Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye

Antakya Mozaikleri ve Müzedeki Yerleri

Antakya'yı mozaikleri olmadan anlatmak eksik kalır. Kentte ve çevresindeki villalarda bulunan taban mozaikleri bugün dünyanın en geniş mozaik koleksiyonlarından birini oluşturuyor.

Radar TürkiyeRadar Türkiye4 Kasım 2026
Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Antakya Mozaikleri ve Müzedeki Yerleri

Antakya'yı mozaikleri olmadan anlatmak eksik kalır. Kentte ve çevresindeki villalarda bulunan taban mozaikleri bugün dünyanın en geniş mozaik koleksiyonlarından birini oluşturuyor. Bu yazı mozaik sanatının nasıl yapıldığını, Antakya mozaiklerinin hangi dönemden ve hangi yerleşimlerden geldiğini, nasıl ve kimler tarafından gün ışığına çıkarıldığını ve bugün hangi eserlere nerede bakabileceğinizi anlatıyor. Amaç, müze salonuna girdiğinizde önünüzdeki taş resmi neyin ne olduğunu bilerek okuyabilmeniz.

Taştan resim nasıl yapılır

Hatay Valiliği'nin Konuşan Mozaikler adlı yayını yapım tekniğini sade bir dille anlatır. Önce sert toprak üzerindeki zemin harçla düzlenir. İlk örneklerde süsleme için çoğunlukla siyah ve beyaz çakıl taşları kullanılmıştır. Zamanla çakıllar farklı renklere boyanmış, sonra yontulmaya başlanmıştır. Taşlar küp, üçgen prizma ve dörtgen biçiminde kesilip önceden hazırlanır, ardından pano işlenirdi.

Yayına göre Hellenistik çağda, yani MÖ 3. ile 1. yüzyıllar arasında, çakıl taşının yanında mermer parçaları ve cam da kullanılmaya başlanmıştır. Boyanmış cam ve renkli sırlı seramik parçalar mozaik sanatında çok daha zengin eserlerin önünü açmıştır. Cam parçalar özellikle ışık vurduğunda parladıkları için değer kazanmıştır. Aynı kaynak bilinen en eski taban mozaiğinin Gordion'da bulunduğunu ve MÖ 8. yüzyıla ait olduğunu yazar.

Mozaikler Roma ve Bizans dönemlerinde özellikle konutların ve hamamların tabanını ve duvarlarını süslemek için yapılmıştır. İlk dönemlerde konu çoğunlukla geometrik motiflerdir. Malzeme çeşitlendikçe insan, hayvan ve bitki figürleri ile gündelik hayattan sahneler eklenmiş, mitolojik kahramanların hikayeleri de bu yüzeylere taşınmıştır.

Antiokheia'nın zengin döşemeleri

Valiliğin yayınına göre Hatay Arkeoloji Müzesi'nde ağırlıklı olarak MS 2. ile 5. yüzyıllar arasında yapılmış Roma ve Bizans yapılarından çıkarılan mozaikler sergilenir. Müzenin salonlarındaki figürlü mozaiklerin çoğu Roma sanatının klasik dönemi olarak bilinen 2. ve 3. yüzyıllara, Antoninus ve Severus hanedanlarının dönemine tarihlenir.

Bu döşemelerin önemli bir kısmı Daphne'den, bugünkü Harbiye'den gelir. Valilik yayını Daphne'yi dönemin görkemli villalarının ve saraylarının bulunduğu, dört bir yandan gelen konukların ağırlandığı bir sayfiye olarak anlatır. Bu villalar eşsiz mozaiklerle süslenmiş ve Antakya zamanla mozaikleriyle ün kazanan bir sanat merkezine dönüşmüştür. Necmi Asfuroğlu Arkeoloji Müzesi'nin Bakanlık sayfası da kentin MÖ 300 yıllarında I. Selevkos tarafından kurulduğunu ve Roma, Bizans ve Osmanlı dönemleri boyunca Doğu Akdeniz'in önemli kentlerinden biri olduğunu hatırlatır.

1932 ile 1939 arasındaki kazılar

Kültür Portalı, Hatay'da kazı çalışmalarının ilk kez 1932'de başladığını yazar. Müzenin asıl zenginliğini oluşturan mozaikler, 1932 ile 1939 arasında Princeton Üniversitesi'nin öncülük ettiği araştırmalarla ortaya çıkarılmıştır. Kazılar başta Antakya ve Harbiye olmak üzere Narlıca, Güzelburç ve Samandağ'daki Seleukeia Pieria'da sürdürülmüştür.

Aynı kaynağa göre bu kazılarda bulunan mozaiklerin bir bölümü bugün dünyanın yaklaşık yirmi müzesine ve özel koleksiyonuna dağılmış durumdadır. Antiokheia kökenli eserler Hatay Arkeoloji Müzesi'nin yanı sıra Princeton Üniversitesi Sanat Müzesi, Worcester Müzesi ve Louvre gibi müzelerde saklanır ya da sergilenir. Bakanlığın müze sayfası da bu dağılımı aynı biçimde aktarır. Bu yüzden Antakya'dan bir mozaiği görmek, bazen ABD'deki ya da Fransa'daki bir salonda da mümkündür.

Kültür Portalı aynı yıllarda Amik Ovası'ndaki höyüklerde Chicago Üniversitesi'nin, Samandağ'daki El Mina mevkiinde ise British Museum adına yürütülen kazıları da anar. Mozaikler bu geniş araştırma döneminin en görünür mirasıdır.

Mozaikler müzeye nasıl yerleşti

Kültür Portalı'na göre Hatay Arkeoloji Müzesi ilk kez 1948'de ziyarete açılmış, 2014'ten bu yana ise çağdaş müzecilik anlayışıyla tasarlanan yeni binasında hizmet vermektedir. Valiliğin 2011 tarihli yayını, eski binada yüz yirmiye yakın mozaiğin panolar halinde sergilendiğini, yetmişe yakın mozaiğin ise yer darlığı yüzünden depoda beklediğini yazar. Yeni bina bu sıkışıklığa bir çözümdür.

Bakanlığın müze sayfasına göre bugün sergilenen mozaiklerin toplam alanı 3250 metrekareyi bulur ve müze bu yüzden dünyanın en büyük mozaiklerinin sergilendiği müze unvanını taşır. Valilik ise yeni binada MS 2. ile 5. yüzyıllar arasındaki mozaiklerin mimari mekan canlandırmalarıyla birlikte sergilendiğini belirtir. Böylece bir taban mozaiği, ait olduğu odanın düzeni içinde görülebilir.

Hangi mozaik nereden geldi

Bakanlık ve Kültür Portalı, müzenin en dikkat çeken mozaikleri arasında Terkedilmiş Ariadne, Yakto, Satyr ve Hermaphroditos, Mevsimler, Venüs'ün Doğuşu, Artemis ve İskelet mozaiklerini sayar. Valiliğin yayını ise eserlerin buluntu yerlerini tek tek verir; bu bilgiler salonlarda neye baktığınızı anlamanızı kolaylaştırır.

Yakto Mozaiği MS 5. yüzyıla tarihlenir ve Harbiye'den gelir. Ortadaki madalyonda büyük ruh anlamına gelen bir kişileştirme yer alır, çevresinde ise adları başlarının üstüne yazılmış avcılar ve hayvan mücadeleleri görülür. Mozaiği asıl ilginç kılan, dış bordürüdür. Valilik yayınına göre bu bordürde Antakya ve Harbiye'deki 5. yüzyıl yapıları adlarıyla birlikte gösterilmiştir: bir köprü, Pallas kaynağı, hamamlar, olimpiyat stadyumu, kapalı çarşı ve evler bunlardandır. Bordür ayrıca satıcılar, yolcular ve süvariler gibi gündelik hayattan sahneler taşır; yani mozaik, antik kentin taştan bir haritası gibi okunabilir.

Mevsimler Mozaiği MS 2. yüzyıla aittir ve yine Harbiye'den gelir. Spiral şeritlerle ayrılmış dokuz sahneden oluşur. Dört köşede mevsimleri temsil eden figürler, diğer bölümlerde ise mitolojiden alınmış sahneler bulunur. Yaz figürünün elinde başak demeti ve orak, sonbaharınkinde meyve dolu bir sepet görülür.

Talassa Deniz Mozaiği MS 5. yüzyıldandır ve Harbiye'deki Yakto'dan çıkarılmıştır. Dalgalar arasından yükselen deniz kişileştirmesinin çevresinde balık avlayan ve yunuslara binen çocuklar görülür. Valilik yayını bu mozaiğin önemli bir özelliğini özellikle not eder: deniz rengi cam küp kullanılmadan, yalnızca taşla verilmiştir.

Tarsus Mozaiği adından da anlaşılacağı gibi Hatay dışından gelir. Yayına göre eser 1948'de Tarsus'ta bir yapının temeli kazılırken ortaya çıkmış, kazıyı Hatay Arkeoloji Müzesi yapmış ve mozaik on beş parçaya bölünerek müzeye taşınmıştır. Yedi metreye sekiz metre boyutundaki döşemenin bir panosunda, çevresindeki vahşi hayvanlar sakin sakin dinlerken lir çalan Orpheus görülür.

Deniz konusu koleksiyonda tek bir eserle sınırlı değildir. Valilik yayını iki ayrı Okeanus ve Tethys mozaiğini anar: biri MS 4. yüzyıla ait ve Harbiye'den, öteki MS 2. yüzyıla ait ve Antakya'dan gelir. İkincisinde Okeanus bir kayanın üzerinde oturur ve omzuna dayadığı bir dümen sopası tutar, karşısında Tethys yer alır; arka planda balıklar, deniz kabukları ve yılan balıkları yüzer. Harbiye'deki Yakto'dan gelen MS 2. yüzyıla ait Amazon Mozaiği ise pembe bir atın üzerinde aslana mızrak saplayan bir avcıyı ve onun arkasında şemsiye tutan atlı bir yardımcıyı gösterir. Yayın, sahnenin sağındaki ağacın yapraklarının biçiminden bir çınar olduğunu anlatır.

Gündelik hayatın küçük panoları da en az büyükleri kadar dikkat çeker. Narlıca çevresinde bir banyonun döşemesi olarak bulunan Soteria Mozaiği MS 5. yüzyıla aittir ve başında altın bir çelenk taşıyan bir kadın figürüyle sağlığı simgeler. Kemgöz ve Bahtiyar Kambur mozaikleri ise Roma evlerinin girişine nazarlık olarak döşenmiştir; ikisinde de Yunanca size de anlamına gelen bir yazı bulunur. Harbiye'den gelen Güneş Saati Mozaiği'nde saate bakan neşeli bir figür ve günün işinin bittiğini anlatan bir yazı görülür.

Yerinde korunan mozaikler

Antakya'da mozaiği görmenin ikinci bir yolu da vardır. Necmi Asfuroğlu Arkeoloji Müzesi, 2009'da kent merkezinde bir inşaatın kazılarında ortaya çıkan kalıntıların yerinde korunarak sergilenmesi için kurulmuş ve 2019'da Kültür ve Turizm Bakanlığı'na devredilmiştir. Bakanlığa göre burada Roma dönemi taban mozaikleri bulundukları yerde sergilenir ve müze bu özelliğiyle dünyadaki sayılı örneklerden biridir.

Bu müzede MS 2. yüzyıla tarihlenen bir villa mozaiği öne çıkar. Dört panelden oluşan döşemenin ana panelinde kanatlı at Pegasus ve onu bir törene hazırlayan üç su perisi yer alır. Daha küçük panellerde ilham perileri ve onlardan biri olan Kalliope ile yazar Hesiodos'un karşılaşması işlenmiştir. Bakanlık ayrıca 1050 metrekarelik bir mozaiği dünyanın en büyük tek parça mozaiği olarak kabul edilen eser diye anar.

Müzede mozaik nasıl okunur

Bir mozaiğe önce uzaktan bakın; geometrik bordürler ve panellerin düzeni ancak mesafeyle anlaşılır. Sonra yaklaşın ve figürlerin başlarının üstündeki Yunanca yazılara dikkat edin; Yakto'daki avcılar ve gündelik hayat panolarındaki kişileştirmeler bu yazılarla tanımlanır. Işığın düştüğü yerlerde cam parçaların parıltısını, Talassa gibi eserlerde ise yalnızca taşla elde edilen renk geçişlerini arayın.

Antakya'daki iki müzeyi aynı güne koymak mümkündür: birinde kentin dört bir yanından toplanmış koleksiyonu, ötekinde mozaiği bulunduğu zeminde görürsünüz. Ziyaret koşullarını gitmeden her iki müzenin resmi sayfasından kontrol edin.

Kaynaklar

Yorumlar

0/1000

İlk yorumu sen yaz