Batman ve Petrol, Raman Dağından Kentin Doğuşuna
Batman'a gelen biri kenti çoğu zaman bir adla tanır, ama o adın arkasında yüz yıldan kısa bir hikaye durur.
Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Batman'a gelen biri kenti çoğu zaman bir adla tanır, ama o adın arkasında yüz yıldan kısa bir hikaye durur. Bugün yarım milyonu aşan nüfusuyla Güneydoğu Anadolu'nun büyük kentlerinden biri olan Batman, Cumhuriyetin ilk yıllarında Dicle'nin kuzeyindeki ovada küçük bir köydü. Onu kente çeviren şey, güneyindeki kurak ve çıplak sırtlardan, Raman Dağı'ndan çıkan petroldü. Bu yazıda İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün, Batman Belediyesi'nin ve Batman Üniversitesi'nden tarihçilerin çalışmalarına dayanarak o dönüşümü adım adım anlatıyor, sonra kente geldiğinizde bu hikayenin izlerini nasıl okuyabileceğinizi öneriyoruz.
Üç suyun arasındaki ova
Batman il merkezinin kurulduğu alan, Dicle Nehri ile onun iki büyük kolu olan Batman ve Garzan çayları arasında kalan Batman Ovası'dır. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ovanın Raman, Garzan ve Aydınlık dağlarıyla çevrili olduğunu, merkezin denizden yüksekliğinin 560 metre olduğunu yazar. Aynı kaynak, Batman adının Orta Çağ'dan beri çayla birlikte anıldığını, Evliya Çelebi gibi gezginlerin notlarında Batman Çayı kıyısındaki yerleşimlerden söz edildiğini belirtir. Bu suların kıyısındaki yerleşimin çok eskiye uzandığını Kozluk yakınındaki Hallan Çemi Höyüğü'nde yapılan kazılar gösterir; müdürlük burada on bin yıllık bir geçmişten söz eder.
Batman Belediyesi'nin tarihçesine göre bugünkü kent merkezinin bulunduğu yer, Cumhuriyetin ilk yıllarında Siirt'in Beşiri ilçesine bağlı, yaklaşık yirmi haneli İluh köyüydü. Batman Üniversitesi'nden Fahri Özteke'nin kentin petrolle büyümesini anlatan makalesi, bu yörede 1926, 1927 ve 1935 yıllarında Batman Çayı'nın taşmasıyla büyük su baskınları yaşandığını, yakınlardaki eski nahiye merkezinin bu yüzden yıkıma uğradığını aktarır. Yani petrolden önce İluh, tarımla ve hayvancılıkla geçinen, selden çekinen sıradan bir ova köyüydü.
Raman-1 ve Raman-8, iki ayrı dönüm noktası
Batman'ın petrol hikayesinde iki kuyu adı sık geçer ve aralarındaki farkı bilmek hikayeyi doğru okumayı sağlar. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün petrol sayfası, Türkiye'de petrol aramalarının 1933'te başladığını, ilk petrol yatağına 1940'ta Raman-1 kuyusunda rastlandığını, ekonomik anlamda ilk petrolün ise 1948'de Raman-8 kuyusundan elde edildiğini yazar. Yani Raman-1 petrolün varlığını gösteren kuyudur; Raman-8 ise ticari üretimin başladığı kuyudur.
Batman Üniversitesi'nde Tekin İdem'in Raman Dağı'ndaki arama çalışmalarını inceleyen bildirisi bu süreci ayrıntılandırır. Mardin'in Midyat ilçesindeki sondajlardan sonuç alınamayınca aramalar Beşiri'ye bağlı İluh nahiyesine kaydırılmış, 24 Temmuz 1939'da başlayan sondaj sonunda Raman-1 kuyusunda 20 Nisan 1940'ta petrole ulaşılmıştır. Ardından açılan bazı kuyulardan sonuç alınamamış, Raman-8 ve Raman-9 kuyularından günde yüz otuz tonu aşan petrol çıkınca Raman Dağı'nın bir petrol bölgesi olduğu kesinlik kazanmıştır. Özteke'nin makalesi de Raman-1'de petrole 1048 metre derinlikte ulaşıldığını ve aramaların 1935'te kurulan Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü'nün yönlendirmesiyle yürüdüğünü belirtir.
İlk damıtma ve istasyonun karşısındaki rafineri
Petrol bulunmuştu, ama işlenmesi ayrı bir sorundu. İdem'in çalışmasına göre çıkarılan petrol önce Meymuniye Boğazı'nda kurulan küçük bir rafineride, ardından Batman Tecrübe Rafinerisi'nde işlendi. Özteke, Meymuniye'deki ilk tesis için İstanbul'da atıl duran eski bir damıtma tesisinin sökülüp Raman'a taşındığını aktarır. Aynı makaleye göre tren istasyonunun karşısına 1948'in sonlarına doğru deneme rafinerisi açıldı, Raman'dan ham petrolü kamyonla taşımak için de yaklaşık yirmi beş kilometrelik asfalt bir yol yapıldı. İdem'in bildirisi bu yolun yapımında ve Dicle'den petrol kampına su getirilmesinde yöre halkının çalıştığını, böylece tarımla geçinen ailelere yeni bir gelir kapısı açıldığını vurgular.
Bu sırada demiryolu da kente ulaşmıştı. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Haydarpaşa ile Kurtalan arasındaki demiryolunun Batman kent merkezine 1944'te vardığını yazar. Petrol, istasyon ve rafineri yan yana gelince İluh bölgenin en canlı yerlerinden biri oldu. İdem, 1940'ların başında yalnızca dört yüz dokuz kişilik bir nahiye olan İluh'un elli yıl içinde bir ile dönüştüğünü hatırlatır.
1954'te çıkarılan petrol yasasıyla Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı kuruldu ve Maden Tetkik ve Arama'nın Batman'daki varlığını devraldı; il müdürlüğünün sayfası da bu devri anlatır. Özteke'ye göre modern rafinerinin inşaatı 1955 yazının başında tamamlandı ve tesis 1956'da tam kapasiteyle çalışmaya başladı. Rafineri çevresinde kurulan ve yerel dilde site diye anılan yerleşim, kentin eski çekirdeğinden ayrı bir doku oluşturdu. İl müdürlüğünün kent merkezini tarif eden metninde rafineri ve bölge müdürlüğü siteleri bugün de semt adları arasında sayılır.
Köyden ile, yarım yüzyıllık bir sıçrama
Petrolle gelen iş, kente dışarıdan büyük bir göç getirdi. Batman Belediyesi'nin tarihçesi, 1955 sayımında nüfusun 4.713'e ulaştığını ve aynı yıl belediye teşkilatının kurulduğunu yazar. Yerleşim, yanından akan çayın adını alarak Batman oldu ve 1957'de ilçe merkezi yapıldı. 16 Mayıs 1990 tarihli ve 3647 sayılı kanunla da Türkiye'nin yetmiş ikinci ili oldu; İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü aynı düzenlemeyle Hasankeyf, Gercüş, Beşiri, Kozluk ve Sason ilçelerinin yeni ile bağlandığını belirtir. İdem'in verdiği sayıya göre kurulduğu yıl ilin nüfusu 168.779'du.
Müdürlüğün genel bilgiler sayfası bu göçü bir altına hücuma benzetir ve farklı yerlerden gelenlerin getirdiği alışkanlıkların kentte yan yana yaşadığını anlatır. Özteke de rafineride çalışmanın aranan bir iş haline geldiğini, ülkenin farklı yerlerinden pek çok ailenin bu yüzden Batman'a yerleştiğini yazar. Kentin sosyal hayatı da petrolle şekillendi; aynı makale, yönetmen Atıf Yılmaz'ın Toprağın Kanı filminin çekimlerinin Batman'da yapıldığını aktarır.
Petrolün yolculuğu kentle sınırlı kalmadı. Özteke'ye göre 4 Ocak 1967'de Batman ile Akdeniz kıyısındaki Dörtyol arasında yaklaşık beş yüz kilometrelik ham petrol boru hattı işletmeye açıldı ve Raman'ın petrolü tankerlerle başka rafinerilere ulaştırılmaya başlandı. Aynı makale, Batman Valiliği verilerine dayanarak bugün kentte işlenen ham petrolün büyük bölümünün asfalt yapımında kullanıldığını not eder.
Bugün sahalar ne anlatıyor
Raman Dağı hala çalışan bir petrol sahasıdır. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün sayfasında yer alan 2020 verilerine göre Batman'da aktif üretim yapılan yirmi saha ve 723 petrol kuyusu vardı; bu kuyuların günlük üretimi 17.963 varildi. Aynı tabloya göre bölge müdürlüğünün o yılki ham petrol üretiminin yüzde 63,4'ü Batman il sınırındaki sahalardan geliyordu. Bölge müdürlüğüne bağlı sahalar Batman'ın yanı sıra Diyarbakır, Mardin, Siirt ve Şırnak'a yayılır.
Petrolün bu topraklardaki öyküsü aslında çok daha eskidir. Hasankeyf Müzesi'nin resmi tanıtımı, müzenin Prehistorik Dönem bölümünde Dicle Vadisi'nde ve Raman Dağı'nda yürütülen yüzey araştırmalarında bulunan obsidyen ve çakmaktaşı aletlerin sergilendiğini belirtir. Yani Raman'ın sırtlarında insan izi, petrol kuyularından binlerce yıl önce başlar.
Bu hikayeyi nerede okuyabilirsiniz
Petrol sahaları ve rafineri çalışan endüstri tesisleridir; ziyarete açık olduklarını söyleyen resmi bir duyuru yoktur. Kuyulara, boru hatlarına ve tesis alanlarına girmeye ya da yaklaşmaya çalışmayın, fotoğraf çekmeden önce yasak işaretlerine bakın. Hikayeyi en iyi kentin kendisi anlatır. Özteke'nin aktardığı eski bir tanıma göre Batman uzun süre iki parça olarak anıldı: rafineri çevresinde 1955'ten sonra kurulan site ve İluh denen eski aşağı kesim. Kentte yürürken bu ikiliği hala okuyabilirsiniz; tren istasyonu ile karşısındaki rafineri, ilk yatırımların neden bu noktada toplandığını kendiliğinden gösterir.
İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Raman dağlarının eski İluh köyünü güneyden çevrelediğini yazar; yani dağ kentin hemen yanı başındadır. Ancak dağın sırtları bir petrol sahası olarak korunur, bu yüzden onu bir yürüyüş hedefi olarak düşünmeyin. Dağı görmek istiyorsanız halka açık yollarda kalın ve petrol sahasına giden tesis yollarına sapmayın.
Hikayeyi tamamlamak için Hasankeyf'e gitmeye değer. Hasankeyf Müzesi, Ilısu Barajı kurtarma kazılarından çıkan eserleri ve Raman Dağı'ndaki taş aletleri sergiler; müze bakanlık sayfasında ziyarete açık görünür, güncel ziyaret saatlerini oradan kontrol edin. Batman Müzesi ise bakanlığın müze sayfasında şu an kapalı görünüyor, gitmeden önce durumunu oradan sorgulayın.
Pratik notlar
- Batman'a havayolu ve demiryoluyla ulaşılabilir; güncel sefer bilgisini resmi kaynaklardan kontrol edin.
- Yaz ayları sıcak ve kuraktır; kentte dolaşmak için ilkbahar ve sonbahar daha rahat mevsimlerdir.
- Petrol tesisleri çevresinde tesis alanlarının üzerinde drone uçurmayın ve izinsiz fotoğraf çekmeyin.
- Kent tarihi üzerine daha fazlasını merak edenler, Batman Üniversitesi'nin açık arşivindeki petrol tarihi çalışmalarına bakabilir.
Kaynaklar
- Batman İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Batman ve Petrol, https://batman.ktb.gov.tr/TR-282192/batman-ve-petrol.html
- Batman İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Genel Bilgiler, https://batman.ktb.gov.tr/TR-56575/genel-bilgiler.html
- Batman Belediyesi, Tarihçe, https://www.batman.bel.tr/icerik/tarihce
- Batman Üniversitesi Açık Arşivi, Tekin İdem, Raman Dağı'nda petrol arama çalışmaları ve ekonomik değerli petrol kaynaklarının keşfi, https://earsiv.batman.edu.tr/items/f776c306-e5ba-40bd-9746-95b41cecf69a
- Fahri Özteke, Petrol ile Evrilen Bir Cumhuriyet Şehri Batman, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/3208599
- Müzeler ve Ören Yerleri, Hasankeyf Müzesi, https://muze.gov.tr/muze-detay?SectionId=HKM02&DistId=MRK
- Vikipedi, Raman Dağı, https://tr.wikipedia.org/wiki/Raman_Da%C4%9F%C4%B1
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz
