Boğaz Yalılarını Denizden Okumak
İstanbul Boğazı'nı vapurla geçen herkes bir noktada aynı soruyu sorar.
Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

İstanbul Boğazı'nı vapurla geçen herkes bir noktada aynı soruyu sorar. Suyun hemen kıyısına, neredeyse dalgaların içine kurulmuş bu ahşap evler kimin için, ne zaman ve neden böyle yapıldı? Yalılar Boğaz'ın en tanıdık yüzüdür ama büyük çoğunluğu bugün de birer konut olduğu için içlerini görmek mümkün değildir. Bu yazı, yalıyı dışarıdan okumayı öğretmek için var. Bir yalının hangi parçasının ne işe yaradığını, renklerinin nereden geldiğini, en eski örneklerin hangileri olduğunu ve bugün onları vapurdan, sahilden ya da bir müze salonundan nasıl görebileceğinizi anlatıyoruz.
Yalı ne demek
Kelime, Yunanca kıyı ve sahil anlamındaki yalos sözcüğünden Türkçeye geçmiştir. Eski metinlerde aynı yapılar için Arapça sahil ile Farsça hane sözcüklerinin birleşmesinden doğan sahilhane de kullanılırdı; yapı çok büyüdüğünde ise sahilsaray denirdi. Mimar ve yazar Sinan Genim, Meriç, Porsuk ve Yeşilırmak kıyılarında ya da İzmir kordonunda benzer yapılar bulunsa da yalının bugünkü anlamıyla Boğaziçi'ne ait bir yapı tipi olduğunu vurgular.
TDV İslam Ansiklopedisi'nin yalı maddesine göre Haliç ve Boğaz kıyılarında 16. yüzyıldan 18. yüzyılın ortalarına kadar yapılmış yalılara rastlanır ve Boğaziçi yalıları asıl kimliğine 18. yüzyılda kavuşur. Topkapı Sarayı'nın sahilindeki Yalı Köşkü gibi kasırlar bu türün öncüleri sayılır; Genim, 1592 tarihli Yalı Köşkü'nü yalı adının geçtiği ilk anıtsal yapı olarak anar. Lale Devri'yle, yani III. Ahmed döneminde (1703-1730), Boğaz kıyısı devlet ricalinin, varlıklı tüccarların ve sarayla ilişkili ailelerin yazlık konutlarıyla dolmaya başlar.
Yalı sözcüğü uzun süre konak ve kasırla eş anlamlı kullanıldı ve çoğunlukla yazın ailece göç edilip oturulan evleri anlatıyordu. TDV maddesi bu göçün bir tören, her yıl tekrarlanan bir ritüel havasında yaşandığını not eder. Bugünkü sayıya gelince, Türkçe Vikipedi'deki derlemeye göre Boğaz'ın iki yakasında günümüze ulaşan yalı sayısı 360 civarındadır.
Bir yalının anatomisi
Yalıyı anlamak için onu iki yüzlü bir ev gibi düşünün. Deniz tarafı açık ve hareketlidir, çıkmalarla suya uzanır; kara tarafı ise yüksek bahçe duvarlarıyla dar sokağa kapanır. TDV'nin tarifiyle yalılar uzun, genelde iki katlı kütleleriyle suya dönük, arkadaki harem bölümleriyle ise yola yüksek duvarlarla kapalı yapılardır. Bu yüzden bir yalının kara tarafından geçerken çoğu zaman yalnızca bir duvar, bir kapı ve ağaç tepeleri görürsünüz.
Klasik düzende yalı harem ve selamlık diye iki bölümden oluşur. Başlangıçta ikisi aynı bahçe içinde, ayrı çatılar altında ve ayrı kapılarla dururdu; mutfak ve hizmetli odaları bağımsızdı, hepsini yüksek bir bahçe duvarı çevirirdi. 18. yüzyılın sonunda bu düzen değişmeye başladı ve 19. yüzyılda harem ile selamlık yavaş yavaş tek çatı altına girdi. Büyük yalılarda bunlara bir de divanhane ya da selamlık köşkü eklenirdi.
Denizden baktığınızda ilk dikkatinizi çekecek şey üst katın suya doğru taşmasıdır. Boğaz yalıları genellikle asma kat üstünde, denize doğru çıkma yapan bir esas kattan oluşur ve bu çıkmalar ahşap konsollarla taşınır. Zemin kat servis alanıdır; burada Malta taşı ya da mermer döşeli bir taşlık ve ona açılan aydınlık odalar bulunur. Geniş, yayvan ahşap merdivenlerle çıkılan üst katta sofalar, kabul ve oturma odaları, yatak odaları, bazen bir kütüphane yer alır. Yalılarda balkon pek kullanılmaz, onun yerine geniş cumbalar vardır.
Suyla kurulan ilişki de yalıya özgüdür. Geçen yüzyıllarda yalıya ulaşmanın tek yolu deniz olduğu için kayıkhane olmazsa olmazdı; Genim'e göre kayıkhaneler çoğunlukla harem yapısının altında ya da harem bahçesinde küçük bir liman gibi yapılırdı. Rıhtımın ucunda deniz hamamı, bahçenin bir köşesinde balıkhane bulunabilirdi. İç mekanda su sesi eksik olmasın diye odalara ve sofalara küçük havuzlar ve fıskiyeler konurdu. Genim'in hatırlattığı bir gelenek de rıhtımlarla ilgilidir; denizcilerin ve balıkçıların bu rıhtımlara ayak basma hakkı vardı, balıkçılar gerektiğinde ağlarını burada serip toplayabilirdi.
Beyaz, aşı boyası ve gri
Yalıların rengi hakkında en sade bilgiyi yine TDV verir. Mütevazı ölçülerde olsalar bile küçük birer sarayı andıran yalılar beyaza ya da aşı boyası rengine boyanırdı. Aşı boyası toprakta bulunan, demir oksit içeren doğal bir boyadır. Anadolu Ajansı'nın 2024'te görüştüğü sanat tarihçisi Doç. Dr. Zeynep Emel Ekim, kırmızının yanında kahverengi ve sarı tonları da olan bu boyanın ahşabı güneşten, nemden ve yağmurdan koruduğunu anlatır.
Uygulaması zahmetlidir. Temizlenen ahşaba önce kurşun içerikli bir astar çekilir, ardından bezir yağı ve üstübeçle hazırlanan sert bir macun sürülüp zımparalanır, boya da gerekirse iki kat uygulanır. Boya yalnızca ahşaba sürülebildiği için taş ve mermer yapılarda görülmez. Bugün kolay ve ucuz sentetik kırmızılar çoğu yerde onun yerini almış durumda. Ekim, özgün aşı boyasının dikkatle uygulandığı örnekler arasında Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı'nı, Kandilli'deki Kont Ostrorog Yalısı'nı ve Çengelköy'deki Sadullah Paşa Yalısı'nı sayar.
Her yalı kızıl değildi. TDV maddesi, gayrimüslim ailelerin yoğun yaşadığı kıyılarda yalıların derinlemesine yapılmış sağlam binalar olduğunu, dış cephelerinin gri-bej ya da gri-mavi gibi gösterişsiz tonlarda boyandığını, pencere ve kapı kasalarının ise beyaz bırakıldığını yazar. Türkçe Vikipedi'deki yalı maddesi ise renklerin genellikle gül kurusundan bordoya uzandığını söyler. İki kaynağı birlikte okuyunca Boğaz'ın eski renginin tek bir kırmızı değil, beyazdan koyu kızıla, griden bordoya uzanan bir palet olduğu anlaşılır. Bugün gördüğünüz canlı pastel boyaların çoğu ise yakın dönemin tercihidir.
Kim nerede otururdu
Boğaz kıyısı rastgele dolmadı. TDV'ye göre devlet, herkesin istediği yere yalı yapmasına izin vermezdi. 18. yüzyılda sultanlar ve devlet ricali Beşiktaş, Ortaköy ve Kuruçeşme'yi tercih ederdi; Babıali erkanı Bebek'te, ilmiye mensupları Rumelihisarı'nda otururdu; Arnavutköy gayrimüslim nüfusun yoğun olduğu bir köydü. Yeniköy, Tarabya ve Büyükdere'de yabancı uyrukluların ve elçiliklerin yazlıkları vardı ve Büyükdere'deki bazı eski elçilik sarayları bugün de yazlık konut olarak kullanılır. Sarıyer'de ise orta halli ailelerin yalıları bulunurdu. Anadolu yakasında kırsal karakter daha belirgindir; bahçeler katlı setler halinde yamaca tırmanır.
Kıyının bu kadar ayrıntılı bilinmesinin bir sebebi de bostancıbaşı defterleridir. Padişah saltanat kayığıyla Boğaz'da gezerken kayığı bostancıbaşı yönetir ve sahildeki yalı, bahçe, kasır ve iskeleler hakkında bilgi verirdi. Bu iş için tutulan düzenli defterler, bugün hangi yalının hangi dönemde kime ait olduğunu izlemeye yarayan en önemli belgeler arasındadır. Kayıkla gidip gelmenin de kendi görgüsü vardı. TDV'nin aktardığına göre vezirler beş, daha alt rütbedeki ricalse dört, üç ya da iki çifte kürekli kayıklara binerdi ve bir yalının önünden geçerken şemsiyeyi kapatmak saygı gereğiydi.
En eskisi, Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı
Boğaz'ın ayakta kalan en eski yalısı, Köprülü ailesinden sadrazam Amcazade Hüseyin Paşa'nın Anadolu yakasında, Kanlıca ile Anadoluhisarı arasında yaptırdığı yalıdır. TDV kaynaklarında yapım tarihi 1699 olarak verilir ve yapı Boğaz'da, belki de İstanbul'da ayakta kalan en eski ahşap bina olarak tanımlanır. Paşanın vakıflarıyla bağlantısı yüzünden Meşruta Yalı diye de anılırdı. Karlofça Antlaşması'ndan sonra, 29 Nisan 1700'de Avusturya elçisi buraya denizden törenle getirilip ağırlanmıştır.
Yalı bir zamanlar denize 80 metrelik cephe veren, yirmi odalı bir harem binası olan büyük bir kompleksti. 19. yüzyılda asıl binalar yandı ya da yıkıldı; bugün ayakta kalan, kıyıda kısmen kazıklar üzerine oturan tek katlı divanhanedir. Bu, T biçiminde tek bir salondur. Ortadaki mermer döşeli karede fıskiyeli bir havuz bulunur, üç kol birer eyvan gibi hafifçe yükselir. Dışarıdan son derece sade görünen yapının içi altın yaldızlı nakışlarla, fildişi ve sedef kakmalı dolap kapaklarıyla, testiden taşan çiçekleri gösteren panolarla bezelidir.
TDV, Batı etkisi başlamadan önce yapılmış bu ahşap divanhanenin İstanbul'da kendi türünün ayakta kalan tek örneği olduğunu yazar. Yapı 20. yüzyılda uzun yıllar bakımsız kaldı. Aynı maddedeki bir görselin notuna göre iç süslemelerinden bazı parçalar İstanbul Vakıf İnşaat Eserleri Müzesi'nin koleksiyonunda yer alır. Vapurdan bakarken Anadoluhisarı'nı geçtikten sonra kuzeye doğru kıyıyı izleyin; suyun kenarındaki kazıklara oturan alçak, tek katlı yapıyı arayın.
Sadullah Paşa Yalısı ve boyalı duvarlar
Çengelköy'deki Sadullah Paşa Yalısı, Boğaz'da günümüze gelen en erken tarihli ve en iyi korunmuş ahşap yalılardan biridir. Bostancıbaşı defterlerindeki kayıtlar ve mimari özellikleri onu I. Abdülhamid döneminin sonuna ya da III. Selim döneminin başına, yani 18. yüzyılın son çeyreğine tarihlendirir. Adını 1861'de yalıyı satın alan Sadullah Paşa'dan alır. Rıhtım üzerindeki tek katlı selamlığı 20. yüzyılın başında yıkılmış, günümüze harem bölümü ulaşmıştır.
Planı yalı mimarisinin en iyi derslerinden biridir. Birbirini kesen iki eksene göre tamamen simetrik, merkezi sofalı bir plan vardır. Denize paralel uzanan sofanın köşelerinde ikişer oda, deniz ve bahçe yönlerinde eyvanlar yer alır. Üst katta sofa ovalleşir ve üzerini bir otağı çağrıştıran basık bir kubbe örter. Sofaya bakan küçük bir mutriphane, yani müzisyenlerin çaldığı bölme, bu salonun yemekli ve müzikli toplantılar için kullanıldığını düşündürür.
Asıl sürpriz duvarlardadır. Odaların nişlerinde Boğaz ve Haliç kıyısındaki köşk, kasır ve sahilsarayları gösteren kalem işi resimler vardır. Bunlardan biri 1862'de yanan Topkapı Sahilsarayı'nı tasvir eder; yani yalının duvarları, artık var olmayan yapıların belgesi gibidir. Yapı 1949-1951 arasında mimar Turgut Cansever ile Cahide Tamer'in yaptığı restorasyonla bugünkü görünümüne kavuştu, 1995-1997 arasında Feyza Cansever başkanlığında bir onarım daha geçirdi ve bugün Tek-Esin Vakfı tarafından korunuyor. Kızıl cephesi Çengelköy önünden geçen vapurlardan kolayca seçilir.
Kandilli'de Kıbrıslı, Kanlıca'da Hekimbaşı
Anadolu yakasında Küçüksu'yu geçince Kandilli kıyısında Kıbrıslı Yalısı başlar. Yalı 18. yüzyılın son çeyreğinde yapılmış, ilk sahibi I. Abdülhamid'in sadrazamlarından İzzet Mehmed Paşa olmuş, 1840'ta Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa tarafından satın alınarak bugünkü adını almıştır. Türkçe Vikipedi'ye göre 64 metrelik sahil uzunluğuyla Boğaz'a en geniş cephe veren yalıdır. En iyi korunmuş bölümü selamlıktır; bahçe tarafından dört sütunlu bir revakla girilir, sofanın dört köşesinde odalar yer alır. Vapurdan bakarken cephenin çıkmalarla nasıl hareketlendirildiğine ve ince uzun pencerelerin sıra halinde dizilişine dikkat edin.
Biraz kuzeyde, Kanlıca ile Anadoluhisarı arasında Hekimbaşı Salih Efendi Yalısı durur. Yalı adını 1850'lerde onu satın alan, Abdülmecid dönemi hekimbaşılarından Salih Efendi'den alır. TDV, bu yalının daha çok çiçek bahçeleri ve limonluklarıyla ünlü olduğunu, burada yetiştirilen karanfil ve güllerin bölgede sonradan kurulacak seralara öncülük ettiğini yazar. Botaniğe meraklı Salih Efendi'nin adı bir güle de verilmiştir. Kuzey kısmı selamlık, güney kısmı harem olarak düzenlenen yalının selamlığı 20. yüzyılın başında yıktırılıp bahçeye dönüştürülmüştür.
Yeniköy'de aslanlı rıhtım
Rumeli yakasında, Yeniköy'de, rıhtımındaki iki aslan heykeli yüzünden Arslanlı Yalı diye de anılan Said Halim Paşa Yalısı başka bir dönemin temsilcisidir. Yalı 1876'da Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın oğullarından Abdülhalim Paşa'nın mülkiyetine geçmiş ve mimar-kalfa Petraki Adamandidis'e bugünkü biçimiyle yeniden yaptırılmıştır. Adını Abdülhalim Paşa'nın oğlu Said Halim Paşa'dan alır. Dışı sakin ve neoklasik, içi ağır arabesk süslemeli olduğu için küçük bir saraya benzetilir. Harem ve selamlık burada aynı çatı altında düşünülmüştür, yani 19. yüzyıl değişiminin tipik bir örneğidir. 1995'teki yangında büyük bölümü yandı; 1998'de başlayan yenilemede yangından hemen önceki hali değil, 1890'lardaki görünümü esas alındı.
Bu yalı, Dolmabahçe Sarayı'yla başlayan Batı etkisini de anlatır. TDV, 19. yüzyılda neoklasik üsluba ait bütün öğelerle donanmış, mermerin tercih edildiği gösterişli kagir yalıların yapıldığını ve klasik cephe düzeninin Batı'dan gelen öğelerle değiştiğini belirtir. Denizden baktığınızda ahşap ve çıkmalı bir yalıyla sütunlu, simetrik bir kagir yalıyı yan yana görmek, bu dönüşümü okumanın en kolay yoludur.
Mehtabiye, gurub köşkü ve bir yaşamın sonu
Yalı yalnızca ana binalardan ibaret değildi. Genim, Rumeli yakasındaki yalıların birer mehtabiyeye, Anadolu yakasındakilerin ise birer gurub köşküne sahip olduğunu anlatır. Tek odalı bu küçük köşklerde, adlarının söylediği gibi, ay ışığı ya da karşı kıyıda batan güneş seyredilirdi. Boğaz'ın iki yakasının ışıkla ilişkisini düşünün; batıya bakan Anadolu yakasında gün batımı, Rumeli yakasında ise gece suyun üstüne düşen mehtap öne çıkar.
Bu yaşam 20. yüzyılın başında sona erdi. TDV, I. Dünya Savaşı'nın sonunun su boyu yaşamının da sonunu hazırladığını yazar. Ekonomik sıkıntılar yüzünden aileler yalılarına bakamaz oldu; sahilsarayların ve yalıların büyük çoğunluğu el değiştirdi, yapılış amacından ve planından uzaklaştı, bir kısmı da yanarak yok oldu. Ahşabın kaçınılmaz düşmanı olan yangınlar, Boğaz'ın kaybettiği yalıların en büyük sebebi oldu.
Boğaziçi Kanunu ve koruma
Bugün yalıların ve çevrelerinin korunmasının temel çerçevesi, 18 Kasım 1983'te kabul edilip 22 Kasım 1983'te Resmi Gazete'de yayımlanan 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'dur. Kanunun amacı, Boğaziçi alanının kültürel ve tarihi değerlerini ve doğal güzelliklerini kamu yararı gözetilerek korumak ve geliştirmek, nüfus yoğunluğunu artıracak yapılaşmayı da sınırlamaktır.
Kanun alanı katmanlara ayırır. Kıyı ve sahil şeridinin arkasında öngörünüm bölgesi, onun arkasında geri görünüm bölgesi, en dışta da etkilenme bölgesi vardır. Genel esaslar arasında Boğaziçi alanında kıyıların ancak kamu yararına kullanılabileceği, kültür ve tabiat varlıklarının onarımına öncelik verileceği, kömür ve akaryakıt depoları, tersaneler ve sanayi tesisleri kurulamayacağı ve aykırı yapıların yıkılacağı gibi hükümler yer alır. Vapurdan baktığınızda gördüğünüz kıyı ve sırt dokusunu anlamak için bu kanunu bilmek gerekir.
Yalıları nereden, nasıl görmeli
Yalıların büyük çoğunluğu bugün de özel konut olarak kullanılır ve ziyaretçiye açık değildir. Genim'in deyişiyle yalılar ön cepheleriyle uzaktan görülmek, adeta geniş bir cadde gibi işleyen deniz yolundan izlenmek üzere yapılmıştır. Bu yüzden en doğru bakış yeri sudur.
- Şehir Hatları'nın Uzun Boğaz Turu Eminönü'nden kalkıp Beşiktaş, Üsküdar, Kanlıca, Sarıyer ve Rumeli Kavağı'na uğrayarak Anadolu Kavağı'na gider. Boğaz'ın bütününü görmek için iyi bir başlangıçtır.
- Kıyıya daha yakın geçmek isterseniz kısa hatlara bakın. Çengelköy-İstinye hattı Çengelköy, Arnavutköy, Bebek, Kandilli, Anadolu Hisarı, Kanlıca, Emirgan ve İstinye arasında iki yaka arasında zikzak çizerek ilerler ve yalı kıyılarının önünden geçer. Pazar ve tatil günleri çalışan Bebek-Emirgan hattı da Anadolu Hisarı ile Kanlıca'ya uğrar.
- Sefer günleri ve saatleri değişebildiği için güncel tarifeyi Şehir Hatları'nın sitesinden kontrol edin.
Kara tarafından yürümek isterseniz Rumeli yakasında Bebek'ten Rumeli Hisarı'na ve Emirgan'a uzanan sahil iyi bir seçimdir. Emirgan'daki Şerifler Yalısı, TDV'nin deyişiyle aynı zamanda bir yol yalısıdır; yol yalıyla deniz arasından geçtiği için cepheyi kaldırımdan görebilirsiniz. İngilizce Vikipedi, 1780'de yapılan bu yalıyı Rumeli yakasının ayakta kalan en eski yalısı olarak anar; TDV maddesine göre yalı Kültür Bakanlığı'na bağlıdır. Arnavutköy'de de 1980'lerin başında yapılan sahil yolu yalıların önünden geçer.
Anadolu yakasında yalılar çoğunlukla denizle yol arasında durduğu için kara tarafından çoğu zaman yalnızca bahçe duvarlarını görürsünüz. Kandilli, Kanlıca ve Çengelköy yalılarını karşı kıyıdan, özellikle Bebek ve Rumeli Hisarı sahilinden izlemek çok daha verimlidir.
Bir yalının içine en çok yaklaşabileceğiniz yer Büyükdere'deki Sadberk Hanım Müzesi'dir. Müzenin ana binası 19. yüzyılın sonunda yapılmış Azaryan Yalısı'dır; 1978-1980 arasında mimar Sedad Hakkı Eldem'in gözetiminde restore edilerek müzeye dönüştürülmüş ve 14 Ekim 1980'de Türkiye'nin ilk özel müzesi olarak açılmıştır. Sergiyi gezerken koleksiyon kadar odaların ölçeğine, merdivenlere ve pencerelerden Boğaz'a nasıl bakıldığına da dikkat edin. Saray ölçeğinde bir sahil yapısı görmek isterseniz Anadolu yakasındaki Küçüksu Kasrı ve Beylerbeyi Sarayı da ziyarete açıktır. Güncel ziyaret günlerini ve saatlerini resmi sitelerinden kontrol edin.
Pratik notlar
- Işığı hesaba katın. Anadolu yakası batıya baktığı için oradaki yalılar öğleden sonra ve akşamüstü aydınlanır; Rumeli yakasındakileri sabah ışığında daha iyi görürsünüz.
- Vapurda kıyı tarafına oturun. Kazıklara oturan Amcazade divanhanesi gibi alçak yapılar uzaktan kolayca gözden kaçar; dürbün ya da iyi bir zum işe yarar.
- Yalılar konuttur. Rıhtımlara ve bahçe kapılarına yaklaşmayın, fotoğrafı kamusal alandan çekin, sakinlerin mahremiyetine saygı gösterin.
- Boğaz'da hava çabuk değişir. Rüzgarlı günlerde sefer değişikliklerini Şehir Hatları'nın duyurularından takip edin.
- Bu yazıyı bir rotayla birleştirmek isterseniz sabah Uzun Boğaz Turu'na binin, dönüşte Kanlıca ya da Emirgan'da inip kısa hatlarla yalı kıyılarını yakından geçin.
Kaynaklar
- TDV İslam Ansiklopedisi, Yalı maddesi (A. Fulya Eruz), https://islamansiklopedisi.org.tr/yali
- TDV İslam Ansiklopedisi, Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı maddesi, https://islamansiklopedisi.org.tr/amcazade-huseyin-pasa-yalisi
- TDV İslam Ansiklopedisi, Sadullah Paşa Yalısı maddesi, https://islamansiklopedisi.org.tr/sadullah-pasa-yalisi
- TDV İslam Ansiklopedisi, Boğaziçi maddesi (M. Tayyib Gökbilgin), https://islamansiklopedisi.org.tr/bogazici
- 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu, Mevzuat Bilgi Sistemi, https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2960.pdf
- Anadolu Ajansı, Boğaziçi'nin kızıl süslü yalıları aşı boyasının son izlerini taşıyor (6 Kasım 2024), https://www.aa.com.tr/tr/yasam/bogazicinin-kizil-suslu-yalilari-asi-boyasinin-son-izlerini-tasiyor/3385758
- Sinan Genim, Boğaziçi'nin Yalıları, Milliyet, https://www.milliyet.com.tr/yazarlar/sinan-genim/bogazicinin-yalilari-7526489
- Sadberk Hanım Müzesi, Müze hakkında, https://www.sadberkhanimmuzesi.org.tr/tr/muze-hakkinda
- Şehir Hatları, Uzun Boğaz Turu, https://www.sehirhatlari.istanbul/tr/seferler/bogaz-turlari/uzun-bogaz-turu-91
- Şehir Hatları, Çengelköy-İstinye hattı, https://www.sehirhatlari.istanbul/tr/seferler/ic-hatlar/bogaz-hatlari/cengelkoy-istinye-170
- Vikipedi, Yalı, https://tr.wikipedia.org/wiki/Yalı
- Vikipedi, Kıbrıslı Yalısı, https://tr.wikipedia.org/wiki/Kıbrıslı_Yalısı
- Vikipedi, Hekimbaşı Yalısı, https://tr.wikipedia.org/wiki/Hekimbaşı_Yalısı
- Vikipedi, Said Halim Paşa Yalısı, https://tr.wikipedia.org/wiki/Said_Halim_Paşa_Yalısı
- Wikipedia, Yalı, https://en.wikipedia.org/wiki/Yalı
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz
