Boğaz'ın İki Akıntısı, Biri Güneye Biri Kuzeye
Boğaz'a Rumeli Hisarı'nın önünden ya da Arnavutköy'deki kazıklı yolun kenarından biraz uzun bakın. Suyun yüzeyi bir göl gibi durmaz. İnce çizgiler, kıvrılan girdaplar, birden pürüzsüzleşen ayna gibi lekeler görürsünüz.
Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Boğaz'a Rumeli Hisarı'nın önünden ya da Arnavutköy'deki kazıklı yolun kenarından biraz uzun bakın. Suyun yüzeyi bir göl gibi durmaz. İnce çizgiler, kıvrılan girdaplar, birden pürüzsüzleşen ayna gibi lekeler görürsünüz. Bunun sebebi Boğaz'ın aslında iki ayrı akıntıdan oluşmasıdır. Üstte Karadeniz'in az tuzlu suyu güneye, Marmara'ya doğru akar; altta Marmara'nın daha tuzlu ve ağır suyu ters yönde, kuzeye, Karadeniz'e doğru ilerler. Bu yazıda bu iki akıntının nasıl oluştuğunu, 17. yüzyılda genç bir İtalyan'ın onu nasıl çözdüğünü, kayıkçıların ve balıkçıların onunla nasıl yaşadığını ve bugün akıntıyı nereden güvenle izleyebileceğinizi anlatıyoruz.
İki deniz, iki su
Boğaz, birbirinden çok farklı iki su kütlesinin arasında durur. Karadeniz, Türkçe Vikipedi'nin sıraladığı gibi Tuna, Dinyeper ve Don gibi büyük akarsularla ve sayısız küçük dereyle beslenir; bu tatlı su girdisi yüzeyini az tuzlu yapar. Aynı kaynağa göre Karadeniz'in tuzluluğu binde 17-18 civarındayken Marmara'da binde 35-36'ya çıkar. Marmara suyu Karadeniz'inkinin neredeyse iki katı tuzlu olduğu için daha yoğun, yani daha ağırdır. Boğaz'ın kendi suyu mevsimle değişir; Türkçe Vikipedi'ye göre Marmara'dan giren tuzlu su kışın artar, bu yüzden Boğaz'da tuzluluk haziranda en düşük, kasımda en yüksek düzeyine ulaşır.
Su düzeyleri de eşit değildir. Türkçe Vikipedi, Boğaz'ın iki ucu arasındaki düzey farkını 40 santimetre kadar verir; yüksek olan Karadeniz tarafıdır. Bu küçük eğim ve Karadeniz'in tatlı su fazlası, yüzeyde güneye doğru sürekli bir akış yaratır. Yoğunluk farkı ise dipte ters yönlü bir akışı besler. İngilizce Vikipedi'deki değerlere göre güneye akan yüzey suyu saniyede yaklaşık 16 bin, kuzeye akan dip suyu ise yaklaşık 11 bin metreküptür. Kısacası Boğaz tek yönlü bir nehir değil, üst üste binmiş ve ters yönlerde akan iki nehirdir.
Üstteki akıntı
Yüzey akıntısı kuzeyden güneye akar ve Boğaz'ın orta kesimlerinde en güçlü haline ulaşır. Türkçe Vikipedi'ye göre olağan koşullarda hızı 3-4 knot civarındadır; Karadeniz'den esen kuzey rüzgarlarıyla beslendiğinde 7 knota kadar çıkar ve neredeyse bir nehrin hızına ulaşır. İngilizce Vikipedi, Kandilli Burnu ile Aşiyan arasında akıntının 7-8 knota ulaşabildiğini ve gemilerin burada 45 derecelik bir rota değişikliği yapmak zorunda olduğunu yazar. Biraz kuzeyde, Yeniköy açıklarında gereken dönüş 80 dereceyi bulur. Türkçe kaynaklar Boğaz'da 12 keskin kıvrım sayar.
Derinlik de düzensizdir. Boğaz'ın ortalama derinliği 60-65 metre civarındadır, en derin yeri Bebek ile Kandilli arasında 110 metreyi bulur. İngilizce Vikipedi'ye göre en sığ yerler ise Kadıköy İnciburnu açıkları, 18 metre, ve Aşiyan Burnu açıklarıdır, 13 metre. Dar, kıvrımlı ve derin bir oluktan hızla akan su burunlara çarptıkça yön değiştirir, kıyıdaki koylara kıvrılır ve orada ters akıntılar üretir. Boğaz'ı vapurla geçerken suyun bazı yerlerde köpürüp bazı yerlerde cam gibi durmasının sebebi budur.
Alttaki akıntı
Yüzeyin birkaç metre altında su ters yöne döner. Türkçe Vikipedi, dip akıntısının 15-20 metre derinlikten başladığını yazar. Oşinograflar Bruno Soffientino ile Michael Pilson'un makalesi ise iki tabaka arasındaki sınırın Boğaz'ın güney ağzında 10 ile 20 metre arasında değiştiğini belirtir. Bu alt tabaka Marmara'dan gelen tuzlu sudur ve dipte kuzeye, Karadeniz'e doğru ilerler. Aynı makaleye göre kanalın tabanında tuzluluk Akdeniz suyununkine yaklaşır.
Bu ters akıntıyı ilk fark edenler balıkçılardı. Oşinograf Emin Özsoy'un derlemesine göre Boğaz'da derine salınan ağların Karadeniz'e doğru sürüklendiği balıkçıların çok eskiden beri bildiği bir şeydi ve bu durum 6. yüzyılda Prokopios tarafından da kayda geçirilmişti. 16. yüzyılda Boğaz'ı ayrıntılı biçimde anlatan Pierre Gilles de derindeki bu dönüşü not etti. Soffientino ve Pilson da 17. yüzyılda balıkçıların, demirli bir kayığın kıçından salınan ağların belli bir derinliğe inince teknenin önünde yeniden yüzeye çıktığını anlattığını aktarır.
Bu dip akışı yakın zamanda da ilgi çekti. İngilizce Vikipedi'nin aktardığına göre Leeds Üniversitesi'nden bir ekip 2010'da, tabanda akan bu yoğun suyun oluşturduğu denizaltı kanalını robot bir denizaltıyla ilk kez ayrıntılı biçimde inceledi; aynı kaynak, bu akışın karada olsaydı dünyanın altıncı büyük nehri sayılacağını belirtir.
Marsigli'nin kutusu
Bu iki katlı akışı ilk kez bilimsel olarak açıklayan kişi, 21 yaşında İstanbul'a gelen Bolonyalı Luigi Ferdinando Marsigli'dir. Soffientino ve Pilson'un 2005'te Oceanography dergisinde yayımlanan makalesine göre Marsigli 22 Temmuz 1679'da Venedik'ten, İstanbul'a giden Venedik elçilik heyetinin genç bir üyesi olarak yola çıktı ve kentte yaklaşık on bir ay kaldı. Bu sürede yanında getirdiği bir hidrometreyle Karadeniz, Marmara ve Boğaz'ın farklı noktalarında suyun ağırlığını, yani yoğunluğunu ölçtü.
Akıntının hızını ölçmek için altı kanatlı tahta bir çark yaptırdı. Çark suyun içinde dönerken devirlerini bir sarkacın salınımlarıyla karşılaştırdı; makalenin yazarları, kaynaklara göre bu tür akıntı ölçerin bilinen ilk kullanımının bu olduğunu belirtir. Güney ağzında ölçtüğü hız, makalenin hesabına göre 2-2,5 knota denk gelir; bu, bugün aynı yer için bilinen 3-4 knottan düşüktür. Yazarlar farkı, Marsigli'nin de kaydettiği gibi çarkın kanatlarından birinin ölçüm sırasında kırılmasına ya da aletin akıntının zayıf olduğu kıyıya yakın indirilmiş olabileceğine bağlar. Buna karşın Marsigli, yüzey akıntısının en dar yerde, Rumeli Hisarı önünde güney ağzına göre üçte bir daha hızlı olduğunu doğru biçimde saptadı. Dip akıntısını görmek içinse beyaza boyanmış ağırlıklı bir tahtayı ya da düz bir kurşun ağırlığı ipe bağlayıp suya indirdi; ip belli bir derinlikte elini ters yöne çekiyordu. Ölçtüğü dönüş derinliği bugünkü birimlerle 14-20 metre civarına denk gelir ve modern ölçümlerle uyumludur. Kapağı ip ile açılan bir kapla dip suyundan örnek alıp onun yüzey suyundan ağır olduğunu da gösterdi. Gel-git etkisinin burada hissedilmediğini, su düzeyini asıl rüzgar ve havanın belirlediğini de doğru biçimde not etti. Yalnızca bir pusulayla çizdiği Boğaz haritası da şaşırtıcı ölçüde isabetlidir. Haritada gösterdiği ters akıntılardan biri bugünkü Haydarpaşa Limanı'nın önündedir; makalenin yazarlarına göre modern kaynaklar bu akıntıdan söz etmez, çünkü liman bugün iki büyük dalgakıranla korunur.
Asıl buluşu İtalya'ya döndükten sonra geldi. Ortasından bir perdeyle ikiye bölünmüş, perdenin üstünde ve altında birer açıklık bulunan bir kutu yaptı. İki bölmeye farklı yoğunlukta su koyduğunda ağır suyun alttan, hafif suyun üstten karşı tarafa aktığını gösterdi; yani Boğaz'da gördüğünü bir masanın üstünde yeniden kurdu. Gözlemlerini 1681'de Roma'da yayımlanan ve İsveç Kraliçesi Christina'ya mektup biçiminde sunulan Boğaziçi üzerine gözlemler kitabında topladı. Kitap 1684'te Londra'daki Royal Society'ye ulaştı ama önemi uzun süre fark edilmedi. Soffientino ve Pilson, Marsigli'nin başarısını hem hidrolik eğitimine hem de Boğaz'ın gözlem için son derece elverişli bir yer olmasına bağlar; iki çok farklı denizi bu kadar küçük bir kanalla birleştiren başka bir yer yoktur.
Burunlar, anaforlar ve Akıntıburnu
Ana akıntı Boğaz'ın ortasından akarken kıyıdaki koylara giren su, kıyının kıvrımını izleyerek ters yönde akar. Türkçe Vikipedi, bu ters akıntılara anafor dendiğini, anaforun ana akıntıya yeniden karıştığı yerlerde oluşan girdaplara denizciler arasında ayna dendiğini yazar. Anaforların büyüklüğü o günkü ana akıntının gücüyle artar ve rüzgarla değişir.
Aynı kaynak kısa ters akıntıların görüldüğü yerleri de sıralar. Beylerbeyi'nin kuzeydoğusundaki koy, Vaniköy koyu, Anadoluhisarı, İstinye ve Bebek koylarının dış kısımları, Büyükdere koyu ve Paşabahçe koyu bunlardandır. Özsoy da Çengelköy, Bebek-Akıntıburnu, Yeniköy, Çubuklu, Beykoz, Umuryeri ve Büyükdere çevresindeki dönen akıntıları anar ve Bebek-Akıntıburnu kesimi için Şeytan akıntısı adını kullanır. Özsoy'a göre ana akıntıya karşı ilerleyen gemiler bu dönemeçlerde ve daralmalarda akıntının ani değişimlerine yakalanabilir.
Bu noktaların en ünlüsü Arnavutköy'deki Akıntıburnu'dur. Türkçe Vikipedi'ye göre burnun Rumca eski adı Mega Revma, yani Büyük Akıntı'dır ve burundaki sürekli yüzey akıntısı ile yarattığı girdaplar bugün bile denizciler için sorun olabilir. Burnun ucunda Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü'nün Arnavutköy (Akıntıburnu) Feneri durur. Kurumun kayıtlarına göre denizden 11 metre yüksekteki fener üç saniyede bir yeşil ışık verir ve 10 mil uzaktan görülür.
Yedekçiler, bayrakçılar ve kıyıya yakın kürek
Motorlu tekneler yaygınlaşmadan önce bu akıntıyla baş etmenin yolu insan gücüydü. Mimar Sinan Genim, akıntılı burunlarda üç meslek sayar. Yedekçiler şiddetli akıntı ve girdap olan burunlarda bekler, kıyıya yaklaşan tekneleri halatla kıyı boyunca çekerdi; bazı çekmeler yalnızca insan gücüyle, bazıları katır, öküz ya da mandayla yapılırdı. Bayrakçılar gündüz, fenerciler gece görev yapar, akıntı yüzünden kıyıya yakın seyreden teknelerin, arkası görünmeyen burunlarda çarpışmasını önlerdi. Yedekçilerin çalıştığı rıhtım boylarına yedekçi yolu denirdi.
Genim'in anlattığı düzen, kayıkların akıntı yüzünden kıyıya sokularak ilerlediğini gösterir. Kıyı boyunca kürek çeken bir kayık bir buruna geldiğinde ana akıntıyla yüz yüze gelir; orada kürek yetmez, yedekçinin halatı devreye girerdi. Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci de Akıntıburnu'nda kayıkların kürek gücüyle geçemediği için karaya ip atıldığını ve ücret karşılığında yedekçilerce çekildiğini aktarır. Genim'e göre motor gücü arttıkça yedekçiler ortadan kalktı, istimlaklarla yedekçi yolları da kayboldu. Boğaz'da hala varlığını sürdüren tek yedekçi yolu, Kandilli İskelesi'nin güneyinden burna doğru uzanan dar rıhtım yoludur.
Orkoz, lodos ve poyraz
Akıntının yönü her zaman aynı değildir. Türkçe Vikipedi'ye göre başta lodos olmak üzere güneyden esen kuvvetli rüzgarlar Marmara'nın sularını kuzeye yığar. Bu zamanlarda Boğaz'ın Marmara girişinde su yarım metreye kadar yükselir ve yüzeyde orkoz denen ters akıntılar oluşur. Orkozun hızı zaman zaman 6-7 knota çıkar; yıl içinde birkaç kez görülür ve vapur seferlerini iptal ettirecek kadar kuvvetli olabilir. Güneyden esen rüzgar çok kuvvetli olduğunda ana akıntının Boğaz'ın büyük kısmında kuzeye döndüğü de olur.
Orkoz yeni bir olgu değildir. Özsoy, güney rüzgarlarıyla gelen bu geçici yön değişiminin eski kaynaklarda da anlatıldığını ve bugün de Boğaz'daki gemi kazalarıyla ilişkilendirildiğini yazar. Poyraz ise tersini yapar; kuzeyden esen rüzgarlar yüzey akıntısını besler ve hızlandırır. Boğaz'ın havasını anlamak, bu yüzden, rüzgarın yönünü akıntıyla birlikte okumak demektir.
Balıklar akıntıyla gelir
Akıntılar Boğaz'ı aynı zamanda büyük bir balık yolu yapar. Herodot, Dareios'un gemi köprüsünü kuran Mandrokles'in Samos'taki Hera tapınağına adadığı yazıtta Boğaz'ın balıkla dolu diye anıldığını aktarır. Türkçe Vikipedi, göçmen balıkların ilkbaharda Boğaz'dan geçerek Karadeniz'e girmesine balıkçılar arasında anavaşya, havalar soğuyunca aynı yoldan Marmara'ya ve Akdeniz'e dönmelerine katavaşya dendiğini yazar. Lüfer bunun en bilinen örneğidir; Karadeniz'de yumurtlayan lüferler eylül sonu, ekim başı gibi Boğaz'dan çıkmaya başlar.
Akıntı balığın yolunu da çizer. Özsoy'un aktardığına göre Gilles, güneye akan yüzey akıntısının Sarayburnu'na çarpıp Haliç'e yöneldiğini, palamut sürülerinin bu yüzden Haliç'e girip kolayca avlandığını anlatmıştı. Aynı kaynak, balıkçılığın bu tabakalı ve çalkantılı akışa uyum sağlamış yöntemlerle, kıyıdaki ahşap dalyanlardan indirilen ağlar ve kıyıdan çekilen ığrıp ağlarıyla sürdürüldüğünü belirtir. Marsigli de 1681'deki kitabında balıkların Karadeniz'e gidip gelen mevsimlik göçlerini anlatır. Türkçe Vikipedi'ye göre eskiden Boğaz'da görülen yunuslar lüfer sürülerinin peşinden gelir, balıkları kıyıya sürdükleri için balıkçılar tarafından uğurlu sayılırdı.
Kıyıdan olta atacaksanız av dönemlerinin ve asgari boyların resmi tebliğlerle belirlendiğini unutmayın. Türkçe Vikipedi, lüferin küçük boylarının avının ve satışının yasak olduğunu hatırlatır. Güncel kuralları Tarım ve Orman Bakanlığı'nın duyurularından kontrol edin.
Akıntıyı nerede görürsünüz
Akıntıyı izlemek için tekneye binmek gerekmez; kıyıda doğru yeri seçmek yeter.
- Arnavutköy, Akıntıburnu. Türkçe Vikipedi'ye göre 1980'lerde Arnavutköy'ün önüne yapılan kazıklı yol, burnu herkesin gezip olta atabileceği bir yere dönüştürdü. Fenerin yanında durup suya bakın; burnun ucunda suyun hızlandığını, yanındaki koyda ise yavaşlayıp kıvrıldığını görürsünüz. Burada yoğun trafikli sahil yolu geçer, yürürken kaldırımdan çıkmayın.
- Bebek koyu. Türkçe Vikipedi, koyun eskiden kötü havalarda teknelerin sığındığı bir yer olduğunu, bugün de teknelerin burada demirlediğini yazar. Koyun içi sakindir; dış kısmında ise kısa ters akıntılar vardır. Koyun iki ucu arasındaki farkı gözlemek, anafor kavramını anlamanın en kolay yoludur.
- Rumeli Hisarı sahili. Marsigli'nin akıntıyı en hızlı ölçtüğü yer Boğaz'ın en dar kesimidir. Hisarın önündeki sahilden karşıya, Anadoluhisarı'na bakın; suyun ortasındaki uzun çizgiler ve kıyıya yakın kıvrılan girdaplar akıntının en görünür halidir. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün altından geçen büyük gemilerin bu dar kesimde nasıl yavaşça döndüğünü izleyin.
- Kandilli ve Aşiyan. Kandilli Burnu ile Aşiyan arası, İngilizce Vikipedi'ye göre akıntının en güçlü olduğu ve gemilerin keskin bir dönüş yaptığı yerdir. Kandilli İskelesi'nin güneyindeki dar rıhtım, Genim'in andığı son yedekçi yoludur.
- Vapurdan. Aşiyan, Anadolu Hisarı ve Küçüksu arasında çalışan ring hattı ya da iki yaka arasında zikzak çizen Çengelköy-İstinye hattı akıntının tam içinden geçer. Vapurun karşı kıyıya ulaşırken akıntıya göre nasıl rota tuttuğuna dikkat edin. Sefer günlerini ve saatlerini Şehir Hatları'nın sitesinden kontrol edin.
Işık için sabah erken ya da akşamüstü gelin; güneş alçaktayken yüzeydeki çizgiler ve aynalar çok daha belirgin görünür. Rüzgarsız bir günde anaforları, poyrazlı bir günde ana akıntının gücünü daha iyi okursunuz.
Güvenlik
Bu kadar davetkar görünen suyun en önemli gerçeği şudur: Boğaz, kendi başınıza yüzmek için uygun bir yer değildir. Sebepleri bu yazıda anlattıklarımızdır. Yüzey akıntısı olağan koşullarda bile 3-4 knottur ve rüzgarlı günlerde hızlanır; koylarda yön değiştiren ters akıntılar ve girdaplar vardır; Boğaz, keskin dönemeçleri olan ve gemi, vapur ve tekne trafiğinin hiç durmadığı dar bir su yoludur. Türkçe Vikipedi, Boğaz'da sağlık açısından denize girmeye uygun bir nokta bulunmadığını da not eder.
- Boğaz'da tek başınıza yüzmeyin, rıhtımlardan ve kazıklı yoldan suya atlamayın, çocukları kıyı kenarında yalnız bırakmayın.
- Boğaz'da yüzmek ancak organize yarışlarda, cankurtaran tekneleri eşliğinde anlamlıdır. Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi'nin düzenlediği Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı'nda bile yüzücüler akıntıyı arkalarına alarak Kanlıca'dan Kuruçeşme'ye yüzer; koylardaki ters akıntılara kapılmamak için Boğaz'ın ortasında kalmaları istenir, bitişi kaçırıp köprünün altına sürüklenenler yarıştan çıkarılıp cankurtaran teknelerine alınır. Bu, akıntının deneyimli yüzücüler için bile ne kadar belirleyici olduğunu gösterir.
- Denize girmek istiyorsanız belediyenin denetlediği plajları seçin ve cankurtaranların uyarılarına uyun.
- Kazıklı yolda ya da rıhtımlarda olta atarken kenara fazla yaklaşmayın; ıslak taş ve bir gemi dalgası dengenizi bir anda bozabilir.
- Lodoslu ve fırtınalı günlerde vapur seferleri değişebilir. Yola çıkmadan önce Şehir Hatları'nın duyurularını kontrol edin.
Kaynaklar
- Bruno Soffientino ve Michael E. Q. Pilson, The Bosporus Strait, A Special Place in the History of Oceanography, Oceanography 18/2 (2005), https://tos.org/oceanography/assets/docs/18-2_soffientino.pdf
- Emin Özsoy, Piri Reis, a pioneer of marine knowledge and marine science heritage in the seas of the Old World, Journal of Black Sea/Mediterranean Environment 21/1 (2015), https://blackmeditjournal.org/wp-content/uploads/VOL21_No01_Abs06_Emin_Ozsoy-1.pdf
- Sinan Genim, Boğaziçi'nin Yalıları, Milliyet, https://www.milliyet.com.tr/yazarlar/sinan-genim/bogazicinin-yalilari-7526489
- Ekrem Buğra Ekinci, Ticaret yapacaktınız da kim mani oldu, https://ekrembugraekinci.com/article/?ID=1500
- Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü, Arnavutköy (Akıntıburnu) Feneri, https://www.kiyiemniyeti.gov.tr/yer-detay/139/ARNAVUTKOY-(AKINTIBURNU)-FENERI
- Herodot, Tarih, IV. kitap 88 (A. D. Godley çevirisi), Perseus Digital Library, https://www.perseus.tufts.edu/hopper/text?doc=Perseus:text:1999.01.0126:book=4:chapter=88
- Şehir Hatları, Aşiyan-Anadolu Hisarı-Küçüksu Ring Hattı, https://www.sehirhatlari.istanbul/tr/seferler/ic-hatlar/istanbul-ici-hatlar/asiyan-anadolu-hisari-kucuksu-ring-hatti-2014
- Vikipedi, İstanbul Boğazı, https://tr.wikipedia.org/wiki/İstanbul_Boğazı
- Vikipedi, Akıntıburnu, https://tr.wikipedia.org/wiki/Akıntıburnu
- Vikipedi, Arnavutköy, https://tr.wikipedia.org/wiki/Arnavutköy,_Beşiktaş
- Vikipedi, Bebek, https://tr.wikipedia.org/wiki/Bebek,_Beşiktaş
- Vikipedi, Lüfer, https://tr.wikipedia.org/wiki/Lüfer
- Vikipedi, Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı, https://tr.wikipedia.org/wiki/Boğaziçi_Kıtalararası_Yüzme_Yarışı
- Wikipedia, Bosporus, https://en.wikipedia.org/wiki/Bosporus
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz
