Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye

Boğaz'ın Üstündeki Göç Yolu, İstanbul'da Kuş Gözlemi

İstanbul iki kıtanın buluştuğu bir şehir olduğu kadar, kuşların da dünyadaki en önemli geçiş kapılarından biridir.

Radar TürkiyeRadar Türkiye24 Eylül 2026
Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Boğaz'ın Üstündeki Göç Yolu, İstanbul'da Kuş Gözlemi

İstanbul iki kıtanın buluştuğu bir şehir olduğu kadar, kuşların da dünyadaki en önemli geçiş kapılarından biridir. İstanbul'da yapılan göç çalışmalarına göre her ilkbahar ve sonbaharda yaklaşık 400 bin leylek, 200 bin yırtıcı kuş ve yüz binlerce ötücü, su ve kıyı kuşu şehrin farklı noktalarından geçiyor. Bu trafiğin büyük kısmı başımızın üstünde, çoğu zaman fark edilmeden akıp gider.

Bu yazı o trafiği görmenin yollarını anlatıyor. Kuşların neden tam da Boğaz'ı seçtiğini, hangi türlerin hangi aylarda geçtiğini, ilkbaharda ve sonbaharda nereden bakmak gerektiğini, sayımların nasıl yapıldığını, kışın sulak alanlara gelen konukları ve şehrin kendi kuşlarını bulacaksınız. Sonunda da dürbün seçiminden gözlem etiğine kadar pratik öneriler ve iki farklı göç günü planı var.

Neden Boğaz

Leylekler, kartallar ve şahinler gibi iri kuşlar uzun yolculuklarını çoğunlukla kanat çırparak değil süzülerek yapar. Güneşin ısıttığı karadan yükselen sıcak hava akımlarında daire çizerek irtifa kazanır, sonra kanat çırpmadan bir sonraki akıma süzülürler. Zeynel Arslangündoğdu'nun deyişiyle bu, en az enerjiyle en uzun yolu gitmenin mantığıdır. Deniz üzerinde bu akımlar oluşmadığı için süzülen kuşlar geniş su yüzeylerinden kaçınır ve karaların birbirine en çok yaklaştığı dar geçitleri seçer. Kuş uçuşu yaklaşık 30 kilometre uzunluğundaki İstanbul Boğazı, dünyadaki bu tür darboğazların en önemli örneklerinden biridir.

Türkiye'de süzülen kuşlar için üç büyük geçit sayılır: kuzeybatıda İstanbul Boğazı, kuzeydoğuda Artvin'deki Borçka ve güneyde Hatay'daki Belen Geçidi. Orta ve Doğu Avrupa'dan yola çıkan kuşlar sonbaharda Boğaz'da Asya'ya geçer, ilkbaharda aynı yolu tersinden kullanır. Ötücüler, kıyı kuşları ve pek çok su kuşu ise kanat çırparak göç ettiği için denizleri doğrudan aşabilir; onlar için İstanbul'un kuzey ormanları, meraları ve sulak alanları birer dinlenme durağıdır.

Gökyüzünde Kimler Var

Listeyi leylekler açar. Sandgrouse dergisinde yayımlanan bir çalışmanın aktardığına göre doğu beyaz leylek nüfusunun tamamı, 340 binden fazla kuş, Boğaz üzerinden uçar. Sonbaharda Boğaz'da sayılan en yüksek beyaz leylek sayısı 1971'deki 210 bindir; kara leylek için bu rekor 2008'deki 17 bindir.

Yırtıcılarda Boğaz'ın önemi daha da çarpıcıdır. Küçük orman kartalı ile yaz atmacasının dünya nüfusunun büyük bölümü, en azından sonbaharda, Boğaz üzerinden Asya'ya geçer. Sonbahar sayımlarında arı şahini için 26 bin (1971), şahin için 80 bin (2008), yılan kartalı için 4.600 (2008) ve kara çaylak için 2.700 (1971) gibi yüksek sayılar kaydedildi. 2008'de birçok noktadan yapılan kısa ama kapsamlı bir araştırma, sonbaharda 150 binden fazla yırtıcının bölgeyi kullandığını gösterdi.

Bu büyük sürülerin arasında daha nadir türler de geçer. İBB'nin bir ilkbahar sayımında tehlike altındaki türler olarak küçük akbaba, büyük orman kartalı ve şah kartal özellikle anıldı; aynı sayımda şahin, küçük orman kartalı, küçük kartal, kara çaylak, yılan kartalı, çakır, saz delicesi, boz doğan ve atmaca da kaydedildi. Leyleklerin yanında kara leylek ve ak pelikan da süzülerek göç eden kuşlar arasındadır.

Mart'tan Mayıs'a İlkbahar Göçü

Süzülen kuşların ilkbahar göçü mart, nisan ve mayıs boyunca yoğunlaşır ve en iyi Boğaz'ın Avrupa yakasındaki Sarıyer sırtlarından izlenir. Sebebi coğrafyadır: kuzeye ilerleyen kuşların önüne Karadeniz bir engel gibi çıkar, kuzeydoğudan esen hakim rüzgarlar da onları Boğaz'ın kuzeydeki yaklaşık 10 kilometrelik kesiminde toplar. Kuzeydeki ormanlar ve doğal alanlar da kuşların burada dinlenip konaklamasını sağlar.

Bu dönemin en ayrıntılı kaydı 2006 ilkbaharına aittir. Sandgrouse dergisinde yayımlanan ve İstanbul Kuş Gözlem Topluluğu üyelerinin de gözlemci olarak katıldığı çalışmada 18 Mart ile 31 Mayıs arasında 72 gün boyunca tek bir noktadan sayım yapıldı ve toplam 100.051 süzülen kuş kaydedildi. Bunların 51.958'i beyaz leylek, 16.185'i şahin, 15.232'si küçük orman kartalı, 9.085'i arı şahiniydi. Sayım noktası Sarıyer ile Rumeli Feneri arasındaki yolda, Koç Üniversitesi girişinin yaklaşık 950 metre doğusunda, deniz seviyesinden 182 metre yükseklikteki Keskin Viraj mevkiiydi. Yerel kuş gözlemcileri bu noktayı 1990'lardan beri ilkbaharın en iyi yeri olarak biliyordu.

Aynı çalışma türlerin takvimini de gösteriyor, bu da gözlem gününüzü seçerken işinize yarar.

  • Beyaz leylek: Zirve mart sonundaydı; 25 ve 26 Mart'ta toplam 9.569 leylek geçti. Göç çalışma başlamadan önce başlamış, hazirana kadar sürmüştü.
  • Kara leylek: En yoğun gün 25 Mart'tı, 207 kuş geçti.
  • Küçük orman kartalı: Mart sonunda doruğa çıktı; 31 Mart'ta tek günde 3.673 kuş sayıldı.
  • Yılan kartalı: Geçişin çoğu mart sonundaydı; en yoğun gün 26 Mart'tı.
  • Atmaca: Mart sonu ve nisanda yoğunlaştı, 2 Nisan'da 125 kuşla zirve yaptı.
  • Arı şahini: En geç gelenlerdendir. İlkleri 12 Nisan'da görüldü, asıl akın 30 Nisan'dan sonra başladı ve 12 Mayıs'ta 1.185 kuşla zirve yaptı.
  • Gökçe delice: 92 kuş kaydedildi; araştırmacılar bunun Orta Doğu'daki herhangi bir gözlem noktasında, iki mevsimde de ulaşılan açık ara en yüksek toplam olduğunu belirtiyor.

Kuşların bu noktadaki davranışı izlemeyi kolaylaştırır. Denizi geçip Avrupa yakasına ulaşan kuşlar irtifa kaybetmiş, alçalmış olur. Sayım noktasının kuzeyine varanlar yamaçlardaki sıcak hava akımlarından yararlanmak için güneye döner ve yamaç boyunca süzülür; sonra Rumelikavağı vadisine girer, oradaki güçlü akımlarla hızla yükselir ve Terkos Gölü yönündeki düzlüklere doğru ayrılır. Leyleklerin çoğu ise gözlem noktasının yaklaşık 5 kilometre kuzeyinden, Anadolu yakasında Poyrazköy ile Avrupa yakasında Garipçe arasındaki hattan geçer.

Bugün bu bölgede İBB'nin Feneryolu Keskin Viraj Kuş Gözlem Kulesi bulunuyor. İBB Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı ile WWF Türkiye'nin ortak yürüttüğü "İstanbul'un Yırtıcı Göçmen Kuşları Korunuyor" projesi kapsamında sayımlar her yıl ilkbahar ve sonbaharda olmak üzere iki dönemde yapılıyor. Bu sayımlardan birinin ilkbahar ayağı 1-5 Nisan arasında bu kulede gerçekleştirildi; 17 türe ait 7.707 yırtıcı kuşla birlikte leylek, kara leylek ve ak pelikan da sayıldı ve toplam 21.113 göçmen kuş kaydedildi. Kule, ilkbaharda Avrupa'da kuş göçü izlenebilecek en iyi yerlerden biri olarak tanıtılıyor; buradan 36 süzülen kuş türünün görülebildiği belirtiliyor.

Ağustos'tan Ekim'e Sonbahar Göçü

Sonbaharda süzülen kuş göçü ağustos, eylül ve ekim aylarında yoğunlaşır ve bu kez sahne Anadolu yakasıdır. Kaynaklar sonbahar göçünün en iyi Küçük Çamlıca ve Büyük Çamlıca tepelerinden izlendiğini belirtir; Beykoz sırtları ve son yıllarda öne çıkan Toygar Tepe de anılır. Özellikle 1970'lerde yabancı araştırmacıların Çamlıca'da yaptığı göç araştırmaları bu alanda damgasını vurdu. Sonbahar göçünün daha bilinir olması, bugün Büyük Çamlıca'ya birçok kuş gözlemcisi turist getiriyor.

Deniz seviyesinden 262 metre yükseklikteki Büyük Çamlıca'da kuş gözlemi için en iyi dönem eylül ve ekimdir. Burada en sık görülen türler arı şahini, kara leylek, yılan kartalı, kara çaylak ve yaz atmacasıdır; küçük orman kartalı, delice doğan, küçük kartal, atmaca ve beyaz leylek de listeye eklenir. Büyük Çamlıca Korusu'nda göç izleme etkinlikleri düzenleniyor; İBB ile WWF Türkiye'nin sonbahar sayımı için 20 Eylül ile 10 Ekim arası planlanmıştı.

Yaz atmacası ayrı bir not hak ediyor. Bu küçük yırtıcının göçü hem ilkbaharda hem sonbaharda çok kısa bir zamana sıkışır. 2006 ilkbaharında Boğaz'da yalnızca 16 yaz atmacası sayılmıştı; oysa sonbaharda her yıl binlercesi geçer. Yani yaz atmacası görmek istiyorsanız adres sonbahar ve Çamlıca'dır.

Leylekler Marmara Denizi'ni aşmak için yırtıcılardan farklı bir yol izler. Sonbaharda Silivri ve Büyükçekmece'ye ulaşan sürülerin bir kısmı denizi buradan geçmeyi dener. Geri kalanlar Marmara'nın kuzey kıyısını izleyerek Tarihi Yarımada üzerinden Anadolu yakasına geçer. Burada yeniden bir yol ayrımı vardır: sürülerin bir kısmı Adalar üzerinden denizi aşar, bir kısmı İzmit Körfezi'ni dolanarak güneye iner.

Bu yüzden sonbaharda leylek sürülerini yalnızca tepelerden değil, şehrin içinden de görebilirsiniz. Kaynaklar leyleklerin Marmara'yı çoğunlukla Büyükçekmece, Küçükçekmece, Yeşilköy, Zeytinburnu, Eminönü ve Adalar üzerinden aşmaya çalıştığını belirtir; Büyükçekmece tepeleri Afrika yolculuğunun önemli bir durağıdır. Sonbahar göçü sırasında açık bir günde sahilde yürürken başınızı kaldırmanız yeterli olabilir.

Bir Buçuk Asırlık Sayım Geleneği

Boğaz'daki kuş göçünü düzenli izlemenin başlangıcı 19. yüzyılın ortasına, Amédée Alléon ve Jules Vian'ın 1869'da yayımlanan yırtıcı ve leylek gözlemlerine uzanır. Onları 1930'larda Steinfatt, 1950'lerde Nisbet ve Smout, 1960'larda Porter ve Willis gibi araştırmacılar izledi; sonbaharın tamamı ilk kez 1966'da sayıldı. İlkbahar sayımları ise 1930'larda Mauve ile başladı ve Büyükdere, Sarıyer ve Rumeli Feneri yolu üzerindeki farklı noktalarda sürdü. Uzun süre sonbahar ağırlıklı yürüyen araştırmalar, son yıllarda ilkbahar çalışmalarıyla dengelendi.

Göçün kendisinin anlaşılması da uzun zaman aldı. Aristoteles bazı kuşların kış uykusuna yattığını ya da başka türlere dönüştüğünü düşünüyordu. En çarpıcı kanıt 1822'de Almanya'da vurulan bir leylekten geldi: boynunda Orta Afrika kökenli bir ok saplıydı ve doğa bilimciler kuşun binlerce kilometrelik bir yolculuk yaptığı sonucuna vardı. 1906'da leyleklerin ayaklarına halka takılmaya başlandı ve kışı Sahra'nın güneyinde geçirdikleri böylece öğrenildi.

Bugün sayım geleneği gönüllülerle ve kurumlarla sürüyor. İBB'nin Kentsel Ekolojik Sistemler Şube Müdürlüğü'ne bağlı Yaban Hayatı Şefliği ilkbahar ve sonbahar sayımlarını düzenliyor. Bu sayımlarda kuşların yanında sıcaklık, rüzgar, basınç ve nem gibi hava verileri de her saat kaydediliyor; çünkü bu koşullar yırtıcı kuşların göçünü doğrudan etkiler.

Sulak Alanlarda Kış Konukları

Göç yalnızca ilkbaharda ve sonbaharda yaşanmaz. Su kuşları için yoğun dönemler kışın başı ve sonudur. Ördeklerin, batağanların, balıkçılların ve karabatakların sayısı kışın kuzeyden gelen göçmenlerle belirgin biçimde artar; kıyı kuşlarının bir kısmı da kuzeyin soğumasıyla İstanbul'daki sulak alanlara gelir, bir kısmı yalnızca beslenip dinlenmek için kısa süre konaklar. Bu kuşları görmek için şehrin lagün göllerine gitmek gerekir.

  • Küçükçekmece Gölü: Şehrin batısında, deniz seviyesinde, kum ve çakıldan bir kıyı okuyla denizden ayrılmış bir lagündür. Doğu ucundaki ağızdan deniz suyu karıştığı için suyu az çok tuzludur; kuzeyden Nakkaş Deresi, Sazlıdere ve Eşkinoz suları göle karışır.
  • Büyükçekmece Gölü: Tarihi Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü'nün geçtiği setle denizden ayrılan ve bugün içme suyu kaynağı olarak kullanılan bir lagündür. Baraj ile deniz arasında hafif tuzlu bir göl, su odacıkları ve sazlıklar bulunur. Göl kıyısındaki Doğal Yaşam Parkı'nın ilk iki etabı 14 Mart 2024'te halkın kullanımına açıldı; projede kuş gözlem noktaları yer alıyor.
  • Kamil Abduş Gölü: Tuzla kıyısında yaklaşık 300 hektarlık bir lagündür ve 1929'a kadar tuzla olarak kullanıldı. 2001'de tamamen kuruyan göl, tabanı derinleştirilip denizle bağlantısı yeniden açılarak kurtarıldı; kuşların konaklayıp üremesi için yapay adacıklar yapıldı. Tuzla'da bir günün içine kolayca sığar.

Şehrin Kendi Kuşları

Göç mevsimi dışında da kuş izlemek için uzağa gitmek gerekmez. Bir vapur yolculuğu, bir park yürüyüşü ya da bir sahil kahvaltısı yeterli olabilir.

Yelkovanlar Boğaz'ın kendi kuşudur. Vapurdayken suyun hemen üstünde, kanat uçları neredeyse suya değerek hızla uçan, bir yana bir yana yattıkça koyu sırtı ve beyaz karnı dönüşümlü görünen kuş sürüleri görürseniz büyük olasılıkla yelkovan izliyorsunuzdur. Türün bilimsel adı bile Boğaz'dan gelir: İtalyan doğa bilimci Giuseppe Acerbi 1827'de türü Boğaz'dan toplanan örneklerle tanımladı ve Türkçe "yelkovan" sözünü bilimsel ada taşıdı, Puffinus yelkouan. Arslangündoğdu, yelkovanların İstanbul'da üreyip üremediğinin henüz bilinmediğini belirtiyor.

Karabataklar kıyıların ve iskelelerin sessiz sakinleridir. İstanbul'da hem yerli karabataklar hem de kışın gelen göçmenler bulunur; bu kuşlar uzun göçler yerine daha kısa mesafeli yer değiştirmeler yapar. Kıyıların en tanıdık kuşları ise martılardır. Türkiye'de de üreyen sarı bacaklı martı gibi iri martılar fırsatçı beslenir: çöplüklerde ve kıyılarda yiyecek arar, zaman zaman daha küçük martıların ve deniz kuşlarının avını çalarlar.

Son yıllarda parklarda duyulan tiz çığlıklar ise yeşil papağanlara aittir. Yeşil papağan (halkalı boyunlu paraket) aslen Güney Asya ve Afrika'nın Sahel kuşağından gelir; ev hayvanı olarak getirilip kaçan ya da salınan kuşlar Avrupa'nın pek çok şehrinde olduğu gibi İstanbul'da da kalıcı topluluklar kurdu. Kaynaklar İstanbul'da binin üzerinde bireyden ve parklarda yoğunlaşan kolonilerden söz eder; tür istilacı olarak kabul edilir ve Türkiye'de 22 ilde görülüyor. Büyük İskender'e atfen adlandırılan daha iri akrabası Psittacula eupatria da Türkiye'de yabanıl topluluklar oluşturmuştur.

Ötücüler de göçün önemli bir parçasıdır, yalnızca daha az göze batarlar. Kırlangıçlar, kuyruksallayanlar, ardıçlar, kamışçınlar, ötleğenler, sinekkapanlar ve ispinozlar, İstanbul'un uygun yaşam alanlarında konaklayarak kanat çırparak geçer. Göçten önce ağırlıklarını normalin iki katının üstüne çıkarabilen ötücüler vardır; kırlangıçlar göç sırasında günde bin kilometre ya da daha fazlasını gidebilir. İlkbaharda üreme alanlarına erken varmak için konaklamalarını kısaltırlar, bu yüzden ilkbahar göçleri sonbahardakinden daha hızlı geçer.

Göç Gününü Okumak

Kuş göçü bir tarifeye göre akmaz; aynı haftanın bir günü binlerce kuş geçerken ertesi gün gökyüzü neredeyse boş kalabilir. Birkaç şeyi bilmek şansınızı artırır.

  • Mevsim: Süzülen kuşlar için ilkbaharda mart, nisan ve mayıs, sonbaharda ağustos, eylül ve ekim aylarını hedefleyin. İlkbaharda leylek ve küçük orman kartalı için mart sonu, arı şahini için mayısın ilk yarısı; sonbaharda Çamlıca için eylül ve ekim öne çıkar.
  • Saat: Süzülen kuşlar karadan yükselen sıcak hava akımlarına muhtaç olduğu için güneş toprağı ısıtmadan yoğun geçiş beklemeyin. 2006 ilkbahar sayımında gözlemciler günlük sayımı 09.30 ile 17.30 arasında yaptı.
  • Rüzgar: Kaynaklar kuzeydoğudan esen hakim rüzgarların kuşları Boğaz'ın kuzeyinde topladığını belirtiyor. 2006 ilkbaharında 75 günün 52'sinde rüzgar kuzeyden, 23'ünde güney ve güneybatıdan esti; rüzgar hızı en çok 09.00 ile 16.00 arasında arttı.
  • Hava değişimi: İlkbahar İstanbul'da sonbahara göre daha yağışlı ve bulutludur ve hava birden değişebilir. Rüzgar kuzeyden güneye döndüğünde sıcaklığın 10 derece kadar yükselebildiği kaydedildi. Sisli günlerde görüş düşer, ama 2006'da genel olarak yeterli kaldı.

Dürbün, Rehber ve Kayıt Defteri

  • Dürbün: 2006 sayımında gözlemcilerin çoğu 8x ya da 10x büyütmeli dürbün kullandı. Başlangıç için bu büyütmelerde, elde uzun süre tutabileceğiniz hafif bir dürbün yeterlidir.
  • Teleskop: Aynı sayımda 20x60 bir teleskop sürekli hazır tutuldu. Çamlıca'da ve Sarıyer'deki kulede teleskop, uzaktan süzülen kartalları ayırt etmekte işe yarar.
  • Fotoğraf: 2006'da özellikle kartalların ve delicelerin tanımında fotoğraf makineleri yardımcı oldu. Tanıyamadığınız bir kuşu fotoğraflayıp sonra rehberle karşılaştırmak iyi bir yöntemdir. Büyük orman kartalının kalabalık küçük orman kartalı sürüleri arasında deneyimli gözlerden bile kaçabildiğini unutmayın.
  • Rehber: İBB Park Bahçe ve Yeşil Alanlar Dairesi Başkanlığı'nın yayımladığı Yırtıcı Kuşlar Rehberi, İstanbul'da görülen yırtıcılar için yerel bir başlangıç noktasıdır.
  • Kayıt: Gözlemlerinizi kaydetmek bilime katkı sağlar. Cornell Üniversitesi Ornitoloji Laboratuvarı ile National Audubon Society'nin 2002'de başlattığı ve 2010'dan beri bütün dünyayı kapsayan eBird, gönüllü gözlemleri bir araya getiren bir veritabanıdır; bu veriler göç yollarının tanımlanmasında ve iklim değişikliğinin kuşların yayılışına etkisinin izlenmesinde kullanılıyor. Türkiye'deki gözlemcilerin fotoğraf ve gözlem kayıtlarını paylaştığı Trakus da tür tanımında yardım isteyebileceğiniz bir topluluk platformudur.

Gözlem Etiği

İBB'nin yaban hayatı birimine göre yırtıcı kuşlar bugün habitat kaybı, araç çarpması, ateşli silah yaralanması, zehirlenme ve yavru ile yumurta kaçakçılığı gibi tehditlerle karşı karşıya. Göç yolları üzerindeki kuşlar zaten enerjilerinin sınırında yolculuk yapıyor. Gözlemcinin görevi bu listeye bir madde daha eklememektir.

  • Yuvalara, tünek ağaçlarına ve dinlenen sürülere yaklaşmayın; iyi bir gözlem mesafeden yapılır.
  • Kuşları kayıtlı seslerle çağırmayın, flaş kullanmayın, fotoğraf için kuşu uçurmaya çalışmayın.
  • Sulak alanlarda patikalardan ve gözlem noktalarından ayrılmayın; sazlıklar pek çok kuş için barınma ve üreme alanıdır.
  • Sarıyer'deki Feneryolu Yaban Hayatı Geliştirme Sahası gibi korunan alanlarda kurallara uyun, çöp bırakmayın, bitki toplamayın.
  • Yaralı bir kuş bulursanız onu kendiniz beslemeye ya da tedavi etmeye çalışmayın; belediyenin ya da yaban hayatı ekiplerinin yardımını isteyin.
  • Kalabalık gözlem noktalarında sessiz olun, dürbününüzü ve teleskopunuzu başkalarıyla paylaşın; sayım yapan gönüllülerin dikkatini dağıtmayın.

İki Göç Günü Planı

Sonbaharda Çamlıca: Üsküdar'dan M5 metrosuyla Kısıklı durağına gidin; tepeye yaklaşık 1,1 kilometrelik, on beş dakika süren bir yokuş yürüyüşüyle çıkılır. Öğle saatlerine doğru tepede yer tutun ve kuzeydoğu yönünü tarayın; sıcak hava akımları güçlendikçe kuşlar daire çizerek yükselen kümeler halinde belirir. Korunun içinde dinlenme ve seyir alanları var, yani uzun bir bekleyiş rahat geçer. Aynı gün yanınızda manzara meraklısı biri varsa Çamlıca'nın şehre bakan yüzü onu da mutlu eder. Leyleklerin büyük çoğunluğu sonbaharda birkaç haftalık kısa bir dönemde geçtiği için onları görmek istiyorsanız sayım duyurularını takip edin.

İlkbaharda Sarıyer: M2 metrosunun ardından Sarıyer ile Rumeli Feneri yönüne giden otobüslerle Keskin Viraj'daki kuleye ulaşılabilir; güncel hatları İETT'den kontrol edin. Kulenin yanında otopark ve asfalt yol var, yürüyüş zorluğu düşüktür. 2006 sayımında leylek ve küçük orman kartalı zirveleri mart sonundaydı, arı şahinleri ise mayısta yoğunlaştı; gününüzü buna göre seçin. Günü Garipçe ya da Rumeli Feneri'nde bitirebilirsiniz; leyleklerin çoğu Garipçe ile karşı kıyıdaki Poyrazköy arasındaki hattan geçer.

Anadolu yakasının kuzeyini tercih ederseniz, kaynakların sonbahar gözlem yeri olarak andığı Beykoz sırtlarına bir alternatif olarak vapurla Anadolu Kavağı'na gidip Yoros Kalesi'ne tırmanabilirsiniz. Kale resmi bir sayım noktası değildir, ama Boğaz'ın Karadeniz'e açılan ağzına yüksekten baktığı için göç günlerinde gökyüzünü izlemek için iyi bir moladır.

Kışın ise rotayı sulak alanlara çevirin. Büyükçekmece Gölü'ndeki Doğal Yaşam Parkı'nın gözlem noktaları ya da Tuzla'daki Kamil Abduş Gölü, ördekleri, balıkçılları ve karabatakları sakin bir hafta sonu yürüyüşüyle izlemek için uygun yerlerdir. Dönüşte vapura binerseniz Boğaz'ın sularında yelkovanları arayın.

Pratik Notlar

  • Tepelerde güneş ve rüzgar birlikte yorar; şapka, güneş kremi, su ve rüzgarlık alın. Uzun bekleyişler için katlanır bir tabure işe yarar.
  • Göç dalgalar halinde gelir. İlk saat boş geçerse hemen pes etmeyin; hava ısındıkça ya da rüzgar döndükçe tablo değişebilir.
  • Sayım etkinliklerinin tarihlerini İBB'nin Yeşil İstanbul sayfasından ve kuş gözlem topluluklarının duyurularından takip edin; gönüllü sayımlara katılmak göçü öğrenmenin en hızlı yoludur.
  • Park ve koruların açılış saatleri değişebilir; yola çıkmadan kontrol edin.

Kaynaklar

Yorumlar

0/1000

İlk yorumu sen yaz