Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye

Edessa'nın Mozaikleri, Amazonlardan Orpheus'a

Şanlıurfa'nın Haleplibahçe semtinde yürürken ayağınızın altında bir zamanlar Roma döneminin büyük konutları, onların odalarında da taştan halılar vardı.

Radar TürkiyeRadar Türkiye4 Kasım 2026
Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Edessa'nın Mozaikleri, Amazonlardan Orpheus'a

Şanlıurfa'nın Haleplibahçe semtinde yürürken ayağınızın altında bir zamanlar Roma döneminin büyük konutları, onların odalarında da taştan halılar vardı. Bu halıları bugün kubbeli bir müzenin içinde, bulundukları yerde, yukarıdan bakarak geziyorsunuz. Bu yazı Edessa mozaiklerinin nasıl bulunduğunu, hangi konuları anlattığını, ustaların taşları nasıl dizdiğini ve bu döşemelerin nasıl korunduğunu anlatıyor; sonunda da onları görmeye gidecek okur için birkaç pratik not var.

Orhay'dan Edessa'ya bir mozaik kenti

Şanlıurfa'nın antik çağdaki adı Edessa'dır. Arkeolog Barış Salman'ın Kommagene ve Suriye bölgesi mozaikleri üzerine makalesine göre Arap ve Süryani kaynakları şehrin Edessa adından önce Orhay ya da Urhay diye anıldığını gösterir; Seleukoslar adı Edessa'ya çevirmiştir. Aynı makale, Fırat'ın doğusunda kalan ve merkezi Edessa olan Osroene bölgesinde yerel bir krallığın MÖ 132'den MS 244'e kadar varlığını sürdürdüğünü yazar. Bölgede bulunan mozaiklerin çoğunu da Edessa örnekleri oluşturur.

Salman bu mozaikleri iki büyük gruba ayırır. İlki şehre özgü, MS 3. yüzyıla tarihlenen mezar mozaikleridir. Bunlar arkosolium denen, kayaya oyulmuş kemerli mezar hücrelerinin tabanlarını süsler. İkinci grup ise Haleplibahçe'de son yıllarda ortaya çıkan ve daha geç tarihli konut mozaikleridir. Yani Edessa'da mozaik sanatı, Salman'ın deyişiyle, MS 3. yüzyıldan Geç Roma ve Bizans dönemine kadar uzanan bir üretimdir.

Aile portreleri ve Süryanice yazıtlar

Edessa mezar mozaiklerinin en ayırt edici yanı üzerlerindeki Süryanice yazıtlardır. Salman'ın aktardığına göre bu yazıtlar mezar sahibi hakkında bilgi verir, bazı örneklerde mezarın ve dolayısıyla mozaiğin tarihi de yazılıdır. Figürlerin başlarının üstünde adları okunur. Aile sahnelerinde yerel giysiler içindeki kişiler cepheden betimlenmiştir; makale, fotoğraf karesi gibi kurulan bu sahnelerde ciddi duruşların ve hiyerarşik dizilişin dikkat çektiğini vurgular.

Bu mezar mozaiklerinin çok azı günümüze ulaşmıştır. Salman, ulaşan örneklerin Şanlıurfa Müzesi ile İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde bulunduğunu, bir kısmının ise yurt dışındaki müzelere ve koleksiyonlara dağıldığını yazar. Dallas, Paris ve Adelaide'deki müzeler bu listede anılır.

Bu dağılmanın en bilinen hikayesi Orfeus Mozaiği'dir. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın müze sayfası, Şanlıurfa'dan yurt dışına kaçırılan mozaiğin Dallas Sanat Müzesi'nden önce İstanbul Arkeoloji Müzesi'ne, sonra da Şanlıurfa'ya getirildiğini yazar. Panoda Frig başlıklı ozan Orfeus sağa dönük oturarak lir çalar. Solunda aslan, ayı, leopar ve domuz, sağında dağ keçisi ve at, sol üst köşede kuşlar onu dinler. Bakanlığa göre bu mozaik bir zamanlar bir kaya mezarının tabanını süslüyordu, Edessa mozaikleri içinde MS 194 ile en eski tarihli örnektir ve üzerinde sanatçının adı, Bar Saged, yazılıdır. Bir mozaikte ustanın adının okunabilmesi bu panoyu ayrıca değerli kılar.

Bir kentsel tasarım projesi ve kurtarma kazıları

Haleplibahçe mozaiklerinin bulunuşu tesadüfe değil, bir altyapı çalışmasına bağlıdır. Arkeolog Şehnaz Eraslan'ın Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi'ndeki makalesine göre Haleplibahçe Kentsel Tasarım Projesi kapsamındaki altyapı çalışmaları sırasında mozaikler tespit edildi. Bunun üzerine 2006 ile 2009 yılları arasında Şanlıurfa Müze Müdürlüğü başkanlığında dört ayrı noktada kurtarma ve sondaj kazıları yapıldı. Bu çalışmalarda Amazonlar Villası, bir hamam ve Geometrik Villa adı verilen ikinci bir konut ortaya çıkarıldı.

Amazonlar Villası adını tabanındaki Amazon betimlerinden alır. Seçil Üney'in Ege Üniversitesi'nde hazırladığı doktora tezinin özetine göre villa on iki mekan ve iki iç avludan oluşur ve bütün mekanların tabanı mozaik döşemelidir. Mozaiklerin çoğunda tahribat vardır; korunan döşemeler ise çok renkli ve figürlüdür. Bakanlığın anlatımında villanın girişi doğudandır, planı doğu batı doğrultusunda ters T biçimindedir ve odalar iki iç avlu arasındaki büyük dikdörtgen salonun çevresine dizilir.

Avlanan Amazonlar

Haleplibahçe'nin en çok bilinen panosu Avlanan Amazonlar'dır. Eraslan'a göre mozaik, villanın tablinum denen kabul odasının tabanındadır, yaklaşık 3,91 metreye 9,02 metre ölçülerindedir ve MS 5. ile 6. yüzyıllar arasına tarihlenir. Kültür Portalı, savaşçı Amazon kraliçelerinin bir av sahnesinde adlarıyla birlikte resmedildiği bilinen ilk ve tek mozaik olduğunu belirtir; figürlerin yanında Grekçe olarak Hippolyte, Melanippe, Thermodosa ve Penthesileia adları yazılıdır.

Panoyu köşe köşe okumak keyiflidir. Eraslan'ın tarifine göre sol üst köşede Hippolyte sağ elindeki kılıcı saldıran bir panterin göğsüne saplarken sol elindeki kalkanla kendini korur, yanında yaralı bir aslan kaçar. Sağ üst köşede Thermodosa çift ağızlı baltasıyla bir hayvana vurmak üzeredir. Sol alt köşede Melanippe at sırtında mızrağını üzerine koşan bir aslana yöneltmiştir. Sağ alt köşedeki ve Penthesileia olduğu düşünülen Amazon ise at üstünde yayını germiştir. Çevrede ayı, köpek, devekuşu ve keklik gibi hayvanlarla ağaç motifleri vardır; bordürde avlanan Eros figürleri ve köşede bir maske görülür.

Eraslan bu mozaikte Amazonların Doğulu bir görünümle betimlendiğini vurgular: Trakya savaşçılarına özgü pelta denen kalkanlar, İskit okçularını hatırlatan ok, yay ve sivri uçlu başlıklar, çift ağızlı Anadolu baltası bu ayrıntılardandır. Makaleye göre MS 5. yüzyıldan sonra av motifleri Sasani etkisiyle Doğu'da moda olmaya başlamıştır ve Haleplibahçe panosu bu etkinin açıkça görüldüğü örneklerdendir.

Akhilleus, Ktisis ve zebra

Amazonlar Villası'nın başka odaları başka hikayeler anlatır. Bakanlığın müze sayfasına göre salonun ana panosunda Akhilleus'un hayatı sahne sahne izlenir: dadısının kucağındaki bebek, annesi Thetis'in onu ölümsüz kılmak için topuğundan tutup Styks Irmağı'na daldırması, genç Akhilleus'un annesine vedası, ömür ipliğini büken Moiralar, bilge at adam Kheiron'un eğitimi ve oğlunun Troia'ya gidişini üzgün gözlerle izleyen Thetis. Bordürde saz çalan figürler, bir çiftlik evi, atlar, koyunlar ve boğalar vardır.

Bir başka odada Ktisis büstü yer alır. Bakanlık başındaki inci ve altın görünümlü taşlarla süslü tacı, küpelerini ve gerdanlığını anlatır. Ktisis iki eliyle göğsünün üstünde gri bir ölçü aleti tutar; müze sayfasına göre bu alet yaklaşık 29,7 santimetrelik Roma ayağıdır. Üney'in tezi bu figürü kuruluşu kişileştiren bir betim olarak tanımlar ve diğer panellerde kaplan, aslan, bir çoban ve zebra bulunduğunu yazar.

Taşları dizmenin dili

Mozaiğin hammaddesi tessera denen küçük taş küplerdir. Eraslan, Amazon mozaiğinin ustasının ağırlıkla kahverengi ve tonlarıyla siyah ve kırmızı tesseralar kullandığını, az sayıdaki rengi zeminle figür arasında karşıtlık kurarak Amazonları öne çıkarmak için seçtiğini düşünür. Aynı makaleye göre usta, Amazonların sakin ve kendinden emin duruşlarını, kaçan aslan ve leoparların acısıyla yan yana koyarak sahneye gerilim katmıştır.

Üney'in tezi zemin düzenini de anlatır. Ana sahnelerin zeminindeki tesseralar iç içe geçmiş balık pulu deseninde dizilmiştir; panelli örneklerde zemine gül goncaları serpiştirilmiştir. Geometrik desenler yalnızca merkez panelli mozaiklerin bordürlerinde görülür. Av sahneli salon mozaiğinin bordürü ise Nil ikonografisinden unsurlar taşır. Tez, bu mozaikleri konu ve üslup bakımından Doğu'da Sarrin, Antiokheia ve Apameia, Batı'da Ravenna ve İstanbul Büyük Saray mozaikleriyle karşılaştırır.

Yerinde korumak

Haleplibahçe'yi özel yapan şey mozaiklerin söküp başka yere taşınmamış olmasıdır. Bakanlığın Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi sayfası, Mozaik Müzesi'nin taban mozaiklerinin bulunduğu yerde, yani in situ koruma anlayışıyla inşa edildiğini yazar. Bu sayede villanın odaları, avluları ve geçişleri kendi planı içinde okunur; bir mozaiğin hangi odaya ait olduğunu tahmin etmeniz gerekmez.

Yapının kendisi de bu amaca göre büyüktür. Bakanlığa göre Haleplibahçe Mozaik Müzesi yaklaşık 6.000 metrekarelik bir alanı örter ve 82 metrelik çapıyla Türkiye'nin kolonsuz geçilen en büyük yapılarındandır.

Mozaiklere nasıl bakılır

Müzeye girdiğinizde önce yürüme yollarından villanın genel planına bakın; ters T biçimi ve iki iç avlu yukarıdan rahatça seçilir. Sonra Avlanan Amazonlar'ın önünde durup dört kraliçeyi yukarıdaki sırayla köşe köşe bulmaya çalışın; Grekçe adların harflerini fark etmek sahneyi canlandırır. Akhilleus panosunda hikayeyi soldan sağa değil, sahne sahne izlemek gerekir; bordürdeki çiftlik hayatını da atlamayın.

Mozaiklerin üzerine basılmaz ve dokunulmaz; yürüme yollarından çıkmayın. Işık döşemeye yandan düştüğünde taşların dizilişi daha iyi görünür, bu yüzden aynı panoya farklı açılardan bakmak işe yarar. Bakanlık müzede sesli rehber hizmeti olduğunu belirtir; ilk ziyarette kullanmak, sahnelerdeki mitolojik figürleri tanımayı kolaylaştırır.

Pratik notlar

Haleplibahçe Mozaik Müzesi ile Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi aynı bahçe içinde ama ayrı binalardadır. Bakanlık iki müzeyi ayrı sayfalarda tanıtır ve mozaiklerden sonra arkeoloji müzesini görmeden alanı terk etmemeyi önerir. Mozaik Müzesi'nin Bakanlık sayfasında durumu ziyarete açık olarak görünür ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için MüzeKart geçerlidir. Açılış saatleri ve giriş koşulları değişebildiği için gitmeden önce güncel bilgiyi muze.gov.tr üzerindeki müze sayfasından kontrol edin.

Bir gününüzü bu bölgeye ayırırsanız sabah mozaiklerle başlayıp arkeoloji koleksiyonuyla devam etmek mantıklıdır; böylece Edessa'nın Roma ve Bizans dönemini gördükten sonra şehrin çok daha eski Neolitik geçmişine geçersiniz. Yakındaki Kızılkoyun Nekropolü, Edessa'nın kayaya oyulmuş mezarlarının nasıl bir yerde durduğunu görmenizi sağlar; mezar mozaiklerinin hangi mimari içinde yapıldığını anlamak için iyi bir tamamlayıcıdır.

Kaynaklar

Yorumlar

0/1000

İlk yorumu sen yaz