Kalehöyük'te Kırk Yıllık Kazı
Kaman ilçesinin birkaç kilometre doğusunda, Çağırkan köyünün hemen yanında bozkırdan yükselen yuvarlak bir tepe var.
Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Kaman ilçesinin birkaç kilometre doğusunda, Çağırkan köyünün hemen yanında bozkırdan yükselen yuvarlak bir tepe var. Uzaktan bakınca sıradan bir tümsek gibi görünen bu tepe, aslında binlerce yıl boyunca üst üste kurulmuş yerleşimlerin bıraktığı bir höyük. Kaman-Kalehöyük adıyla bilinen bu yerde Japon arkeologlar 1986 yazından beri her yıl kazı yapıyor. Bu yazı höyüğün kendisini ya da yanındaki müzeyi tanıtmaktan çok, bu uzun soluklu kazının hikayesini anlatıyor: nasıl başladığını, neyi aradığını, bugüne kadar ne bulduğunu ve kırk yılda bozkırın ortasında nasıl bir bilim yerleşkesine dönüştüğünü.
Bir ön araştırmayla başlayan hikaye
Hikaye Tokyo'da başlar. Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü'nün kendi tanıtımına göre Japonya Ortadoğu Kültür Merkezi, Prens Takahito Mikasa'nın fikri üzerine Ekim 1979'da Tokyo'nun Mitaka semtinde Orta Doğu araştırmaları için kuruldu. Merkez 1985'te Kalehöyük'te bir ön araştırma yaptı. Kazı heyetinin yirmi yedinci sezon raporu, bu ilk yüzey çalışmasında çanak çömlek parçası, demir cürufu ve benzeri yaklaşık 240 bin buluntunun toplandığını aktarır. Toplanan çanak çömlek parçalarının onda biri incelendiğinde, tepenin yaklaşık 5.500 yıllık bir kültür birikimi taşıdığı anlaşıldı.
Asıl kazı bir yıl sonra açıldı. Enstitünün Kalehöyük sayfasına göre ilk kazmayı 1986'da, merkezin başkanı sıfatıyla Prens Mikasa vurdu ve çalışma o günden bu yana kesintisiz sürüyor. Kazı uzun yıllar Dr. Sachihiro Omura'nın başkanlığında yürütüldü. Türkiye'deki kazılar Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izniyle yapılır ve her sezon Bakanlıkça görevlendirilen bir temsilci heyetle birlikte çalışır; heyetin sezon raporları her yıl bu temsilcinin hangi müzeden geldiğini ayrıca not eder.
Höyük nasıl okunur
Bir höyükte zaman yukarıdan aşağıya okunur. En üstte en yeni yerleşim, en altta en eski yerleşim durur. Kazı heyeti sitenin ölçülerini 280 metre çap ve 16 metre yükseklik olarak verir ve onu Anadolu ölçeğinde orta büyüklükte bir höyük sayar. Ankara'nın yaklaşık 100 kilometre güneydoğusunda, eski Ankara-Kayseri yolunun kenarında yer alır.
Heyet bugüne kadar dört ana kültür katmanı tanımladı. En üstteki birinci katman Osmanlı dönemine, yani yaklaşık 15. ile 17. yüzyıllar arasına aittir. İkinci katman Demir Çağı'dır ve MÖ 12. yüzyıldan MÖ 4. yüzyıla uzanır. Üçüncü katman Orta ve Geç Tunç Çağı'nı, yani MÖ 20. ile 12. yüzyılları kapsar. En alttaki dördüncü katman Erken Tunç Çağı'nın ikinci yarısına, MÖ 3. binyıla tarihlenir. Heyet bu katmanları buluntulara ve mimari biçimlere bakarak alt evrelere de ayırır: birinci katman iki, ikinci katman dört, üçüncü ve dördüncü katmanlar ikişer evreye bölünür. Kalkolitik ve Neolitik döneme ait buluntular da ele geçmiştir; ancak bu dönemlerin yerleşimleri henüz kazılmadığı için heyet onları şimdilik olası beşinci ve altıncı katmanlar olarak anar.
Kazının asıl hedefi heyetin deyişiyle bir kültür stratigrafisi kurmak, yani Kalehöyük'ün kronoloji tablosunu çıkarmaktır. Bunun için iki ayrı açma kullanılır. 1986'da açılan Kuzey Açması katman dizisini derinlemesine izlemek içindir. Güney Açması ise kuzeyde tanımlanan her kültürün yerleşim düzenini geniş bir alanda görmek için açılmıştır. Biri derinlik, öteki genişlik sorusuna cevap arar.
Karanlık Çağ'a ışık
Kalehöyük'ü arkeoloji dünyasında öne çıkaran sonuçlardan biri Demir Çağı'nın başına ilişkindir. Enstitü, Hitit İmparatorluğu'nun yıkılışından sonraki MÖ 12. ile 8. yüzyılların, kayda değer bir kültür bırakmadığı düşüncesiyle uzun süre Karanlık Çağ diye anıldığını hatırlatır. Kalehöyük'ün bu dönemin başına denk gelen IId evresinde ise birbirini izleyen yerleşim düzeyleri ve zengin bir maddi kültür ortaya çıktı. Yirmi dördüncü sezon raporu, Güney Açması'nda yarı gömülü yapılar, eşit aralıklı direk delikleri ve köşeleri yuvarlatılmış odalar tanımlar. Aynı rapor bu katmanlarda bulunan boyalı çanak çömleğin, Anadolu arkeolojisindeki Karanlık Çağ kültürünü aydınlatmanın anahtarı olacağı görüşündedir.
İkinci binyılın katmanlarında ise bir kültür dizisi açıkça izlenir: önce Asur Ticaret Kolonileri Çağı, ardından Eski Hitit Krallığı, sonra Hitit İmparatorluk Çağı. Yirmi beşinci sezon raporu Kuzey Açması'nda Asur Ticaret Kolonileri Çağı'na ait, yüksekliği üç metreyi aşan bir taş duvarı ve çakılla döşenmiş bir yolu anlatır; aynı sezon küçük bir taban üzerinde altın eşya bulunmuş ve heyet bu noktayı bir atölye olarak yorumlamıştır.
Demir ve atölyeler
Kalehöyük'ün katmanları yalnızca yapıları değil, üretimin izlerini de saklar. İlk yüzey araştırmasında toplanan buluntular arasında demir cürufu da vardı ve sonraki sezon raporları metal işçiliğini ayrıntılı biçimde belgeler. Yirmi sekizinci sezon raporu, Geç Demir Çağı'na ait bir kalenin yanında aynı yere defalarca aynı biçimde kurulmuş ocak izlerini, bakır ergitme sırasında oluşan cürufu ve taş kalıpları tanımlar. Heyet buradan, Kuzey Açması'nın bu kesiminde Geç Demir Çağı'na ait atölyeler bulunduğu sonucuna varır.
Günlük yaşamın izleri de katmanlarda saklıdır. Aynı rapor Güney Açması'nda taş duvarlı, dikdörtgen planlı iki depo tanımlar. Önceki sezon tabanında buğday bulunan bu yapıların tahıl deposu olduğu yeniden doğrulanmıştır. Aynı katmanda, stilize geyik figürleriyle bezeli boyalı çanak çömlek ele geçmiştir.
Bir kazı sezonu nasıl geçer
Kazı raporları bir sezonun ritmini de anlatır. Çalışma genellikle haziranın sonunda ya da temmuzun başında başlar ve eylülün başına kadar sürer. Sezon sonunda sergilenmeye uygun buluntular yakındaki arkeoloji müzesine teslim edilir; örneğin yirmi beşinci sezonda 51, yirmi altıncı sezonda 44, yirmi sekizinci sezonda 58 eser böyle teslim edilmiştir. Kazı bittikten sonra buluntular yıkanır, ayıklanır, ölçülür, fotoğraflanır ve onarılır; bu iş çoğu zaman bahara kadar sürer.
Açığa çıkan yapılar kışın kendi haline bırakılmaz. Heyet her sonbahar Kuzey ve Güney açmalarının üzerine geçici koruma çatıları kurar, bir sonraki yaz kazıya başlamadan önce de bunları söker. Bugün höyüğe uzaktan bakanların gördüğü uzun, açık renkli çatılar bu korumanın kendisidir. Höyük bir balonun ucuna bağlanan dijital kamerayla havadan da fotoğraflanmıştır.
Bozkırda bir enstitü
Kırk yıllık kazının en kalıcı sonucu belki de höyüğün yanında kurulan yerleşkedir. Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü Mayıs 1998'de, Tokyo'daki merkeze bağlı olarak Çağırkan köyünde kuruldu. Enstitünün anlatımına göre uzun yıllar prefabrik yapılarda çalışıldı. Kalıcı binanın yapımına 2004'te başlandı; araştırma kanadı Eylül 2005'te, konferans ve kütüphane kanadı Eylül 2007'de tamamlandı. Konferans salonuna, enstitünün yakın dostu olan Türk arkeolog Tahsin Özgüç'ün adı verildi.
Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi'nden Gonca Tunçbilek Dinçer'in 2024'te yayımlanan makalesi bu yerleşkeyi mimari açıdan inceler. Makaleye göre kampüs müze, depo, enstitü ve lojman bloklarından oluşur; enstitü bölümü birbirine bağlı üç sekizgen yapıdan, eser depoları da bunlara bakan iki L biçimli yapıdan meydana gelir. Araştırma bölümünde laboratuvarlar, kütüphane, çalışma odaları, fotoğraf merkezi ve konferans salonu yer alır. Enstitünün kendi sayfası da konservasyon, arkeokimya, arkeobotanik, zooarkeoloji ve paleoçevre çalışmalarını ayrı alanlar olarak sıralar.
Yerleşkenin öteki iki parçası höyüğün hikayesini halka açar. 1993'te açılan Prens Mikasa Anı Bahçesi ve Kalehöyük, Yassıhöyük ve Büklükale buluntularının sergilendiği arkeoloji müzesi, enstitüyle birlikte tek bir kültür kompleksi oluşturur. Bakanlığın müze portalı, müzenin Türk ve Japon hükümetlerinin işbirliğiyle kurulduğunu ve 10 Temmuz 2010'da ziyarete açıldığını yazar.
Okul gibi işleyen bir kazı
Kalehöyük yalnızca bir kazı alanı değil, aynı zamanda bir okuldur. Enstitü, amaçları arasında genç araştırmacıları yetiştirmeyi ve özellikle yöre çocuklarında tarihe ve kültür mirasına ilgi uyandırmayı sayar. Yirmi altıncı sezonda kazıyla eş zamanlı olarak, Japonya Vakfı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı ortaklığında Türkiye'deki müzelerin uzmanlarına yönelik bir müzecilik kursu düzenlendi. Aynı yaz arkeoloji, zooarkeoloji ve arkeobotanik saha kursları da yapıldı; katılımcılar arasında Japonya, Türkiye, ABD, Polonya ve Avustralya'dan öğrenciler vardı.
Enstitü konservasyon öğrencileri için her yaz staj programı ilan eder. 2015'te Queensland Üniversitesi'nden bir uzmanın verdiği dört günlük arkeobotanik kursu, Kalehöyük örnekleri ve enstitünün karşılaştırma koleksiyonu üzerinde tahıl, baklagil ve yabani tohum tanımayı öğretti. Enstitü ayrıca kazı alanında konservasyon ve alan korumaya dair pratik rehberlerden oluşan bir yazı dizisi yayımladı. Kazı sonuçları her yıl enstitünün Anatolian Archaeological Studies adlı yıllığında ve Tokyo'da düzenlenen yıllık bir toplantıda paylaşılır.
Kalehöyük'ün komşuları
Kazının soruları zamanla höyüğün dışına taştı. Enstitü 2007'de Kaman'a bağlı Yassıhöyük'te, 2008'de Kırıkkale'deki Büklükale'de ön araştırmalara başladı; iki alanda da asıl kazı 2009'da açıldı. Yassıhöyük'ün ilk sezonunda, 2007 ve 2008'deki manyetik taramada saptanan büyük bir yapının kerpiç duvarları yanmış bir katmanın içinde bulundu. Kazı raporuna göre bu duvarlar özgün yüksekliklerinin 230 santimetrelik kısmını korur.
Büklükale ise Ankara'dan Kaman'a giden yolun Kızılırmak'ı geçtiği noktada, nehre bakan kayalık bir burnun üzerindedir. Enstitü yüzeyden toplanan çanak çömleğe dayanarak burayı Hitit İmparatorluk Çağı'na ait, yaklaşık 500 metre çaplı bir kent olarak tanımlar. Seçilmesinin nedeni açıktır: Kalehöyük'te Hitit İmparatorluk Çağı katmanı ince kalmış ve sonraki Demir Çağı yapılarınca bozulmuştur. Büklükale bu boşluğu doldurarak Orta Anadolu'nun kesintisiz bir kültür tarihini kurmaya yardım edebilir.
Bugün kazıyı nasıl yaşarsınız
Höyüğe en iyi giriş kapısı yanındaki müzedir. Önce müzede höyüğün maketine ve katman dizisini anlatan bölümlere bakmak, ardından tepeyi dışarıdan görmek, bu yazıda anlatılan katmanları zihinde yerine oturtmanın en kolay yoludur. Kazı alanının kazı dönemi dışında gezilip gezilemeyeceği resmi kaynaklarda açıkça yazmıyor; ziyaret koşulunu ve güncel açılış saatlerini gitmeden önce müzeden ya da Bakanlığın müze portalından öğrenin.
Kazı sezonu yaz aylarındadır ve bu dönemde çalışan bir ekip vardır; çalışmayı dışarıdan izlerken ekibin işine ve koruma çatılarına saygı göstermek gerekir. Bozkırda gölge azdır, yaz güneşi serttir; şapka ve su almayı unutmayın. Bahar sonunda ve sonbahar başında bozkırın renkleri daha yumuşaktır ve yürümek daha rahattır. Yanındaki Japon bahçesiyle birlikte bu yerleşke, Kırşehir'e yapılan bir gezide yarım günü rahatça doldurur.
Kırk yılda Kalehöyük, bir tepenin altında saklı beş bin yılı katman katman okuyan bir laboratuvara dönüştü. Bozkırın ortasında, iki ülkenin arkeologlarının aynı açmada çalıştığı bu yer, sabırlı bilimin nasıl bir yere kök saldığını görmek isteyenler için Kırşehir'in en öğretici duraklarından biridir.
Kaynaklar
- Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü, Hakkımızda, https://old.jiaa-kaman.org/en/about_us.html
- Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü, Kaman-Kalehöyük, https://old.jiaa-kaman.org/en/excavation_kalehoyuk.html
- Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü, 24. Kazı Sezonu (2009), https://old.jiaa-kaman.org/en/excavation_kl_24.html
- Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü, 25. Kazı Sezonu, https://old.jiaa-kaman.org/en/excavation_kl_25.html
- Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü, 26. Kazı Sezonu, https://old.jiaa-kaman.org/en/excavation_kl_26.html
- Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü, 27. Kazı Sezonu, https://old.jiaa-kaman.org/en/excavation_kl_27.html
- Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü, 28. Kazı Sezonu (2013), https://old.jiaa-kaman.org/en/excavation_kl_28.html
- Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü, Yassıhöyük 2009 Kazısı, https://old.jiaa-kaman.org/en/excavation_yh_1.html
- Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü, Büklükale, https://old.jiaa-kaman.org/en/excavation_buklukale.html
- Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü, Arkeobotanik Saha Kursu 2015, https://old.jiaa-kaman.org/en/fc_archaeobotany2015_e.html
- Kültür ve Turizm Bakanlığı, Turkish Museums, Kaman Kalehöyük Arkeoloji Müzesi, https://turkishmuseums.com/museum/detail/2118-kirsehir-kaman-kalehoyuk-archaeological-museum/2118/4
- Tunçbilek Dinçer, G. Z. (2024), Türk-Japon İşbirliğinin Sergilenmesi, Kaman-Kalehöyük Arkeoloji Müzesi, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi SBE Dergisi, https://doi.org/10.30783/nevsosbilen.1522065
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz
