Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye

Antalya'nın Selçuklu Han Yolu

Antalya'nın turistik haritasında Selçuklu, Kaleiçi'ndeki Yivli Minare'den ibaret görünür.

Radar TürkiyeRadar Türkiye15 Ekim 2026
Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Antalya'nın Selçuklu Han Yolu

Antalya'nın turistik haritasında Selçuklu, Kaleiçi'ndeki Yivli Minare'den ibaret görünür. Oysa on üçüncü yüzyılın asıl izi kentin dışındadır: Burdur'a çıkan yolda iki, Alanya'nın arkasındaki vadide bir kervansaray, limana bağlanan ticaretin taş belgeleridir. Evdir Han, Kırkgöz Han ve Alara Han aynı yüzyılın ilk yarısında, otuz yıl içinde yapılmıştır; üçünün üç ayrı planı, üç ayrı banisi ve bugün üç ayrı kaderi vardır. Bu yazı önce limanın nasıl Selçuklu'ya geçtiğini, sonra hanları yol sırasıyla anlatıyor ve her birine bugün nasıl gidildiğini söylüyor.

1207'den sonra liman ve yol

TDV İslam Ansiklopedisi'nin Antalya maddesine göre I. Gıyaseddin Keyhüsrev kenti 5 Mart 1207'de aldı ve Mübarizüddin Ertokuş'u vali atadı. Şehir uzun süre elde kalmadı; 1212'de yerli Hristiyan halkın Kıbrıs kralının desteğiyle ayaklanması üzerine Kıbrıslıların eline geçti, I. İzzeddin Keykavus 22 Ocak 1216'da geri aldı ve Ertokuş'u yeniden vali yaptı. Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin Kaleiçi envanteri de Kale Kapısı'nın tarih yazımında ilk kez tam bu iki kuşatma, 1207 ve 1216 dolayısıyla İbn Bibi tarafından anıldığını kaydeder. Aynı ansiklopedi maddesi fethin kenti bir Türk-İslam şehrine dönüştürmeye başladığını, Kıbrıs Latinleriyle yapılan ticaret anlaşmasının ekonomiyi canlandırdığını ve Keykavus döneminde limanda bir tersane kurulduğunu yazar. 1221'de I. Alaeddin Keykubad, Kilikya Ermenilerine bağlı Kyr Vart'ın elindeki Kalonoros Kalesi'ni iki aylık kuşatmadan sonra teslim aldı, kaleye kendi adıyla Alaiye denmesini ve bir tersane yapılmasını emretti. Böylece Akdeniz'de iki Selçuklu limanı doğdu; ikisini de iç Anadolu'ya, Konya'ya ve Burdur üzerinden batıya bağlayan yollarda hanlar sıralandı. Üç yapı da bu bağlamın ürünüdür.

Evdir Han, en eskisi

Antalya'dan Burdur yönüne çıkarken ilk han Evdir'dir. TDV İslam Ansiklopedisi yapıyı Antalya'nın yaklaşık 18 kilometre kuzeybatısında, Yeşilbayır köyü yakınında, eski Antalya-Burdur kervan yolu üzerinde tarif eder. Kitabesi bugün yerinde değildir; 1928'de R. Riefstahl tarafından okunmuş ve hanın I. İzzeddin Keykavus döneminde, 1211 ile 1220 arasında yapıldığı anlaşılmıştır. Döşemealtı Kaymakamlığı'nın sayfası 1219 tarihini verir; iki kaynak aynı sultanda birleştiği için "1210'lar" demek en doğrusudur. Kentin yeniden alınmasından birkaç yıl sonra yapılan han, Antalya'nın en eski Selçuklu kervansarayıdır.

Planı Anadolu için sıra dışıdır. Yapı açık avlulu ve dört ana eyvanlıdır; Ansiklopedi bu tipin Anadolu'da bilinen iki örneği olduğunu, diğerinin Harran yakınındaki Han el-Barur olduğunu yazar. Dış ölçüleri 54 metreye 67,60 metre, avlusu 34,50 metreye 45,10 metredir; dış duvarları on köşe payandasıyla desteklenir. Güney cephedeki taçkapı dışa taşkındır, büyük ölçüde mermerden yapılmıştır ve mukarnaslı nişi geometrik motiflerle bezelidir. Kaymakamlık, hanın Termessos'a gelmeden önceki son konaklama yeri olduğunu söyler. Bugünkü durumu üç handan en kötüsüdür; Ansiklopedi yapıyı "çok bakımsız" diye tanımlar. Döşemealtı Belediyesi ile Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi hanı yeniden canlandırmak için ortak bir çalışma yürütüyor; restorasyon sonrası kültür etkinliklerine ev sahipliği yapması ve içinde bir müze kurulması planlanıyor. Gidince mermer taçkapı ile avlunun geniş boşluğunu görürsünüz; tonozların çoğu yıkıktır, düşen taşların arasında dikkatli yürüyün.

Kırkgöz Han, restore edileni

Burdur yolunda kuzeye devam edince Kırkgöz mevkiine, Pınarbaşı kaynaklarının başına gelirsiniz. Kırkgöz Han, Kültür Portalı'nın ve Kaymakamlığın tarifiyle Antalya-Burdur güzergahında, Bıyıklı Mahallesi sınırlarındadır. Kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen bir alana oturur ve klasik Selçuklu sultan hanı şemasını taşır: geniş bir avlu etrafında sıralanan mekanlar ile avlunun kuzeyindeki kapalı barınak iki ayrı kütle halinde inşa edilmiştir. Dış duvarlar kare prizma biçiminde payandalar ve köşe kuleleriyle desteklenir. Güney cephenin ortasındaki taçkapı cephe duvarını aşarak yükselen dışa taşkın bir kütledir; sade bordürlerle kuşatılmış sivri kemerli bir eyvan gibi açılır ve basık kemerli kapıdan sivri beşik tonozlu bir giriş eyvanıyla avluya geçilir. Avlunun doğu ve batı kenarlarında kare ayaklara oturan çift sıralı revaklar, köşelerde tonozlu odalar vardır. Kapalı bölüm doğu-batı yönünde uzanan, altı sivri kemerle takviye edilmiş tek bir sivri beşik tonozdur.

Kitabe bu hanı diğer ikisinden ayırır. Taçkapıdaki altı satırlık yazıt yapıyı ribat olarak niteler ve banisi olarak İsmetü'd-Dünya ve'd-Din'i anar; Kültür Portalı onun II. Kılıçarslan'ın oğlu Mugiseddin Tuğrul Şah'ın kızı olduğunu, adının Uluborlu'daki 1232 tarihli bir yapı kitabesinde de bani olarak geçtiğini yazar. Yapı II. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde, 1237 ile 1246 arasında inşa edilmiştir; kitabenin tarih satırında yalnızca "on üç" okunur. Metin, sultanı önceki Selçuklu hükümdarlık alametleri arasında görülmeyen taç, sancak ve kuşağın sahibi olarak tanımlar ve ribatın işlevini doğudan batıya seyahat edenlerin ağırlanacağı bir yer olarak belirtir; Portal bu ifadeyi özgün ve eşsiz sayar. Yani Antalya'nın en büyük hanlarından birini bir hanım sultan yaptırmıştır. Han 2009'da tamamlanan restorasyondan beri turistik tesis olarak kullanılıyor; onarım sırasında avlunun ortasında zemin altında bir sarnıcın ağzı, güneydoğu köşesinde bir seramik fırınının kalıntısı ortaya çıkmıştır. Kaymakamlık bu buluntuları hanın yalnız konaklama değil üretim ve yaşam alanı da olduğunun işareti sayar. Hanın hemen yanındaki Kırkgöz kaynakları ve gölcük ziyareti tamamlar.

Alara Han, sultanın hanı

Üçüncü han öbür yolda, Alanya ile Konya arasındadır. TDV İslam Ansiklopedisi Alara Hanı'nı Alanya-Antalya yolundan sekiz kilometre kadar içeride, Alara Çayı kenarında, eski Alanya-Konya kervan yolunun ilk menzili olarak tarif eder; Belleten'de 1969'da yayımlanan Ayşıl Tükel makalesi hanı çayın sol kıyısında, Alanya'dan yaklaşık otuz kilometre, kıyıdan on kilometre içeride konumlar. Kültür Portalı adresi Çakallar Mahallesi olarak verir; Alara Kalesi sekiz yüz metre ötededir. Taçkapının üstündeki mermer kitabe baniyi Alaeddin Keykubad, tarihi 629 yani 1231-32 olarak verir; Portal'a göre yazıt sultanı "Arap ve Acem sultanlarının efendisi" sıfatıyla anar ve üst bölümü zamanla kaybolmuştur. Kitabe aslan başlı taş konsollarla çerçevelidir.

Alara'nın planı iki handan da farklıdır. Ansiklopedi onu sultan hanları arasında saysa da açık avlu ve kapalı bölüm şemasını izlemediğini, kapalı ve açık mekanların dikdörtgen bir plan içinde tek bir merkez etrafında iç içe kurulduğunu yazar; Afşin ve Tercan ile birlikte küçük bir grubun en önemli örneğidir. Giriş küçük bir kare avluya açılır; avlunun doğu duvarında istiridye kabuğu biçimli nişi olan bir çeşme eyvanı vardır, Tükel bu eyvanın yıldız tonozunu ve çatıya çıkan merdivenini tarif eder. Avludan sonra orta koridor konuk odalarına ve eyvanlara ulaşır; koridorun çevresini iki sıra tonozlu mekan sarar, dıştakiler ahır, içtekiler yük ve hizmetliler içindir. Batı kanattaki bir oda, yapıdaki tek mihrap nişi nedeniyle mescit olarak tanımlanır. Duvarlar çoğunlukla kesme taş, yamaca bakan yüzler moloz taştır; bazı taşlarda kaleyle ortak taşçı işaretleri, sıvalarda kırmızı zikzak boyalar görülür. Aslan başlı kandillikler Selçuklu mimarisinde nadirdir. Han yakın tarihte restore edilmiştir; vaktiyle tonozlu olan orta koridor bugün demir iskelet ve polikarbonat çatıyla örtülüdür.

Üç plan, üç bani

Yan yana koyunca üç han bir ders kitabı gibi okunur. Evdir, dört eyvanlı açık avlusuyla Suriye ve el-Cezire geleneğine yakın, Anadolu'da neredeyse tek kalmış bir tiptir. Kırkgöz, avlu artı kapalı barınak şemasıyla Konya-Aksaray yolundaki büyük sultan hanlarının güney uzantısıdır. Alara ise iç içe geçmiş merkezi planıyla deneysel bir yapıdır ve ordunun konaklaması için düşünüldüğü ileri sürülür. Banileri de üç ayrı hikayedir: Keykavus kenti geri alan sultan, Keykubad Alaiye'yi kuran sultan, İsmetü'd-Dünya ve'd-Din hanedanın bir kızı. Üçünün de kitabesi ya kayıptır ya kısmen okunur; bu yüzden tarihler kaynaklarda bir iki yıl oynar ve biz de kesinlik taslamadık.

Bugün nasıl gidilir

Evdir ve Kırkgöz için araç gerekir; ikisine de Antalya'dan kuzeye, Burdur yönüne çıkan karayolundan kısa sapaklarla ulaşılır. Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı'nın tanıtımı Evdir'i il merkezine 18 kilometre, bugünkü Antalya-Korkuteli karayolunun bir kilometre doğusunda; Kırkgöz'ü ise Antalya'ya 30 kilometre, Pınarbaşı mevkiinde tarif eder; Yeşilbayır ve Bıyıklı tabelaları takip edilir. Evdir'e önce varırsınız, Kırkgöz on iki kilometre kadar sonradır; aynı yol Termessos ve Karain sapağını da verdiği için hanları o gezilere eklemek doğaldır. Evdir'de bilet yoktur, yapı açık arazidedir; sabah ışığı mermer taçkapıyı en iyi gösterir. Kırkgöz bir tesis olarak işletildiği için avluya girilir, revakların altında oturulur; girişin kuralları işletmede sorulur. Alara için Antalya-Alanya karayolundan Okurcalar yakınındaki sapağı alıp çay boyunca içeri gidersiniz; han vadinin düzlüğünde, kale ise üstteki kayalıktadır, ikisini bir öğleden sonraya sığdırabilirsiniz. Açılış saatleri ve giriş koşulları değiştiğinden Kültür Portalı'ndaki kayıtları ve Döşemealtı Kaymakamlığı'nın sayfalarını yola çıkmadan kontrol edin. Hangisini seçerseniz seçin, taçkapının önünde bir dakika durup kitabeye bakın; sekiz yüz yıl önce bu yola kimin yatırım yaptığını söyleyen tek cümle oradadır.

Kaynaklar

Yorumlar

0/1000

İlk yorumu sen yaz