun Temsili Listesi'ne 2009'da 4.COM 13.73 kararıyla alındı. Listedeki tanım gölge oyununun tekniğini, iki kahramanın karşıtlığını ve oyunun sosyal işlevini birlikte anlatır. Tanımda Karagöz'ün Ramazan'la ve sünnet düğünleriyle bağı, figürlerin tek bir baş sanatçı tarafından oynatılması ve çıraklık yoluyla aktarım ayrıca vurgulanır. UNESCO bu geleneksel tiyatronun kültürel kimlik duygusunu güçlendirdiğini ve insanları eğlence yoluyla birbirine yakınlaştırdığını da yazar.

Bu listeye girmek bir müzeye kaldırılmak demek değildir. UNESCO'nun somut olmayan miras dediği şey, bugün yaşayan ve yeni kuşaklara geçen bir uygulamadır. Karagöz'ün durumunda bu, perdenin hala kurulduğu, yeni hayalilerin yetiştiği ve oyunun çocuklarla birlikte izlendiği anlamına gelir.

Bugün İstanbul'da Nerede İzlenir

Karagöz gösterilerinin sabit bir takvimi yok. Program yıldan yıla, mevsimden mevsime değişiyor. Aşağıdaki adresler son dönemde gölge oyununa yer veren kurumlar. Gitmeden önce güncel programlarını mutlaka kontrol edin.

  • Ramazan etkinlikleri. İBB Kültür AŞ'nin 2026 Ramazan programında, 21 Şubat ile 14 Mart arasında Panorama 1453 Tarih Müzesi'nde çocuklara yönelik Hacivat Karagöz gölge oyunu ve meddah gösterisi vardı. Katılım ücretsizdi ve Radar Türkiye uygulamasındaki karekodla yapılıyordu. Her Ramazan öncesinde Kültür AŞ'nin duyurularını ve Radar Türkiye'deki etkinlik listesini takip edin.
  • Atatürk Kültür Merkezi. AKM'nin çocuk programında Ocak 2026'da bir Karagöz gölge oyunu sahnelendi. Oyunda işsiz Karagöz'e Hacivat'ın iş teklif etmesiyle başlayan maceraya Beberuhi, Çelebi ve Laz gibi karakterler katılıyordu. Etkinlik biletliydi. Benzer oyunlar için AKM'nin güncel etkinlik takvimine bakın.
  • Bursa. Karagöz'ü kendi rivayetinin şehrinde izlemek isterseniz Bursa'daki Karagöz Müzesi Kültür Portalı'na göre düzenli gösteriler yapıyor. Hızlı feribotla günübirlik bir Bursa gezisine eklenebilir.

Tasvirleri Yakından Görmek

Perdenin arkasındaki figürleri yakından görmenin İstanbul'daki en iyi yolu Sultanahmet'teki Türk ve İslam Eserleri Müzesi'dir. İstanbul Valiliği'nin 2019'daki müze tanıtımında müze müdür yardımcısı, etnografya bölümünün kahve, hamam, kadın giyimi, konak yaşamı, hattat, karagöz ve Kapalıçarşı gibi 19. yüzyıl İstanbul'una ait konuları kapsayan koleksiyonlar sergilediğini anlatır. Aynı tanıtımda Hidayet Gülen'in Karagöz koleksiyonu, etnografya bölümünün görülmesi gereken parçaları arasında sayılır.

Tanıtımdaki tarife göre etnografya alanına divan bölümünü gezdikten sonra merdivenlerle ulaşılıyor. Işıklı vitrinlerde duran tasvirlere yakından baktığınızda derinin ne kadar inceltildiğini, oymaların ne kadar ince işlendiğini ve renklerin ışıkla nasıl canlandığını görürsünüz. Sergi düzeni zaman içinde değişebileceği için tasvirlerin hala sergilenip sergilenmediğini gitmeden müzeye sormanızı öneririz. Müzenin güncel ziyaret saatlerini de resmi sitesinden kontrol edin.

Bu ziyareti aynı gün Direklerarası yürüyüşüyle birleştirmek kolay. Sabah Sultanahmet'te tasvirlere bakın, T1 tramvayıyla Beyazıt'a geçin ve oradan Vezneciler üzerinden Şehzadebaşı'na yürüyün. Böylece hem figürleri hem de onların bir zamanlar oynatıldığı sokağı aynı gün görmüş olursunuz.

Karagöz İzlerken İşe Yarayacak Birkaç Öneri

İlk kez Karagöz izleyecekseniz, özellikle çocuklarla gidiyorsanız bu küçük hazırlıklar deneyimi zenginleştirir.

  • Erken gidin ve perdenin tam karşısına oturun. Görüntü perdeye arkadan yansıdığı için karşıdan bakınca renkler en canlı haliyle görünür.
  • Flaşlı fotoğraf çekmeyin. Oyunun bütün büyüsü perdenin arkasındaki ışıktan gelir, flaş hem perdedeki renkleri siler hem de öteki seyircileri rahatsız eder.
  • Çocuklara oyundan önce iki kahramanı anlatın. Hacivat'ın süslü konuşup Karagöz'ün onu yanlış anladığını bilen çocuk, esprileri çok daha çabuk yakalar.
  • Yöre ağızlarına ve kelime oyunlarına kulak verin. Mizahın büyük kısmı sözde saklıdır. Türkçesi yeni olan misafirleriniz varsa hikayeyi önceden kısaca özetlemek işlerine yarar.
  • Oyun sonunda Karagöz'ün kusurlarının bağışlanmasını dilediği kapanışı kaçırmayın. Perde kapanmadan kalkmamak, bu geleneğe gösterilecek en küçük saygıdır.
  • Karagöz'ün izini sinemada da sürebilirsiniz. İngilizce Vikipedi, Yeşilçam komedilerinin köklerinin meddah, orta oyunu ve Karagöz ile Hacivat gibi geleneksel seyirlik sanatlara uzandığını yazar.

Kaynaklar

Yorumlar

0/1000

İlk yorumu sen yaz