Ana içeriğe atla
Radar Türkiye
Etkinlikleri uygulamada keşfet
Aç
Radar Türkiye

Ankara'da Kış Günü, Kapalı Müzeler ve Kar Manzaraları

Ankara'nın kışı gerçek bir kıştır. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün 1927'den bu yana tuttuğu ölçümlere göre şehirde ocak ayının ortalama sıcaklığı sıfırın hemen üstünde, ortalama en düşük sıcaklığı ise sıfırın altındadır.

Radar TürkiyeRadar Türkiye15 Ekim 2026
Henüz puan yok

Beğenmek ve puan vermek için giriş yap

Ankara'da Kış Günü, Kapalı Müzeler ve Kar Manzaraları

Ankara'nın kışı gerçek bir kıştır. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün 1927'den bu yana tuttuğu ölçümlere göre şehirde ocak ayının ortalama sıcaklığı sıfırın hemen üstünde, ortalama en düşük sıcaklığı ise sıfırın altındadır. Ocakta güneş günde ortalama iki buçuk saat kadar görünür. Şehrin kayıtlı en kalın karı 31 Ocak 1950'de ölçülen 33 santimetredir. İklim sınıflandırmasında Ankara soğuk yarı kurak iklim grubunda yer alır; yükseltisi ve denizden uzaklığı nedeniyle kışları soğuk ve karlı, yazları sıcak ve kuraktır. Bu soğuk, şehri gezmeyi zorlaştırmaz, yalnızca planı değiştirir. Uzun yürüyüşler yerine sıcak salonlar, öğleden sonraya sarkan geziler yerine erken başlayan sabahlar gerekir. Bu yazı Ankara'da bir kış gününü kapalı müzeler ve karlı manzaralar arasında nasıl kurabileceğinizi anlatıyor.

Kışa göre plan yapmak

İlk kural günü erken başlatmaktır. Ankara İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, bağlı müzelerin ve ören yerlerinin 2025-2026 kışında ekimden nisana kadar kış saati uygulayacağını duyurmuştu; bu dönemde müzeler yaz aylarından daha erken kapanıyor ve gişe kapanıştan önce giriş işlemlerini tamamlamak gerekiyor. Gün de kısa olduğu için karlı manzaraları ışık varken görmek, müzeleri ise öğleden sonraya bırakmak mantıklıdır. Aynı ölçümlere göre ocak ve aralıkta ayda ortalama on bir ila on iki gün yağışlı geçtiğini de hesaba katın.

Ulus'ta sıcak bir sabah

Kış gününe Ulus'ta, Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde başlayabilirsiniz. Müze, Osmanlı dönemine ait iki tarihi yapıda, Mahmutpaşa Bedesteni ile Kurşunlu Han'da yer alır. Hikayesi 1921'de Ankara Kalesi'nin Akkale burcunda açılan küçük bir Eti Müzesi'ne uzanır. Yer yetmeyince bedesten ile han onarıldı; 1938'de başlayan restorasyon 1968'de tamamlandı. 1997'de Avrupa'da Yılın Müzesi seçilen müzede eserler kronolojik sırayla, Paleolitik Çağ'dan Frig ve Urartu krallıklarına uzanan bölümlerde sergileniyor. Restorasyon sürerken bedestenin onarımı biten orta mekanı 1943'te ziyarete açılmıştı. Müze 2014'te yeniden düzenlendi; bugün sanal turlar, canlandırmalar ve Göbeklitepe'nin T biçimli dikmelerinin replikaları da sergide yer alıyor. Kapalı bir çarşının kubbeleri altında binlerce yıl dolaşmak, dışarıda kar yağarken geçirilecek en iyi saatlerden biridir. Müzenin resmi sayfası bazı salonların bakım onarım nedeniyle dönemsel olarak kapalı olabildiğini duyuruyor; gitmeden önce güncel durumu muze.gov.tr üzerinden kontrol edin.

Kalede kar

Müzeden çıkınca birkaç dakikalık yokuşla Ankara Kalesi'ne çıkılır. Kalenin ne zaman yapıldığı kesin bilinmez; Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde defalarca onarılmıştır. Roma İmparatoru Caracalla surları 217'de onarttı, Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad da kaleyi yeniden elden geçirtti. İç kale yaklaşık 43.000 metrekarelik bir alanı kaplar ve 14 ila 16 metre yüksekliğindeki duvarlarında çoğu beşgen 42 burç vardır. Duvarlara yakından bakınca sütun başlıkları, mermer bloklar ve lahit parçaları görürsünüz; 8. ve 9. yüzyıllarda kaleyi hızla onarmak için yakındaki Roma yapılarının parçaları duvara örülmüştür. İç kalenin duvarları boyunca dizilen beşgen burçlar ve güneydoğu köşesindeki Akkale, karla örtüldüğünde çizgileri daha belirgin görünür. Surların içindeki taş sokaklar karda ve buzda kayganlaşır; tabanı kaymayan ayakkabı giyin, burçlara çıkarken dikkatli olun. Açık bir kış sabahında kaleden bakınca şehrin damlarını ve uzaktaki tepeleri beyaz bir örtü altında görebilirsiniz.

Etnografya Müzesi'nde öğle

Ulus'tan Opera yönüne geçince, eski adı Namazgah Tepesi olan sırtta Etnografya Müzesi'ni bulursunuz. Mimar Arif Hikmet Koyunoğlu'nun tasarladığı bina 1925'te başlanıp 1926'da tamamlandı ve 1930'da ziyarete açıldı; müze, Afgan Kralı Amanullah Han'ın 27 Mayıs 1928'deki ziyaretini ilk açılış tarihi olarak kabul eder. Binanın başlangıçta arkeoloji müzesi olarak düşünüldüğü de kaynaklarda geçiyor. 21 Kasım 1938 ile 10 Kasım 1953 arasında giriş holündeki alan Atatürk'ün geçici kabri olarak kullanıldı; müze 18 Mayıs 1956'da yeniden açıldı. Bugün salonlarında ahşap işçiliği örnekleri, yazma eserler, çini ve porselen, halı ve kilim koleksiyonu ile bir Ankara Evi bölümü yer alıyor. Binaya 28 basamaklı bir merdivenle çıkılır, cephe küfeki taşıyla kaplıdır. Ahşap eserler salonunda Selçuklu Sultanı III. Keyhüsrev'in 13. yüzyıla ait tahtı ve Ahi Şerafettin'in 14. yüzyıl ahşap sandukası gibi parçalar, Anadolu ağaç işçiliğinin en iyi örnekleri arasında sayılır. Kubbeli holün ve iç avlunun sakinliği, soğuk bir öğlen için iyi bir moladır. Binanın önündeki atlı bronz heykeli 1927'de İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica yapmıştır.

Karda Anıtkabir

Kar yağdıktan sonraki ilk açık günde Anıtkabir'e gidin. Mimarlar Emin Onat ile Orhan Arda'nın tasarladığı yapı Rasattepe'de 1944'te başlanıp 1953'te tamamlandı. Girişten tören meydanına uzanan 262 metrelik Aslanlı Yol'un iki yanında yirmi dört aslan heykeli, araya serpilmiş ardıçlar ve güller bulunur. Girişe 26 Ağustos 1922'yi anan 26 basamaklı bir merdivenle çıkılır. Oturur pozisyondaki mermer aslanları yapan Hüseyin Anka Özkan, İstanbul Arkeoloji Müzesi'ndeki Hitit dönemine ait Maraş Aslanı'ndan esinlenmiştir. Yolun zemininde Kayseri'den getirilen bej travertenler kullanılmıştır. Mimarlar anıt mezar için Halikarnas Mozolesi'ni örnek almıştır. Karla örtülü aslanlar ve sarı traverten zemin, kışın en çok fotoğraflanan Ankara görüntülerinden biridir. Bu yazının kapak fotoğrafında olduğu gibi, eriyen karın ıslattığı traverten anıt mezarın yansımasını tutar. Anıtkabir'in büyük bölümünü kaplayan Barış Parkı da karlı günlerde sessiz bir yürüyüş alanına döner. Basamaklar ve meydan buzlanabilir, adımlarınıza dikkat edin.

Tandoğan'da sanayi tarihi

Öğleden sonra için Yenimahalle'deki MKE Sanayi ve Teknoloji Müzesi iyi bir kapalı duraktır. 22 Mayıs 2013'te açılan müze, II. Abdülhamid döneminde yapılmış eski bir süvari kışlasının yerinde duruyor. Kışla 20 Kasım 1922'de çıkan bir yangında tamamen yandı ve yerine bugünkü bina yapıldı. Kaynaklara göre Mustafa Kemal yangından sonra burayı ziyaret etmiş ve yerine daha iyisinin yapılması gerektiğini söyleyerek Türk, öğün, çalış, güven sözünü burada dile getirmiştir. Müzenin yaklaşık 4.500 metrekare kapalı, 10.000 metrekare açık alanı var. Müzede Türkiye sanayi tarihine ait binden fazla belge ve nesne, üretim tezgahları ve eski silahlar sergileniyor. En çok bilinen parça, Kurtuluş Savaşı sırasında defalarca doldurulup kullanılan Gazi Kovan'dır. Kültür Portalı müzenin Pazar günleri ve resmi tatillerde kapalı olduğunu yazıyor; ziyaret koşullarını gitmeden önce kontrol edin.

Etimesgut'ta uçaklar

Biraz daha uzağa gitmek isterseniz Etimesgut'taki Hava Kuvvetleri Müzesi'ni seçin. İstanbul Yolu'nun on ikinci kilometresindeki Şaşmaz mevkiinde bulunan müze 18 Eylül 1998'de açıldı. Açık sergi alanında uçaklar, silahlar ve yer savunma sistemleri duruyor; karlı bir günde kanatlarına kar yığılmış uçaklar ilginç bir görüntü verir. Asıl sıcak saatler kapalı salondadır. Burada Türk ve dünya havacılığının önemli olayları fotoğraf, maket ve canlandırmalarla kronolojik olarak anlatılır; Hezarfen Ahmed Çelebi ile Lagari Hasan Çelebi'nin uçuş denemelerine ait modeller ve ilk yerli uçakların maketleri de burada. Açık alandaki uçaklar arasında farklı ülkelerin hava kuvvetlerinin armağan ettiği MiG serisi uçaklar ve bir belgesel film için yapılmış Fethi Bey adlı Blériot kopyası da bulunuyor. Salonun bir köşesi, eşyalarını kendisi bağışlayan ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen'e ayrılmıştır. Ziyaretçiler bir eğitim uçağının ve bir av uçağının kokpitine oturabilir. Kaynaklar müzenin pazartesi günleri kapalı olduğunu belirtiyor.

Kayak için kısa bir not

Ankara'nın yakınında kayak yapılabilecek bir yer de var. Elmadağ Kayak Merkezi şehrin yaklaşık 17 kilometre güneydoğusunda, Elmadağ'ın kuzey yamacında, 1500 ile 1850 metre arasındaki yükseklikte yer alır. Vikipedi'ye göre ocak ile mart arası kayak sezonu sayılır ve tesislerin önemli bir kısmı üniversitelere ve kulüplere aittir. Aynı kaynak sezonda kar kalınlığının genellikle 30 ila 60 santimetre olduğunu, toplam 700 metrelik pistlerin ağaçsız olduğunu yazar. Bahar ve yazın bölge doğa yürüyüşleri için de kullanılır. Merkezin güncel durumuna dair resmi bir kaynak bulamadık; gitmeyi düşünüyorsanız önce ilgili kurumlardan bilgi alın.

Pratik notlar

Ulus'taki müzelere ve kaleye Ulus yönüne giden toplu taşıma araçlarıyla, MKE müzesine Tandoğan yönüne giden araçlarla ulaşılabilir. Karlı günlerde yollar yavaşlayabileceği için ilçelere giden geziyi günün başına alın. Katmanlı giyinin, çünkü kapalı salonlar sıcak, açık alanlar soğuktur. Ziyaret saatleri ve kış dönemi uygulamaları değişebildiği için her müzenin güncel bilgisini resmi sayfasından kontrol edin.

Kaynaklar

Yorumlar

0/1000

İlk yorumu sen yaz